Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2022/6466 E. 2022/8553 K. 27.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6466
KARAR NO : 2022/8553
KARAR TARİHİ : 27.10.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacılar vekili ile davalılardan Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R
Davacılar … ve … vekili 02.11.2011 havale tarihli dava dilekçesiyle, …ilçesi … Köyünde ikamet eden davacıların bahçesi olan 249 parsele komşu 17.000 m2’lik arazinin, davacılar ve onlara miras bırakanlar tarafından 1920’li yıllardan beri kullanıldığını, arazi üzerinde imar ve ihya yapıldığını, arazinin 50 yılı aşkın süredir ekilip biçildiğini, dava konusu yerin tapusunun olmadığını, dava konusu arazide davacıların malik sıfatı ile tasarrufta bulunduklarını, zilyetlik koşullarının davacılar yararına oluştuğunu ileri sürerek, taşınmazın davacılar adına tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece verilen, davanın kısmen kabulüne, … ili… ilçesi … Köyünde bulunan 249 nolu parsele komşu davaya konu yerin 24.06.2013 tarihli bilirikişi raporunda ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 2.182,65 m²’lik kısmı ile (B) harfi ile gösterilen 4.350,83 m² kısım olmak üzere toplam 6.538,48 m²’lik kısmın davacılar adına tapuya tesciline ilişkin önceki hüküm, davalılardan Hazine vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 03.04.2014 tarihli ve 2014/1252 Esas, 2014/4077 Karar sayılı ilamıyla; “Uzman bilirkişi kurulu tarafından dosyaya sunulan raporda çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman tahdidi dışında kaldıkları belirtildiği halde, memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planında çekişmeli taşınmazın ne olarak gözüktüğünün açıklanmadığı, ziraatçı bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın zilyetlik ile kazanılabilecek yerlerden olup olmadığı, zilyetlik süre ve koşullarının yeterli olup olmadığı yönünde açıklama yapılmadığı gibi, yerel bilirkişi ve tanık beyanlarında da taşınmazın zilyetlik süre ve koşulları yönünden yeterli beyanda bulunulmadığı, komşu parsellerin dayanak tapu kayıtları da getirtilip yerinde uygulanmak suretiyle çekişmeli taşınmaz yönünü ne olarak gösterdiği hususlarının da açıklığa kavuşturulmadığı belirtilerek, eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesinin isabetsizliğine,” değinilerek bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, dava tarihinden itibaren geriye dönük 20 yıl içinde çekilmiş hava fotoğrafları ve memleket haritasında, taşınmazda tarımsal herhangi bir faaliyetin bulunmadığı, sahanın bakir olduğu, mahalli bilirkişi ve davacı tanığının beyanı ile de taşınmazın 1970’li yıllardan sonra kullanılmadığı bu hali ile taşınmazda zilyetlik ile kazanılabilicek kültür arazisinin bulunmadığı, kaldi ki taşınmazdaki eğimin %8 ile %15 üzerinde olduğu Hukuk Genel Kurulu’nun 15.11.2000 tarihli ve 2000/20 -1663 Esas 2001/1694 Karar sayılı kararında da açıklandığı gibi eğimi %12’nin üzerinde olan toprak ve orman muhafaza karakteri taşıyan funda veya makiliklerle örtülü yerlerin orman niteliğinde ve 6831 sayılı Kanun’un 1/i bendi kapsamı dışında olduğu gözetilmekle davacıların imar ve ihyaya dayalı kazanım koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili ile davalılardan Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Türk Medenî Kanunu’nun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1940 yılında 3116 sayılı Kanuna göre orman tahdit kadastro çalışmaları yapılmış ve kesinleşmiştir. 1964 yılında arazi kadastro çalışmaları yapılmış ve 1966 yılında kesinleşmiştir. 1989 yılında 6831 sayılı Kanun hükümlerine göre orman kadastrosu ve 2/B çalışmaları vardır.
Bilindiği üzere; 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 27/1. maddesi hükmüne göre, “Mahalli hukuk mahkemelerinde görülmekte olan kadastro ile ilgili ve henüz kesinleşmemiş bulunan taşınmaz mala ilişkin davalar hakkında o taşınmaz mal için kadastro tutanağı düzenlendiği tarihte bu mahkemelerin görevi sona erer ve davalara ait dosyalar Kadastro Mahkemesine re’sen devrolunur.” Aynı Kanun’un 26/son maddesi hükmüne göre de, “Kadastro Mahkemesinin yetkisi her taşınmaz mal hakkında kadastro tutanağının düzenlendiği günde başlar.”
Dosya arasında bulunan … Valiliği Kadastro Müdürlüğünün 28.6.2022 tarihli yazısına göre, dava konusu alanda 3402 sayılı Kanun’a göre tahdit ve tespit işlemleri yapılmış ve askı ilanına çıkarılmış olup, dava konusu edilen taşınmazın kadastro tutanağı düzenlenin kısımları hakkında az yukarıda açıklanan Kadastro Kanunu hükümleri uyarınca görevsizlik kararı verilmek suretiyle dava dosyasının görevli Kadastro Mahkemesine gönderilmesi, kadastro tutanağı düzenlenmeyen kısımlar ile ilgili olarak ise toplanmış ve toplanacak deliller çerçevesinde karar verilmesi gerekirken bu hususlar gözardı edilmek suretiyle hüküm tesis edilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA; bozma nedenine göre davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz eden davacılara iadesine, 27.10.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.