YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10868
KARAR NO : 2022/13139
KARAR TARİHİ : 26.10.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
No :
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı ile Fer’i Müdahil SGK vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı ile Fer’i müdahil SGK vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı işverene ait işyerinde 1998-2008 yılları arasında tam zamanlı olarak çalışan davacının evlilik nedeni ile işyerinden ayrılmasına rağmen yaptığı programın dinlenilme oranının yüksekliğinden dolayı 2008 yılı Ağustos ayından itibaren 2015 yılı Ağustos ayına kadar 18.00-21.00 saatleri arasında çalışmasına devam ettiğini beliterek; hizmet tespitine dair karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle,davacının 08/07/2008 tarihinde evlendiğini ve 15/07/2008 tarihinde iş yerinden ayrıldığını, bu tarihten sonra işyerinde çalışmadığını belirtmiştir.
Kurum vekili cevap dilekçesi ile; davanın reddini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, davanın kabulü ile; … sigorta sicil numaralı davacının … Kurum sandık numaralı davalı işyerinde 01/08/2008-31/08/2015 tarihleri arasında ayda 9 gün olacak şekilde kısmi süreli çalışmasının olduğunun tespitine, dair karar verilmiştir
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ara ara yaptığı radyo programlarının ücretinin gider pusulası ile kendisine ödenmiş olduğunu, şirkete giriş – çıkışlardaki parmak okuma kayıtlarından ve tanık beyanlarından davacının şirkette yarı zamanlı kesintisiz çalışması bulunmadığının anlaşıldığını, davacıya ait parmak izi okuyucu sistem kayıtlarına göre hüküm altına alınan tarih aralığını kapsayan ve hafta içerisinde tekabül eden bazı günlerde uzun süreli bir şekilde devamsız olduğu dikkate alınmadan salt tanık beyanlarıyla kesintisiz çalışması olduğu kanaatine varılmasının hatalı olduğunu, belirterek istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
Fer’i müdahil Kurum vekili; mahkemece yeterli araştırma yapılmadığını, sadece tanık beyanları ile çalışmasının kesintisiz olduğunun tespit edilemeyeceğini, davanın hiç bir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ispat edilemediğini belirterek, istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
… Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesince, davalı vekilinin ve fer’ müdahil Kurum vekilinin istinaf istemlerinin 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine, dair karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı ve fer’ i müdahil Kurum vekilleri, istinaf gerekçeleri ile aynı doğrultudaki gerekçelerle kararın bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Sosyal Güvenlik Hukukumuzda, “sosyal sigortalarda çokluk”, bir başka anlatımla bireylere olabildiğince sosyal sigorta hakkı tanıma, “yararlanmada ve yükümlülükte teklik” ilkesi egemendir. Buna göre, aynı tarihlerde farklı sosyal güvenlik kuruluşları kapsamında bulunulamaz. Çifte sigortalılık olarak adlandırılan bu statü, kanun hükümleriyle engellenmiştir. Belirtilmelidir ki, anılan düzenlemelerde yer alan “emekli sandıklarına aidat ödemekte olanlar” ibareleri, “başka sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olanlar” şeklinde anlaşılmalı, “sosyal güvenlik kuruluşları ibarelerinin de aynı zamanda “sosyal güvenlik kanunları” terimlerini içerdiği kabul edilmelidir.
01.10.2008 tarihinden itibaren yürürlüğe giren, 5510 sayılı Kanunun 53’üncü maddesi uyarınca; sigortalının aynı Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerinden birden fazlasına aynı anda tabi olunmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde; öncelikle (c) bendi kapsamında, (c) bendi kapsamında sigortalılık yoksa ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılacaktır.
5510 sayılı Kanunun anılan 53’üncü maddesi, 6111 sayılı Kanunun 33’üncü maddesiyle değiştirilmiş; sigortalının 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) ile (c) bendinde yer alan sigortalılık statülerine aynı anda tabi olunmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde; öncelikle (c) bendi kapsamında, (a) ile (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde çalışması halinde ise (a) bendi kapsamında sigortalı sayılacağı düzenlemesi getirilmiş; ancak, değişikliğe ilişkin anılan 33’üncü madde de ayrıca söz konusu değişikliğin maddenin yürürlük tarihinden öncesi için uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır. 6111 sayılı Kanunun yürürlüğe dair 215/b maddesiyle; “…33… maddesi yayımı takip eden ayın birinci günü yürürlüğe gireceği düzenlenmiştir. 6111 sayılı Kanun 25.02.2011 tarihinde yayımlanmış olup; bu durumda anılan değişiklikler 01.03.2011 tarihinden itibaren uygulanabilecektir. Başka bir deyişle 5510 sayıllı Kanunun 53. maddesi ve bu maddede yapıılan değişikliklerin ancak yürürlüğe girdikleri tarihten itibaren uygulanabilecekleri dikkate alınmalıdır.
5510 sayılı Kanunun yürürlükte olmadığı 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin olarak bu tür çakışan (ikili) sigortalılığa ilişkin uyuşmazlıkların çözümü için ise, gerçek ve fiili çalışmanın, başka bir anlatımla baskın sigortalılık olgusunun hangi Kurum ve Kanun kapsamında gerçekleştiği belirlenmeli, aynı döneme rastlayan gerçek ve fiili çalışmalardan hangisinin sigortalının hayatında ekonomik olarak baskın çalışma niteliği taşıdığı ortaya konulmalıdır. Şu durumda 506 sayılı ve 1479 sayılı Kanunlar kapsamında veya 5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri çerçevesinde birleşen (çakışan) zorunlu sigortalılık olgusuna ilişkin olarak; 5510 sayılı Kanunun yürürlükte olmadığı 01.10.2008 tarihi öncesi dönem yönünden baskın sigortalılığa üstünlük tanınmalı, 01.10.2008 – 01.03.2011 dönemi yönünden 5510 sayılı Kanunun 53. maddesi gereğince ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınmalı, 01.03.2011 tarihinden itibaren ise anılan maddede 6111 sayılı Kanunla yapılan değişiklik gözetilerek hizmet akdine dayalı çalışmaya değer verilmelidir.
Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ışığında, eldeki dava irdelendiğinde; dosya kapsamında davacının talep konusu dönemi içerir 5510 4/ 1- b madde kapsamında sigortalılık varlığının anlaşılması karşısında; işaret edilen yasal mevzuat kapsamında çakışan sigortalılık hükümleri tartışılarak; hangi çalışmaya üstünlük tanınması gerekiyorsa o sigortalılığın geçerli olacağının dikkate alınması gereğinin yerine getirilmemesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Mahkemece, davacının baskın çalışması, yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular ışığında ve usulünce irdelenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı ve fer’i müdahil Kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak; İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesi ile kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.