Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/9210 E. 2009/6640 K. 11.05.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/9210
KARAR NO : 2009/6640
KARAR TARİHİ : 11.05.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, ilk işe giriş bildirgesindeki nüfus bilgileri düzeltilerek giriş bildirgesinin kendisine ait olduğunun ve sigortalılık başlangıç tarihinin 30.06.1972 olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Davacı ilk giriş bildirgesindeki nüfus bilgileri düzeltilerek giriş bildirgesinin kendisine ait olduğunun ve sigortalılık başlangıç tarihinin 30.06.1972 olarak tespitini istemiştir.
Mahkemece, istemin kabulü ile davacının sigortalılık başlangıcının 30.06.1972 tarihi olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Dava sigortalılık başlangıcı ve bildirgenin aidiyetine ilişkindir.Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı ise giriş bildirgesinin varlığı yeterli değildir.Aynı zamanda o kimsenin eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da bu husus özellikle vurgulanmıştır. Buna göre dava konusu giriş bildirgesindeki giriş tarihi dikkate alınarak aynı dönemde birlikte çalışan ve Kuruma ait dönem bordrolarında yer alan, bunlar olmadığı takdirde komşu işyerlerinin kayıtlarına geçmiş kişilerin bilgilerine başvurulmalıdır. Öte yandan aidiyete ilişkin davaların özelliği göz önününde bulundurularak sonuca şüphe ve tereddüte yer vermeyecek şekilde varılmalıdır. Bu bağlamda giriş bildirgesindeki bilgiler üzerinden nüfus kayıtları araştırılmalı, bildirgedeki sigortalı imzası üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmalı, aynı dönemde birlikte çalışan bordro tanıklarının, olmadığı takdirde komşu işyerlerinin kayıtlı çalışanlarının beyanlarına başvurulmalı, deliller olabildiğince toplanmalıdır.
Mahkemece, yukarıda belirtilen araştırma ve incelemenin kısmen yapıldığı, sigortalı ismi, baba ismi ve doğum tarihindeki farklılıklar nazara alınarak merkez ve diğer ilçelerden de nüfus kaydı ile ilgili bilgi alınmadığı, muhtar beyanına bağlı kalınmaksızın zabıta yoluyla ilgili köyden araştırma yaptırılmadığı, imza incelemesi yoluna gidilmediği, dinlenen tanıkların 1972/3. dönem üç aylık dönem bordosunda yer aldıkları dava konusu tarihte çalışmalarının bulunmadığının dikkate alınmadığı, davacının 04.11.1970-04.07.1972 tarihleri arasında askerlik görevini yerine getirdiğine dair yazı bulunmasına karşılık çalıştığını iddia ettiği tarih ile askerlik süresinin çakıştığının göz ardı edildiği ve bu konuya açıklık getirilmediği, davacının isteminin 30.06.1972 tarihi olması, giriş bildirgesindeki çalışma başlangıç tarihinin 12.06.1972 olarak gösterilmesi, Sadık Abay’a ait çalışmaların ise 1972/3. dönem bordrosunda 10 gün olarak gösterilmiş bulunmasının dolayısıyla talep, giriş tarihi ve çalışma arasındaki tezatın giderilmediği netice olarak yetersiz araştırma ve eksik inceleme ile sonuca gidildiği ortadadır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek kurulan hüküm usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 11.05.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.