YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/4020
KARAR NO : 2008/3339
KARAR TARİHİ : 12.05.2008
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan, dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi süresinde duruşmalı olarak istenmiştir. Yargıtay duruşması için gerekli tebligat giderlerinin ödenmemesi nedeniyle duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildi. İnceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; “Dava konusu taşınmazların mera olarak sınırlandırıldığı; davacı tarafından Hazine’ye husumet yöneltilmek suretiyle dava açıldığı, yargılama sırasında Köy Tüzel Kişiliğinin davaya dahil edildiği, meraların mülkiyetinin Hazine’ye, intifa hakkının ise taşınmazın bulunduğu Köy yada Belediye Tüzel Kişiliğine ait bulunduğu, davanın, malik Hazine aleyhine açıldığı, ancak intifa hakkı sahibinin yeni bir davaya taraf olmalarının engellenmesi için davanın Köy Tüzel Kişiliğinin de huzuru ile yürütülüp sonuçlanmasında bütün tarafların yararı bulunduğu; Köy Tüzel Kişiliği’nin davaya dahil edilmek suretiyle husumetin yaygınlaştırılmasını engelleyen bir hükmün mevcut olmadığı; Mahkemenin isteği üzerine davacı tarafın Köy Tüzel Kişiliğini davaya dahil edip bu suretle taraf teşkilini sağladığından taraflardan iddia ve savunmaları ile ilgili delilleri istenerek, işin esasına girilip gerekli değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın, kısmen kabulü ile; çekişme konusu 144 ada 23 sayılı parselin teknik bilirkişi rapor ve krokisinde (F) harfi ile gösterilen 2452.71 metrekarelik kısmının davacı … adına, 144 ada 23 parselin geri kalan ve raporda 23 parsel olarak gösterilen 21478.22 metrekarelik kısmı ile; 144 ada 20 ve 139 ada 315 sayılı parsellerin ise tespit gibi mera olarak sınırlandırılmasına ve mera özel siciline kaydına karar verilmiş,hüküm; davacı … vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, Mahkemece hükmüne uyulan bozma kararında açıklandığı gibi işlem yapılıp, sonucuna göre hüküm verilmiş olmasına, taşınmazların kamu orta malı niteliğinde mera olduklarının mahallinde yapılan keşif ve uygulama ile belirlenmiş olmasına ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 18/2 maddesi uyarınca meraların zilyetlikle iktisabının mümkün bulunmamasına göre davacı tarafın temyiz itirazlarının reddi ile 139 ada 315 ve 144 ada 20 sayılı parsellere ilişkin hükmün ONANMASINA,
2- Tarafların 144 ada 23 sayılı parsele yönelik temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece taşınmazın öncesinin mera olmadığı, tarım arazisi niteliğinde olduğu ve davacı tarafın 20 yıla aşkın zilyetliğinde bulunduğu ancak davacı adına senetsizden tespit ve tescil edilen yerlerin toplam 97547.29 metrekare olduğu, 3402 sayılı Yasa’nın 14.maddesinde
öngörülen sınırlamaya göre ancak 2452.71 metrekarelik taşınmaz tescil edilebileceğinden, davacı tarafın tercihine göre 144 ada 23 parselin (F) ile gösterilen kısmının davacı adına tescili gerektiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; Mahkemenin kabulü dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Mahkemenin hükme esas aldığı 11.6.2007 tarihli teknik bilirkişi raporuna ekli krokisinden (F) ile gösterilen bölümün dava konusu 23 sayılı parsel içinde mi, yoksa bitişikteki 144 ada 92 sayılı mera parseli içinde mi kaldığı anlaşılamamaktadır. Zira söz konusu raporda niza konu 23930.32 metrekare yüzölçümündeki 144 ada 23 sayılı parsel ile 2452.71 metrekarelik (F) kısmın toplamının 26383.64 metrekare olduğu belirtilmiştir. Oysa Mahkemece (F) bölümün 23 sayılı parsel içinde kaldığı kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Kadastro Hakimi doğru, infazı kabil sicil oluşturmakla yükümlü bulunduğu halde, teknik yönden yetersiz ve infazı kabil olmayan rapora göre hüküm kurulması doğru değildir. Kaldı ki niza konusu 144 ada 23 sayılı parsel, 18.6.1972 tarihinde yapılan toprak tevzi çalışmalarında, şagilinin davacı … olduğu, kadim meradan sürülerek tarla haline getirildiği belirtilerek, kamu orta malı mera olarak tahsis edilip, 30.1.1973 tarihinde Köy sınır defterine tescil edildiği, taşınmazın çevresinde bulunan 144 ada 92, 21, 22, 18 ve 19 sayılı parsellerin de Toprak Tevzi Komisyonu tarafından ve kadastro tespitinde mera vasfı ile orta malı olarak sınırlandırıldığı ve tespitlerinin kesinleştiği, taşınmazın dört tarafının kesinleşmiş 92 sayılı mera parseli ile çevrili olduğu anlaşılmaktadır. Mahallinde yapılan keşif sonucu dosyaya ibraz edilen 5.6.2007 tarihli … mühendisi raporunda taşınmazın uzun yıllardır kullanılan kuru tarım arazisi olduğu belirtilmiş ise de; rapor içeriğinden taşınmaz ile etrafında bulunan mera parseli arasında her hangi bir ayırıcı unsur bulunmadığı ve taşınmazın genişletilmeye müsait arazilerden olduğu, hatta davacının nizalı taşınmazın güney sınırından kesinleşmiş 92 sayılı mera parseline doğru genişleterek açma yaptığı ve bu kısmı da niza konusu 23 sayılı parsele kattığı anlaşılmaktadır. Böylece 144 ada 23 sayılı parselin kamu orta malı niteliğinde mera olduğu ve davacının merayı açmak suretiyle tarım arazisi haline getirdiğinin kabulü gerektiği halde, yanlış gerekçeler ile taşınmazın bir kısmının davacı adına tesciline karar verilmesi de isabetsiz olup, davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu nedenlerle reddine, davalı Hazinenin temyiz itirazlarının ise kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 12.05.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.