YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/18314
KARAR NO : 2023/377
KARAR TARİHİ : 08.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 11.08.2015 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında katılan … …’ye yönelik eyleminden ötürü, 15.12.2015 tarihli iddianamesiyle katılan … yönelik eyleminden ötürü iftira suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 267 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle ayrı ayrı dava açılmıştır.
2. Sanık hakkında iftira suçundan açılan iki ayrı dava birleştirilerek Muğla 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 31.05.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında iftira suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan … vekilinin ve katılan … …’nün temyiz istekleri, tanık …’in beyanlarının çelişkili olup hükme esas alınamayacağına, Mahkemenin delillerin takdirinde hataya yaptığına ve suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, hakkında tefecilik suçundan soruşturma yürütüldüğünü öğrenen sanığın, gerçeği bildiği halde, bu soruşturmayı yürüten kolluk görevlilerinden, Başbakanlık İletişim Merkezi’ne (BİMER) ve Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurup, mağdur sıfatıyla ifadesini aldıkları … üzerinde baskı kurmak suretiyle görevlerini kötüye kullandıklarını belirterek, tefecilik soruşturmasında ifade alma işlemini gerçekleştiren katılanlar hakkında soruşturma açılmasını sağlamak suretiyle iftira suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.
2. Sanığın, vekili aracılığıyla, müşterisi olduğunu belirttiği …’in, kendisi hakkında tefecilik suçundan yürütülen soruşturmada ifadesini … kolluk görevlilerinden, … yargılamayı etkilemeyi teşebbüs ve görevi kötüye kullanma suçlarından 19.11.2014 tarihinde Muğla Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğu anlaşılmıştır.
3. Sanığın 25.11.2014 tarihinde BİMER’e, müşterisi olan …’in ifadesini … kolluk görevlilerinden, görevlerini kötüye kullandıklarını belirterek şikayetçi olduğu anlaşılmıştır.
4. Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sanığın şikayeti üzerine “Muğla Emniyet Müdürlüğü, KOM Şube Müdürlüğü yetkilileri” hakkında dil yargılamayı etkilemeyi teşebbüs, görevi kötüye kullanma ve iftira suçlarından başlatılan soruşturmada 28.11.2014 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Suç tarihinin, sanığın kolluk görevlileri hakkındaki ilk şikayet tarihi olan 19.11.2014 yerine, katılanların sanık hakkında suç duyurusunda bulunduğu tarih olan 13.07.2015 olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir maddi hata kabul edilmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde; sanığın aşamalardaki savunmalarına, şikayet dilekçelerinin içeriğine, tanık …’in kovuşturma aşamasında 08.03.2016 tarihinde verdiği ayrıntılı beyanına, yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesince sanığın eylemlerinin 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın 74 üncü maddesinde düzenlenen şikayet ve dilekçe hakkı kapsamında kaldığı yönündeki değerlendirmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, katılan … vekilinin ve katılan … …’nün, tanık …’in beyanlarının çelişkili olup hükme esas alınamayacağına, Mahkemenin delillerin takdirinde hataya yaptığına ve suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne ilişkin temyiz nedenlerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Muğla 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 31.05.2016 tarihli ve 2015/532 Esas, 2016/431 Karar sayılı kararında katılan … vekilinin ve katılan … … tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan … vekilinin ve katılan … …’nün temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.02.2023 tarihinde karar verildi.