Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2009/5583 E. 2009/8320 K. 04.12.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5583
KARAR NO : 2009/8320
KARAR TARİHİ : 04.12.2009

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 140 ada 14 parsel sayılı 7.472,78 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı nedeniyle davalılar murisi … Kısa adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, çekişmeli parselin fen bilirkişisinin rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 4.484,79 metrekare yüzölçümündeki bölümünün davacı … adına tesciline, geri kalan ve (B) harfi ile gösterilen 2.588 metrekare yüzölçümündeki bölümünün ölü … Kısa mirasçıları adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümü dışında kalan bölümünde davacının zilyet olmadığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli değildir. Çekişmeli taşınmaz, kadastro tutanağının edinme sütununda tespit maliki ve davalıların murisi … Kısa adına kayıtlı 01.06.1957 tarih, 232 sıra nolu tapu kaydının kapsamında olduğu ve kadastro tespitinde Toprak Tevzi Komisyonu’nun haritası uygulandığından söz edilerek ölü … Kısa adına tespit edildiği halde mahkemece, ilgili tapu kaydı tesisinden itibaren tüm tedavülleriyle birlikte getirtilmemiş, tapu kaydının haritası olup olmadığı araştırılmamış, Toprak Tevzi Komisyonu çalışmalarına ilişkin belirtmelik tutanağı ve eki belgeler getirtilmemiş, davacı tarafından ibraz edilen satış senedi uygulanarak kapsamı belirlenmemiştir. Doğru sonuca varılabilmesi için kadastro tespitinin dayanağı olan 01.06.1957 tarih, 232 sıra nolu tapu kaydı tesisinden itibaren tüm tedavülleriyle birlikte getirtilmeli, tapu kaydının haritası olup olmadığı araştırılmalı, Toprak Tevzi Komisyonu çalışmalarına ilişkin belirtmelik tutanağı ve eki belgeler getirtilerek dosya tamamlandıktan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile davacı dayanağı 18.09.1987 tarihli satış senedindeki tanıklar ve teknik bilirkişi katılımı ile keşif yapılmalı; keşif sırasında varsa tespit dayanağı tapu kaydının haritasının kadastro paftasıyla ölçeklerinin eşitlenip çakıştırılması suretiyle kapsamı belirlenmeli, tapu kaydının haritası yoksa sınırları okunarak yerel bilirkişiler yardımı, uzman fen bilirkişi eliyle kapsamı belirlenmeye çalışılarak çekişmeli taşınmazın temyize konu fen bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen bölümünün ilgili tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmeli, davacı dayanağı satış senedine konu taşınmazın neresi olduğu, çekişmeli taşınmazın fen bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen bölümünü kapsayıp kapsamadığı, davacı adına tescile karar verilen ve fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölüm ile birlikte davacı adına tespit edilip kesinleşen güneydeki 13 sayılı parseli de kapsayıp kapsamadığı özellikle satış senedi tanıklarından sorularak satış senedinin kapsamı kesin olarak belirlenmeli, fen bilirkişisinden keşif ve uygulamayı izlemeye elverişli rapor ve kroki alınmalı, temyize konu fen bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen bölümün ilgili tapu kaydı ve davacı dayanağı satış senedi kapsamında kaldığı kabul edilmesi halinde satış senedinde satıcı … Kısa tarafından zilyetliğin devir ve teslim edildiği beyan edildiğinden 3402 sayılı Yasa’nın 13/B-b maddesi çerçevesinde bu husus üzerinde durulmalı, temyize konu ve fen bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen bölümün tespit dayanağı ilgili tapu kaydının kapsamında kalmadığı kabul edildiğinde ise 3402 sayılı Kadastro Yasası’nın 14.maddesinde öngörülen zilyetlikle mülk edinme koşullarının davacı yararına oluşup oluşmadığı araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir. Kabule göre de çekişmeli 14 sayılı parselin reddedilen ve fen bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen bölümü hakkında hüküm kurulacağı yerde yanılgıya düşülerek dava konusu olmayan 17 sayılı parsel içinde kalan ve fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümü hakkında tescil hükmü kurulması da doğru değildir. Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 04.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.