YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6115
KARAR NO : 2009/8784
KARAR TARİHİ : 21.12.2009
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; “Kadastro davalarında tutanak aslının dava dosyasında bulunması zorunlu olduğu halde dava konusu parsellerin tutanak asılları bulunamadığından Mahkemece dava dosyasında örneği bulunan kadastro tutanaklarının ihyası için dosyanın Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesi, ihya edilmiş tutanak asıllarının dosya içine getirtildikten sonra yargılamaya kaldığı yerden devam edilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulü ile çekişme konusu 836, 2304, 2326, 1821, 1802, 492 sayılı parseller ile 1293 sayılı parselin teknik bilirkişi rapor ve krokisinde (B) harfi ile gösterilen 21450 metrekarelik bölümünün … mirasçıları …, … ve … adlarına eşit paylarla tesciline; 786, 590, 469, 394, 98, 99, 137, 23 sayılı parseller ile 1293 sayılı parselin krokisinde (A) harfi ile gösterilen 17850 metrekarelik bölümünün Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm davacılar vekili ve Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre çekişme konusu 836, 2304, 2326, 1821, 1802, 492 ve 1293 sayılı parselin krokisinde (B) harfi ile gösterilen 21450 metrekarelik bölümüne yönelik yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA,
2- Çekişme konusu 786, 590, 469, 394, 98, 99, 137, 23 ve 1293 sayılı parselin krokide (A) harfi ile gösterilen 17850 metrekarelik bölümüne yönelik temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece bozma ilamına uyularak dosyada bulunan kadastro tespit tutanağı örneklerinden faydalanılarak kadastro tutanakları ihya edilen taşınmazların zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olduğu, ancak davacıların murisleri …’un ölüm tarihi, tespit tarihi nazara alındığında davacıların murisleri Turudu Karadavut’un zilyetlik süresinden faydalandıklarından her bir davacıya 100 dönüm verilemeyeceğinden, 836 sayılı parselin 54300 metrekare, 492 sayılı parselin 24250 metrekare, 1293 sayılı parselin 21450 metrekarelik bölümü kayıt miktar fazlası olarak ve zilyetlikten toplam 100 dönüm yer verilerek temyiz konusu parseller 100 dönümden fazlasının Hazine adına tescili gerektiği kabul edilmiş ise de yapılan değerlendirme usul ve yasaya uygun değildir. Dava konusu taşınmazların kadastro tesbitleri 31.10.1969 ila 22.5.1970 tarihleri arasında yapılmıştır. Kadastro tespitinde çekişmeli taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinde kadastro tespitinden önce 11.1.1969 tarihinde davacıların murisi … tarafından açılan 1969/39 Esas sayılı tescil davası nedeniyle malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmişlerdir. Davacı …’un Hazine ve Köy Tüzel Kişiliği aleyhine açtığı tescil davası sonunda Asliye Hukuk Mahkemesinin 1969/39 Esas ve 1970/197 Karar sayılı tescil kararında taşınmazların mevki, sınırları ve miktarları tek tek yazılarak 21 adet taşınmazın davacı … adına tesciline karar verilmiştir. Tescil ilamına ilişkin dosya bulunamamış ise de; tastikli ilam örneğinin dosyada bulunduğu ve keşifte yapılan uygulama ile çekişme konusu taşınmazların tescil ilamının 1, 2, 5, 8, 11, 12, 13, 15, 16, 17, 18, 19 ve 20. sırasındaki taşınmazlar olduğu belirlenmiştir. Kadastro Mahkemesince uyuşmazlığın, kadastro tespit günündeki hukuksal duruma göre ve kazanılmış haklar nazara alınarak çözümlenmesi zorunludur. 16.3.1950 tarihinde yürürlüğe giren 5602 sayılı Tapulama Kanunu zilyetlikten iktisap edilebilecek taşınmazların toplam miktarı hususunda bir sınırlama içermemektedir. Ancak sınırsız kazanımlar yönünden görülen sakınca üzerine 17.03.1954 tarihinde yürürlüğe giren 6335 sayılı Yasayla 5602 sayılı Yasa’nın 13. maddesinde değişiklik yapılarak belgesiz zilyetlikten mülk edinilebilecek taşınmazların miktarı taşınmazda 20 dönüm olarak sınırlandırılmış ve bu miktarı aşan taşınmaz iktisabında 10 yıl ve daha önceki tarihli vergi kaydının mevcudiyeti aranmıştır. 12.07.1966 tarihinde yürürlüğe giren 766 sayılı Tapulama Kanunu’nun 33. maddesi, her parça taşınmazda 20 dönüm olan miktar sınırını 100 dönüme çıkarmıştır. 766 sayılı Yasa’nın 33. maddesini değiştiren ve 26.07.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1617 sayılı Kanun ile beher taşınmazın 20 dönümlük miktarının belgesiz zilyetlikle edinilebileceği kabul edilmiş ancak bu yolla kazanılacak taşınmazların büyüklüğünün bir “tapulama bölgesinde” 50 dönümü geçemeyeceği hükmüne yer verilmiştir. Aynı kanunla getirilen ek madde, sözü edilen değişikliğin yasanın neşir ve ilan edildiği tarihe kadar açılmış bulunan davalarda uygulanamayacağı hükmüne amirdir. 09.10.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3402 sayılı Kadastro Kanunu ise belgesiz zilyetlikten mülk edinilebilecek taşınmazların miktarını aynı çalışma alanı içinde kuru toprakta 100, sulu toprakta 40 dönüm olarak belirlemiş, fazlası için 14. maddede yazılı belgelerin mevcudiyetini şart koşmuştur. Somut olayda, tesbit 1966 tarihinde yürürlüğe giren 766 sayılı Yasa’ya göre yapılmıştır. Tespit tarihi ve dava tarihine göre 766 sayılı Yasa’nın 33. maddesi zilyet lehine hüküm içermekte olup anılan bu madde davalı taraf açısından kazanılmış hak oluşturduğuna göre, diğer koşulların varlığı halinde davalı tarafın, belgesiz zilyetlikten her bir parça taşınmazda 100 dönüm miktarında mülk edinmesi mümkün bulunmaktadır. Mahkemece, müktesap hak da gözönünde bulundurularak lehe bulunan yasa hükümleri doğrultusunda inceleme ve araştırma yapmak gerekirken 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde yazılı miktar sınırlamaları esas alınarak karar verilmesi isabetsizdir. Doğru sonuca ulaşabilmek için mahkemece, taşınmazlar başında keşif yapılarak taşınmazların bitişiğinde davacı taraf adına belgesiz zilyetlikten edinilmiş taşınmaz bulunup bulunmadığı, var ise aynı bütünden bölünen taşınmazların miktarının 100 dönümü geçip geçmediği araştırılmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilip miktar sınırlaması yönünden 766 sayılı Yasa’nın 33. maddesi dikkate alınmak suretiyle her müstakil parçada 100 dönüm taşınmazın zilyedi adına tescil edilebileceği gözönüne alınmalıdır. Ayrıca yukarıda sözü edilen Asliye Hukuk Mahkemesinin 1969/39 Esas ve 1970/197 Karar sayılı tescil ilamının 3, 4, 6, 7, 9, 10, 14 ve 21 sırasında mevki hudutları ve miktarları belirtilerek davacı … adına tescil edilen taşınmazların kadastro tespiti sırasında ne gibi bir işleme tabi tutulduğu ve akibetlerinin ne olduğu araştırılmamış olduğundan mahallinde yapılacak keşifte, tescil ilamının 3, 4, 6, 7, 9, 10, 14 ve 21 sırasında geçen taşınmazların mevki ve sınırları da uygulanarak kadastro tespiti sırasında hangi parseller olarak tespit edildiği belirlenmeli, kadastro tespit tutanakları celp edilerek tespitleri kesinleşmiş ise davalı hale getirilmeli ve bu parseller hakkında da 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 30. maddesi dikkate alınarak sicil oluşturulmalıdır. Tarafların temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 21.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
G/K