YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2657
KARAR NO : 2009/6229
KARAR TARİHİ : 04.05.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, askerlik borçlanmasının geçerli olduğunun ve aksine kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının SGK (SSK Başkanlığı )’na tabi sigortalı iken 1992 yılında yapmış olduğu askerlik borçlanmasının geçerli olduğunun tespiti ile aksi yöndeki Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, istemin kabulüne dair verilen hüküm, Dairemize ait 26.02.2008 gün ve 2007/5343 E., 2008/3056 K., sayılı ilamı ile bozulmuş ve “…davacının … ve SSK şahsi sigorta dosyalarını getirdikten sonra önceden başlayan sigortalılığı da göz önünde tutularak, davacının askerlik borçlanmasını yaptığı tarihte hangi kuruma tabi sigortalı olduğunu belirledikten sonra SSK.’da yapılan askerlik borçlanmasının geçerli olup olmadığı ve borçlanma bedilinin hangi kuruma aktarılması gerektiğinin tespiti” ile sonuca gidilmesi istenilmiş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonrasında, bu kez istem, Sosyal Güvenlik Kurumları 5510 sayılı Yasa gereği birleştiğinden belirtilen araştırmaların yapılması gerekmediği görüş ve hükmü ile kabul edilmiş ise de varılan bu sonucun doğru olmadığı açıktır.
Gerçekten, mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Bu yönden Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 06.03.2002 gün ve 1/119-135 sayılı kararında da belirtildiği gibi “…yerel mahkemenin Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak doğar ve mahkemenin bozma kararı doğrultusunda işlem yapma ve hüküm verme yükümlülüğü oluşur. Bu ilke usul kanunun dayandığı ana esaslardan olup kamu düzeni ile ilgilidir. O halde, Yargıtay’ın bozma kararına uymuş olan mahkeme bu yönde işlem yapmak zorundadır….” Mahkemenin, bozma ilamından sonra verdiği kararının, gerekçesinin doğru olmadığı, Sosyal Güvenlik Kurumlarının 5502 sayılı Yasa gereği idari yönden, 5510 sayılı Yasa ile de sosyal güvenlik uygulamaları yönünden birleştirilmesinin, dava ve olay tarihi itibariyle bu davada uygulanmasının mümkün olmadığı, yasaların kural olarak ancak yürürlüğe girdiği tarihten sonraki uyuşmazlıklara uygulanabileceğine ilişkin hukuk kuralı gereğince, davadaki sorunun işlem ve dava tarihinde yürürlükte olan 1479 sayılı Yasa ile 506 sayılı Yasa gereğince çözümlenmesi gerektiği de ortadadır.
Yapılacak iş; Mahkemece, dairemize ait bozma kararında belirtilen şekilde işlem yaparak, özellikle de dosyaya ekli belgelerden davacının önceden başlayan sigortalılığının 1479 sayılı Yasa’ya tabi … sigortalığı olduğu açık olduğuna göre, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 03.10.2001 gün ve 2001/21-627 Esas, 2001/659 Karar ve 09.07.2008 gün, 2008/21-472-491 sayılı kararları gereğince davacının askerlik borçlanmasını yaptığı 1992 yılında … sigortalısı olduğunun kabulüne ve SSK.’ya yapılan askerlik borçlanmasının, yapıldığı tarihte yetkisiz kuruma yapılan bir borçlanma olduğu gerçeği karşısında da, yine Yargıtay Hukuk Genel Kurul’nun 24.11.2004 gün ve2004/21-645-606 sayılı ilamında belirtildiği üzere, yetkisiz kuruma yapılan borçlanmanın aradan uzun bir süre geçtikten sonra geçersiz sayılarak iptal edilmesinin, sosyal devlet ilkesi ve iyiniyet kurallarıyla bağdaşmadığı ne var ki, yetkisiz Kuruma ödenen borçlanma bedelinin geçerli hale gelebilmesi için yetkili Kurum olan …’a aktarılması gerekeceğinden, bu yönde işlem yapılmak üzeri bir karar verilmesinden ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan bozmayı gerektirmektedir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 04.05.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.