YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2209
KARAR NO : 2007/2126
KARAR TARİHİ : 04.06.2007
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 687 parsel sayılı 21650 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar … ve müşterekleri adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, yasal süresi içinde sebep bildirmeksizin dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ve çekişmeli parselin payları oranında davalılar adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmaz üzerinde zilyetlikle mülk edinme koşullarının davalılar yararına oluştuğu gerekçesiyle taşınmazın davalılar adına tesciline karar verilmiş ise de yapılan araştırma,inceleme ve uygulama hüküm kurmak için yeterli değildir. Davalı tarafın dayanağı olan ve mahkemece yapılan keşifte çekişmeli taşınmaza ait olduğu belirlenen tapu kaydının güney sınırı genişletilmeye elverişli “kumluk” hududunu sınır olarak göstermektedir. Keşifte de sel sularından kaynaklanan böyle bir alanın varlığından bahsedilmiştir. Bu durumda davalıların dayanağı olan tapu kaydı gayri sabit sınırlı olup miktarı ile geçerlidir. Davalıların yargılama sırasında dayandıkları 1936 tarih 135 tahrir nolu vergi kaydında da “kumluk” sınırı mevcut olup bu kaydın aynı zamanda komşu 689 nolu parsele de uygulandığı ancak bu taşınmazın da davalı olduğu tespit edilmiştir. Davalıların dayanağı olan Mayıs 1936 tarih 2 nolu tapu kaydının miktarı 6433 metrekare, 1936 tarih 135 tahrir nolu vergi kaydının miktarı ise 18386 metrekare olup çekişmeli taşınmazın miktarından azdır. Taşınmazın miktar fazlası yönünden zilyetlikle kazanılabilecek taşınmazlardan olup olmadığı hususunda ise ziraatçi bilirkişi raporu ile yerel bilirkişilerin beyanları arasında çelişki bulunmaktadır. Onbeş yaşından itibaren çobanlık yaptıkları için bölgeyi iyi bildiklerini söyleyen yerel bilirkişiler taşınmazın kendilerini bildiklerinden bu yana davalılar tarafından kendi hayvanlarının yem ihtiyacını karşılamak için çayır ekip biçmek suretiyle kullandıklarını, başka hayvanların bu taşınmaza girmelerine izin vermediklerini beyan ederlerken, ziraatçi bilirkişi taşınmazın taban suyunun yüksek oluşu sebebiyle tarım amaçlı kullanılmaya uygun bulunmadığını, üzerinin çayır ve kamış ile kaplı 2.sınıf mera vasfında olduğunu rapor etmiştir.
Çelişkili beyan ve raporlara, eksik inceleme, uygulama ve değerlendirmeye dayanılarak karar verilemez. Doğru sonuca ulaşmak için öncelikle komşu 689 parsel sayılı taşınmaz hakkında açılan dava dosyası getirtilerek incelenmeli, gerektiğinde birleştirme yönü düşünülmeli, davalıların dayanaklarından olan 1936 tarih 135 tahrir nolu vergi kaydının bu taşınmaza da uygulanıp uygulanmadığı belirlenmeli, davalıların dayanağı olan tapu ve vergi kaydı uygulanmasında miktarı fazla olan kayda değer verilmeli, vergi kaydının miktarı hesaplanırken bu kaydın aynı zamanda bahsi geçen 689 nolu komşu parsel uygulanma durumu da dikkate alınmalı, uygulanmış ise vergi kaydı gayri sabit hudutlu olduğundan miktar hesabında iki taşınmazın yüzölçümleri dikkate alınmalı, miktar fazlası yönünden çekişmeli taşınmazın zilyetlikle iktisap edilebilecek taşınmazlardan olup olmadığını araştırmak için mahallinde yeniden yöntemince yapılacak keşifte götürülecek üç kişilik uzman ziraatçi bilirkişi ve jeolog bilirkişiden, önceki ziraatçi bilirkişi raporunu da değerlendirecek şekilde, taşınmazın toprak yapısı hakkında ayrıntılı rapor alınmalı önceki keşifteki ziraatçi bilirkişi raporu ile yerel bilirkişinin taşınmazın niteliğine ilişkin beyanları arasındaki çelişki giderilmeye çalışılmalı, uzman bilirkişilerden taşınmazın kayıt miktar fazlasının toprak yapısı bakımından zilyetlikle kazanılabilecek taşınmazlardan olup olmadığı konusunda ayrıntılı, bilimsel verilere dayalı, komşu parsellerle karşılaştırmalı rapor alınmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 04.06.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.