YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7445
KARAR NO : 2009/8947
KARAR TARİHİ : 24.12.2009
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 105 ada 37, 140 ada 57, 143 ada 10 ve 16 parsel sayılı 431.61, 454.89, 20580 ve 799.26 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan 105 ada 37 ve 143 ada 16 parsel sayılı taşınmazlar hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … adına, 140 ada 57 sayılı parsel kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davacı …, 143 ada 10 sayılı parsel ise aynı nedenlerle … adlarına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde kendisine ait 105 ada 37 sayılı parselin yüzölçümünün 485 m2, 140 ada 57 sayılı parselin 2500 m2, 143 ada 10 sayılı parselin 28000 m2 olması gerektiği gibi yine 143 ada 16 sayılı parselin yüzölçümünün de eksik tespit edildiğini, 140 ada 57 sayılı parselin yanındaki çayırının ve Sekitepe tarla mevkiindeki tarlasının ise tespitlerinin yapılmadığını ileri sürerek bu taşınmazların gerçek yüzölçümleri ile adına tescili isteği ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve davacı dava etmiş olduğu taşınmazların ada/parsel numarasını belirtmemiş olduğundan tespit ve tescil hususunda karar verilmesine yer olmadığına, karar kesinleştiğinde dava dışı olduğu anlaşılan 105 ada 37, 140 ada 57, 143 ada 10 ve 16 parsel sayılı taşınmazların tutanaklarının kesinleşme işlemi yapılmak üzere Kadastro Müdürlüğüne, devir işlemleri tamamlanmış ise Tapu Sicil Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacı dava konusu 105 ada 37, 143 ada 10 ve 16 parsel sayılı taşınmazların kendisine ait olduğunu ve yüzölçümlerinin eksik tespit edildiğini ileri sürerek dava açmıştır. Kadastro davalarında davanın tespit malikleri ya da mirasçılarına yöneltilmesi gerekir. Somut olayda sözü edilen taşınmazlar yukarıda isimleri belirtilen tespit malikleri adına tespit edilmiş olduğu halde dava tespit maliki olmayan Hazine aleyhine açılmış olup, davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken taşınmazların dava dışı olduklarından bahisle tutanaklarının kesinleştirilmesine karar verilmiş olması isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
2- Davacının, miktarının eksik tespit edildiğini öne sürerek dava açtığı 140 ada 57 parsel sayılı taşınmazın kadastro sırasında davacı adına tespit edildiği anlaşılmaktadır. Davacı 140 ada 57 sayılı parselin yüzölçümünün 459.89 m2 değil 2500 m2 olması gerektiğini iddia etmekte olduğuna ve Hazine hasım göskterilerek dava açılmış olduğuna göre dava konusu edilen yerin Hazine adına tespit edilen komşu parseller içinde kaldığının kabulü zorunludur. Dava doğru hasma yöneltilerek açılmış olduğuna göre mahkemece tarafların gösterdiği tüm deliller toplanmalı mahallinde, davanın sonucundan yararı bulunmayacak, tarafsız, elverdiğince yaşlı, yöreyi iyi bilen yerel bilirkişiler, aynı yöntemle seçilecek taraf tanıkları ve tespit bilirkişisi tanıklar ile refakate alınacak ziraat mühendisi bilirkişisi ile fen bilirkişisi marifetiyle keşif yapılarak; davacının dava konusu yaptığı taşınmaz ya da taşınmazlar belirlenip tutanak asılları getirtilip incelenmeli, davanın, bu parsellere ait askı ilan süresi içinde açılmış olması halinde, tespitleri kesinleştirilmiş ise, tutanakları davalı hale getirilmek suretiyle bu taşınmaz ya da taşınmazlarda davacı yararına zilyetlikle iktisap şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalı, mahkeme gözlemi keşif tutanağına yazılmalı, ziraatçi bilirkişiden dava konusu taşınmazın niteliği, toprak yapısı, eğimi, imar-ihya edilip edilmediği, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup, olmadığı, tarım arazisi özelliklerini taşıyıp taşımadığı konusunda gerekçeli rapor alınmalı, fen bilirkişisine keşfi izlemeye olanağı veren krokili rapor düzenlettirilmeli, 3402 sayılı Yasa’nın 14. maddesindeki miktar yönündeki sınırlamalar da gözönüne alınarak sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Mahkemece yanlış değerlendirme ile yanlış şekilde karar verilmiş olması isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
3- Davacı ayrıca, kadastro sırasında 140 ada 57 parsel sayılı taşınmazın yanında bulunan çayırının ve Sekitepe tarla mevkiindeki tarlasının tespitlerinin yapılmadığını belirterek bu taşınmazların gerçek yüzölçümleri ile adına tescilini istemiştir. Bu durumda mahkemece keşif yapılarak davaya konu yerlerin neresi olduğu belirlenmeli, gerçekten kadastro sırasında tespit dışı bırakılan yerlerden ise, hakkında tutanak düzenlenmeyen yerler hakkında açılan davalara bakma görevinin kadastro mahkemesine ait olmadığı gözününe alınarak görevsizlik kararı verilmeli, davaya konu yerin, hakkında tutanak düzenlenerek kadastro tespitinin yapılmış olduğunun saptanması halinde ise ilgili parselin tutanak asılları getirtilmeli, tespitleri kesinleştirilmiş ise, davanın askı ilan süresi içinde açılmış olup, olmadığı incelenerek süresinde açıldığının belirlenmiş olması halinde, taşınmazların tutanakları davalı hale getirilerek, Hazine dışındaki 3. kişiler adına tespit edilmiş iseler, davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekeceği düşünülmeli, taşınmazların davalı Hazine adına tespit edilmiş olmaları halinde, bu taşınmazlara komşu parsellerin onaylı kadastro tespit tutanak örnekleri ile varsa tespite dayanak teşkil eden kayıt ve belgeler tesisinden itibaren tedavülleri ile birlikte getirtilerek 2. bentde belirlendiği şekilde araştırma ve inceleme yapılmak suretiyle sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 24.12.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.