Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2009/6803 E. 2009/8996 K. 25.12.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6803
KARAR NO : 2009/8996
KARAR TARİHİ : 25.12.2009

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 137 ada 78 parsel sayılı 11254543,48 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kadimden beri mera olarak kullanıldığı ve Toprak Tevzi Komisyonunca 25 ada 1 parsel numarası ile mera olarak sınırlandırıldığı belirtilerek orta malı olarak tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içerisinde tapu kaydına dayanarak çekişmeli taşınmazın 38.000 metrekarelik bölümünün kendisi adına tespit edilen 137 ada 30 parsel sayılı taşınmaza eklenmesi istemi ile dava açmıştır. Mahkemece, yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin iptal ve tefriki ile teknik bilirkişi raporunda mavi çizgilerle belirtilen “A” ve “B” harfi ile gösterilen bölümün davacı … adına tesciline, kalan kısmın ise mera vasfı ile sınırlandırılıp özel siciline yazılmasına karar verilmiş, hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacının dayanmış olduğu tapu kaydının çekişmeli taşınmazın fen bilirkişisi krokisinde (A) ve (B) harfleri ile gösterilen bölümlerini kapsadığı, davacı tarafın dayanağını oluşturan 59500 metrekare yüzölçümündeki 15.03.1979 tarih ve 51 sıra sayılı tapu kaydının … Asliye Hukuk Mahkemesinin davalı Hazine’nin de taraf olduğu 21.02.1957 tarih, 1952/126-1957/32 sayılı kararı ile hükmen oluştuğu, meraların zilyetlikle iktisabı mümkün değil ise de; kesin hükmün tarafları bağlayacağı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; tahsisli mera içinde kalan çekişmeli taşınmaz bölümü hakkında yapılan tapu kaydı uygulaması yetersiz olduğu gibi kabule göre de davacının talebi aşılarak karar verilmiş olması nedeniyle yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Doğru sonuca varılabilmesi için; mahallinde yeniden keşif yapılarak, keşifte dayanak tapu kaydının gayri sabit sınırlı olması ve tescil ilamının dayanağı olan krokinin fenni uygulanma yeteneği bulunmaması nedeniyle tapuya miktarıyla kapsam tayin edilmelidir. Çekişmeli taşınmazın bir bölümünün tapu kaydı kapsamında kaldığı belirlendiği takdirde, davacının tapu kaydında paydaş olduğu dikkate alınarak diğer kayıt malikleri de davaya dahil edilmeli, uygulama sonunda tapu kaydının kapsamında kalan yer içinde kayıt malikleri adına zilyetlikten tescil edilen yer bulunması halinde, bu taşınmazların miktarlarının da, kayıt miktarından düşülmesi gerektiği düşünülmelidir. Dava konusu taşınmazın tapu kaydı kapsamında kalmadığı anlaşıldığı takdirde meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımayacağı dikkate alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak olan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 25.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.