YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/2889
KARAR NO : 2008/6529
KARAR TARİHİ : 21.10.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında, kooperatif üyeliğine dayalı alacağın tahsiline yönelik başlatılan icra takibine yapılan itiraz iptali istemine ilişkin dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi süresinde duruşmalı olarak istenmiştir. Ancak, hükmün miktarı itibarıyla, davanın HUMK’nun 438. maddesi gereğince duruşmalı olarak incelenebilecek davalardan olmaması nedeniyle duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildi. İnceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin üyeliğinden istifa ettiğini, sonraki genel kurulda üyelikten ayrılma ve ödediği paranın iadesi konusunda bir karar alınmadığını, bunun üzerine aidat iadesi için 1.223,00-YTL asıl alacak ve 133,79-YTL temerrüt faizinin tahsili için başlatılan icra takibinin de davalının haksız itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava edilmiştir. Davalıya tebligat yapılmış, davaya yanıt vermemiştir. Mahkemece, davacının hesap yılı sonundan en az 6 ay önce çıkma isteğini bildirmesi gerekli olduğu halde buna uyulmaması nedeniyle genel kurulda talebinin değerlendirilmemesinin yerinde olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; bu karar Yargıtay 11. Hukuk Dairesin’ce bozulmuştur. Yargıtay bozma ilamında özetle; “Davacının usulüne uygun çıkma isteğini yönetim kuruluna öngörülen sürede bildirmesi nedeni ile çıkmanın gerçekleştiğinin kabulü ile ödediği aidatların iadesine ilişkin talebinin değerlendirilmesi” gerektiğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, 1.123,00-YTL asıl alacak ve 102,77-YTL işlemiş faiz üzerinden takibin devamına, % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kooperatif üyeliğinden istifa eden davacının, ödediği aidat bedellerinin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece, yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; dosya içeriğinden taraflar arasında aynı konu nedeniyle Uzunköprü Sulh Hukuk Mahkemesinince verilen bir başka karar olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar, davalı tarafça yargılama sırasında süresinde derdestlik itirazında bulunulmamış ise de, aynı konuda iki ayrı mahkeme kararı verilmesi doğru değildir. Kural olarak, ikinci davanın açıldığı mahkemece, ilk dava bekletici mesele kabul edilerek; birinci mahkemenin vereceği hükmün kesinleşmesi üzerine, ikinci davanın kesin hükümden dolayı reddedilmesi gereklidir. Somut olayda ise eldeki bu dava daha önce açılmış ancak bu davadan sonra, 27.4.2004’de Uzunköprü Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan ikinci dava, kooperatif genel kurulunda erteleme kararı alındığı gerekçesiyle reddedilmiş ve bu karar Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nce onanmıştır. Bu durumda, mahkemece, aynı konuya ilişkin olarak verilen ve kesinleştiği belirtilen
dava dosyası getirtilerek, karar kesinleşmiş ise eldeki bu davanın kesin hüküm nedeniyle reddine, diğer davanın kesinleşmediğinin anlaşılması halinde ise kesinleşmesi beklenmek suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, kabulü ile hükmün BOZULMASINA, diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 21.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.