YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/6481
KARAR NO : 2008/7170
KARAR TARİHİ : 11.11.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında, kooperatif üyeliğine dayalı tazminat istemine ilişkin dava sonucunda verilen hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte temyiz eden … vs. vekilleri Avukat … ve Avukat … ile … vekili Avukat … geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlandı. Tarafların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı vekili, davalılardan kooperatife ait iki adet villa satın aldığını, diğer davalıların bu kooperatifin kurucu ve yetkilileri olduklarını, ancak satın aldığı taşınmazların müvekkiline teslim edilmediğini ileri sürerek, daire bedeli olarak ödemiş olduğu 86.000-DM’nin temerrüt faiziyle davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar …, … ve … zamanaşımı definde bulunmuşlardır. Davalı kooperatif temsilcisi davanın reddini istemiştir. Mahkemece davacının, davalılardan … ile harici satım sözleşmesiyle iki adet villa satın aldıkları, paranın kooperatif ve yöneticilerine verildiği, ancak ruhsat alınmadığı ve binaların yapılmadığı, bu nedenle davacıya ayıplı mal … olduğu ve davalıların edimlerini yerine getiremedikleri gerekçesiyle davanın kabulüne, 86.000-DM karşılığı 43.971,10-Euro’nun dövize uygulanan en yüksek yasal faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmiş; hüküm kooperatif dışındaki davalılar vekili ile davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava kooperatif üyeliğine dayalı konut verilmemesi nedeniyle tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmiş ise de; davacının kooperatif üyesi olduğu davacının kabulünde olduğundan, mahkemece uyuşmazlığın çözümünde davacının üyeliği esas alınmalıdır. Bu bağlamda, ilke olarak 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 98. maddesinin yollaması gereğince uygulanması gereken TTK’nın 336. maddesine göre genel olarak yönetim kurulu üyeleri kooperatif adına yapmış oldukları sözleşme ve işlemlerden ötürü şahsen sorumlu değillerdir. Aynı maddede 5 bent halinde açıklanan durumlar, bu genel ilkenin istisnaları olarak gösterilmiştir. Anılan istisnalardan olan 5. bent gereğince gerek kanunun, gerekse anasözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri kasten veya ihmal sonucu olarak yapmayan yönetim kurulu üyeleri aleyhine zarar gören ortak doğrudan dava açabilir. Diğer yandan, kooperatif yöneticilerine karşı tazminat davası açılabilmesi için, davacı üyelerin öncelikle kooperatiften tazminat alma
olanağının kalmadığının sabit hale gelmesi gerekmektedir. Kooperatife karşı böyle bir talep hakkı bulunduğu sürece yöneticilere karşı henüz dava açma hakkı doğmayacaktır. Bu itibarla, belirtilen bu hususlara göre bir değerlendirme yapılmadan, gerekçeleri belirtilmeden, davalı kooperatif yöneticilerinin bu aşamada doğrudan sorumlu tutulmaları doğru olmamıştır. Ayrıca konutların durumu, diğer üyelere konut dağıtımının yapılıp yapılmadığı hususları ve buna göre davacının isteminin eşitlik ilkesine uygun olup olmadığı hususları da değerlendirilmemiştir. Ayrıca, zamanaşımı defi hakkında da olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiştir. Öte yandan, davalılardan …’un yönetici olmadığı savunulmuş olup, bu husus ayrıca araştırılmadığı gibi, bu durumda bu davalının sorumluluğunun gerekçesi ve kapsamı da ayrıca belirlenmemiştir. Bu itibarla, yukarıda açıklanan ilkeler esas alınmadan, bir kısım davalıların sorumluluklarının gerekçeleri açıklanmadan ve kooperatif üyeliği ilişkisi dikkate alınmadan, davanın yalnızca bir taşınmaz satım sözleşmesine dayalı uyuşmazlık olarak nitelendirilmesi ve buna göre yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcınıın istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 11.11.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.