Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2008/4626 E. 2008/3603 K. 22.05.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/4626
KARAR NO : 2008/3603
KARAR TARİHİ : 22.05.2008

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 322 ada 51 parsel sayılı 44.372,15 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 322 ada 20 parsele uygulanan değişebilir sınırlı tapu kaydının miktar fazlası olarak davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar vekili, yasal süresi içinde çekişmeli taşınmazın 322 ada 20 parselle birlikte davacılar adına tespiti gerektiği iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ve çekişmeli parselin tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacı tarafın dayanağını oluşturan tapu kaydının sınırlarının genişletilmeye müsait olduğu, tapunun miktarı ile bitişik 322 ada 20 parsel sayılı taşınmaza uygulandığı, davacılar yararına zilyetlikle mülk edinme süresi dolmuş olsa bile dayanak tapu kaydının kaçak ve yitik kişilerden Hazineye intikal eden yere ilişkin olması nedeniyle kayıt miktar fazlasının kazanılamayacağı kabul edilmek suretiyle karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın davacıların dayanağını oluşturan tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığı ile davacılar yararına kayıt miktar fazlası bölüm üzerinde zilyetlikle edinme koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarındadır. Davacıların dayanağını oluşturan ve 322 ada 20 parsel sayılı taşınmaza uygulanan 4.11.1948 tarih (2) numaralı kayıttan gelen tapu kaydı, kaçak ve yitik kişilerden metruken Hazineye kalan yer için 2510 sayılı İskan Kanunu’na göre tesis edilmiş ve güney hududunda “Ark, Hazine, benge” okumaktadır. Yani, dayanak kayıt değişebilir sınırlıdır ve tapunun oluşum sebebine göre kayıt miktar fazlası zilyetlikle kazanılamaz. Ancak, dosya içine getirtilen belgelere göre dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede 1963 yılında 53 numaralı Toprak Komisyonunca çalışma yapılmıştır. Davacılar dava dilekçelerinde tapu kaydı yanında zilyetliğe de dayanmışlardır. İncelenen Toprak Komisyonunun belirtmelik tutanağı, haritası ve dağıtım cetveli ile uzman fen bilirkişi ek raporuna göre, dava konusu 322 ada 51 parsel sayılı taşınmazın kısım kısım 22 belirtme parseli ile 79 ve 80 sayılı dağıtım parsellerinin içinde kaldığı anlaşılmaktadır. Dayanak tapu kaydının uygulandığı 322 ada 20 parsel sayılı taşınmazın da kapsamında kaldığı 22 parsel sayılı belirtme parselinin miktarı 13.000 metrekare olduğu gibi belirtmeliğin 25 parsel sayılı taşınmazından ifrazen oluşmuş 78,
79, 80, 81, 88 ve 89 parsel sayılı dağıtım parsellerinden sadece 256.000 metrekare yüzölçümündeki ve dava konusu taşınmaza sınır olmayan 89 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına dağıtım gösterildiği ve Hazine adına dağıtım sonrası tapusunun oluştuğu; diğer parsellerin ise kişilere dağıtım gösterildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacıların dayanağını oluşturan tapu kaydının güney yönünde sınır gösterdiği “Hazine yeri”nin iskanen temlikten sonra bölgede çalışma yapan Toprak Komisyonu tarafından dağıtıma tabi tutulduğu tartışmasızdır. Mahkemece bu husus gözetilerek bir araştırma yapılmadan hüküm kurulmuştur. Eksik araştırma, inceleme ve uygulama ile hüküm kurulamaz. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için; Toprak Komisyonunun 22 ve 25 numaralı belirtme parselleri ile 78, 79, 80, 81, 88 ve 89 dağıtım parsellerine ilişkin tüm dağıtım belgeleri, haritaları ve dağıtım sonrası oluşmuşsa tapu kayıtları; bu taşınmazlara karşılık gelen tüm kadastro parsellerinin onaylı tutanak örnekleri, varsa dayanak kayıtları ve tespit sonrası oluşmuş tapu kayıtları dosya içine getirtildikten sonra mahallinde yeniden usulen keşif yapılmalıdır. Mahallinde yapılacak bu keşifte dosya içinde mevcut ve dosya içine getirtilerek yukarıda bildirilen tüm kayıtlar usulen mahalline uygulanmalı, dağıtım sonrası 79 ve 80 sayılı dağıtım parsellerinin kimlere tahsis edildiği, dağıtım tapularının oluşup oluşmadığı, oluşmamışsa neden oluşmadığı, oluşmuşsa kim veya kimler adına oluştuğu ve bu tapu kayıtlarının tespit sırasında bu taşınmazlara neden uygulanmadığı, bu taşınmazların toprak komisyonunun çalışmasından sonra kim veya kimler tarafından, ne surette kullanıldığı sorulup saptanmalı; belirtmelik ve dağıtım cetvelinde diğer tapu hissedarları ve komşu parsel maliklerinin işgalci veya hak sahibi gösterilmelerinin nedenleri, dağıtımdan sonra taşınmazın kullanımında değişme olup olmadığı hususları ile komşu 322 ada 22 ve 23 parsel sayılı taşınmazlara 1993 ve 1996 yıllarında tescil davaları ile tapu alınmasının nedenleri üzerinde durulmalı; gerektiğinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesindeki belgesizden edinme sınırı gözetilmeli, beyanlar arasında doğabilecek çelişkiler usulen giderilmeli; tespite aykırı sonuçlara ulaşılması halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilerek çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı, uzman fen bilirkişisinden keşif ve uygulamayı izlemeye, bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye olanak verir uzman ziraatçi bilirkişiden dava konusu taşınmazın niteliğini belirlemeye ve zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olup olmadığının tespite olanak verir raporlar alınmalıdır. Bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek; 25 sayılı belirtmelik parseli hakkında ifrazından önce bir bütün olarak Hazine adına tapu oluşmuşsa veya dava konusu 322 ada 51 parsel sayılı taşınmazın kısım kısım kapsamında kaldığı 79 ve 80 sayılı dağıtım parselleri hakkında Hazine veya davacılar dışındaki gerçek kişiler adına tapu oluşmuşsa kayıt miktar fazlasının zilyetlikle kazanılamayacağı düşünülmeli; 25 sayılı belirtmelik parseli hakkında ifrazından önce bir bütün olarak Hazine adına tapu oluşmamışsa veya 79 ve 80 sayılı dağıtım parselleri hakkında Hazine veya gerçek kişiler adına dağıtım cetvelinin onaylanmasından sonra tapu kaydı oluşmamışsa davacılar yararına edinme koşullarının kısmen veya tamamen gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 22.5.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.