Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2008/3025 E. 2008/6535 K. 21.10.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3025
KARAR NO : 2008/6535
KARAR TARİHİ : 21.10.2008

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında, kooperatif üyeliğinin tespiti istemine ilişkin dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi süresinde duruşmalı olarak istenmiştir. Ancak, hükmün mahiyeti itibarıyla, davanın HUMK’nun 438. maddesi gereğince duruşmalı olarak incelenebilecek davalardan olmaması nedeniyle duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildi. İnceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacılar vekili; müvekkillerinin dava dışı …’dan 27.04.2006 tarihli noter sözleşmeleriyle birer adet davalı kooperatifin hissesini devraldıklarını, bu hususun 24.05.2006 tarihinde davalı kooperatife ihtarla bildirildiğini, ancak kooperatifçe …’nın üyeliğine son verildiğinin bildirildiğini, yaptırdıkları tespitte müvekkillerin üye kayıtlarının bulunmadığının anlaşıldığını ileri sürerek, müvekkillerinin üye olduklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, dava dışı … ile kooperatif arasında yapılan sözleşmeyle 30.03.2005 tarihinde doğrama işi karşılığında üç üyelik verildiğini, ancak hiçbir iş yapılmadığı için 03.04.2006’da sözleşmenin feshi ve yönetim kurulu kararı ile bu kişinin üyeliklerinin sona erdirildiğini, bu nedenle davalıların üye olmadıklarını savunmuştur. Mahkemece, davacıların kooperatif kayıtlarında adlarına rastlanmadığı ve devralınan üyeliklerin sona erdiği gerekçesiyle, davanın reddine karar vermiş; hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kooperatif üyeliğinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş ise de davalı kooperatif ile davacıların üyeliği devraldıklarını ileri sürdükleri dava dışı … arasındaki sözleşme ilişkisi ile kooperatif üyeliği ilişkisi birbirinden farklı ilişkilerdir. Dava dışı …’nın başlangıçta kooperatif üyesi olduğu davalı kooperatifin kabulündedir. Bu üyeliğin ne şekilde sona ereceği ise kooperatif anasözleşmesi çerçevesinde değerlendirilmelidir. Kural olarak, üyeliği sona eren kişinin hissesini devretmesi geçersizdir. Ancak, somut olayda, yalnızca sözleşmenin feshedilmiş olması ile üyeliğin sona erdiği ve bu nedenle devrin geçersiz olduğu kabul edilmiştir. Oysa üyeliğin nasıl sona ereceği, taraflar arasındaki eser sözleşmesine göre değil, ana sözleşme hükümlerine göre değerlendirilmelidir. Kaldı ki, dosya kapsamına göre sözleşmenin feshinin haklı ve geçerli olup olmadığı hususları da yeterince araştırılmamıştır. Öte yandan, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına göre, kooperatif üyeliği, kooperatif yetkili organlarının bu hususta alacağı açık bir kararla gerçekleşebileceği gibi, bu hususta açık bir karar olmasa bile kooperatifin ilgili kişi ile bu sıfatla yazışmalar yapması, onu genel kurullara çağırması, belirli miktarda ödeme kabul etmesi veya dava konusu olayda olduğu gibi konut tahsis ve teslim etmesi ve tadilata izin verilmesi şeklinde somut ilişkiler ile zımnen de
gerçekleşebilir. Somut olayda, dosyaya sunulan devir belgesinde davalı kooperatif kaşesi ve imza bulunmaktadır. Bu nedenle, taraflar arasında, bu anlamda bir ilişkinin var olup olmadığı da araştırılmalıdır. Diğer yandan, verilecek karar üçüncü kişi …’nın da hukuki yararını etkileyeceğinden, mahkemece, bu kişi hakkında da dava açılması için davacılara süre verilmesi ve dava açılması halinde bu davaların birleştirilmesi, bundan sonra yukarıda açıklanan hususların araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz gerekçelere dayalı olarak hüküm kurulması doğru olmadığından, temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden tarafa iadesine, 21.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.