Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2021/5160 E. 2022/6109 K. 27.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5160
KARAR NO : 2022/6109
KARAR TARİHİ : 27.12.2022

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Kahramanmaraş 3. Asliye Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı olan bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen kararın temyizen tetkiki davalı vekilince istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan muarazanın giderilmesi davasıdır.
Davacı dava dilekçesinde özetle; davalı ile aralarında imzalanan sözleşmedeki edimini yerine getirdiğini, bu sözleşme için davalıya verdiği teminat mektubunun iadesini talep ettiğinde davalının cevabı ihtarında işçilerin işçilik alacaklarının ödenmediğini, işçiler tarafından bu alacaklar için açılan davalar bulunduğunu ve derdest olduğunu belirterek teminat mektubunun kendisine iade edilmediğini, işçilik alacakları ödenmezse teminat mektubunu nakde çevireceğini beyan ettiğini belirterek, teminat mektubunun nakde çevrilme şartlarının oluşmadığını, çevirmenin haksız olduğunu ve muarazanın bu şeklide giderilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan sözleşmede teminat mektubunun iadesi ve nakde çevrilme şartlarının belirlenmiş olduğunu, davacının işçilerin işçilik haklarından doğan alacaklarını ödemesi gerektiğini ancak ödemediği için işçiler tarafından davalar açılmış olduğunu ve bu davaların derdest olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı davalı istinaf etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
6100 sayılı HMK.nun 114. maddesinde dava şartları açıkça sayılmış ve anılan maddenin h bendinde ise davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması gerektiği belirtilmiştir. Bir hususun dava şartı olup olmadığı onun niteliğinden anlaşılır. Bir hususun varlığı veya yokluğu, mahkemenin davayı esastan inceleyip karara bağlamasına engel oluyor ve hakim o hususu kendiliğinden gözetmekle yükümlü ise, o husus bir dava şartıdır.
Dava şartları, medeni usul hukukuna ait bir kurumdur.
Bunun amacı, bir davanın esası hakkında incelemeye geçilebilmesi için gerekli bütün şartları ve bunların incelenmesi usulünü tespit etmek, böylece davaların daha çabuk, basit ve ekonomik bir şekilde sonuçlanmasına yardımcı olmaktır.
Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava (yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (mesela, görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (mesela, kesin hüküm gibi).
Dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan şartlardır. Buna davanın dinlenebilmesi şartları da denir.
Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür.
Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hakim tarafından kendiliğinden gözetilir; taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine (esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler bile, hakim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür.
Dava şartları mahkemeye, taraflara ve dava konusuna ilişkin olmak üzere, üçe ayrılarak incelenebilir. Buna göre;
Mahkemeye ilişkin dava şartları: “yargı hakkı, yargı yolu, görev, kamu düzenine ilişkin yetki halleri”;
Taraflara ilişkin dava şartları: “davada iki tarafın bulunması, taraf ehliyeti, dava ehliyeti, davaya vekalet ehliyeti ve geçerli vekaletname, davayı takip yetkisi”;
Dava konusuna ilişkin dava şartları ise: “kesin hüküm bulunmaması ve hukuki yarar bulunması” olarak sıralanmaktadır.
Davacının dava hakkına sahip olması, dava açabilmesi için yeterli değildir. Bundan başka, davacının dava açmakta hukuki bir yararının bulunması gerekir; yani, dava hakkı, hukuki yarar ile sınırlıdır. Dava açmakta hukuki yararı olmayan kişi, Devletin mahkemelerini gereksiz yere uğraştıramaz. Bu, hukuki korunma ihtiyacı olarak da adlandırılmaktadır. Yani, davacının mahkemeden hukuki korunma istemesinde, korumaya değer bir yararı olmalıdır.
Hukuki yarar dava açıldığı anda var olmalıdır; ilerideki bir yarar yeterli değildir. Bu nedenle, muaccel olmayan alacak için dava açılamaz; açılırsa, dava hukuki yarar yokluğundan (usulden) reddedilir. Fakat bu durum, alacağın muaccel hale gelmesinden sonra yeniden dava edilmesine engel değildir.
Dava ile erişilmek istenen amaç, aynı güvenle ve fakat daha basit bir yol ile gerçekleşebilecekse, o konuda dava açılmasında hukuki yarar yoktur.
Dava açılmasında olduğu gibi, mahkemeye yapılan her talep için, talepte bulunanın hukuki yararının varlığı şarttır. Aksi halde mahkeme, böyle bir talebi inceleyip yerine getiremez.
Dava şartları, dava açılmasından hükmün verilmesine kadar var olmalıdır. Davanın açıldığı anda var olan bir dava şartı (mesela hukuki yarar) sonradan ortadan kalkarsa, o zaman dava esastan değil, dava şartı yokluğundan (usulden) reddedilecektir.
Somut olayda; davacının teminat mektubunun iadesini davalı taraftan talep ettiği, davalının da davacı bünyesinde çalışan işçilerin işçilik alacağını ödemediği için davalar açılmış olduğu ve iade şartları oluşmadığı için teminat mektubunun iade etmediği sabittir. Davacının davasını açarken muarazanın giderilmesini istediği anda davacı için bir tehlike oluşmadığı, davalıya davacı bünyesinde çalışan işçilerin dava açmış olduğu ve derdest olduğu, teminat mektubunun iadesi şartlarının sözleşme hükümlerine göre henüz oluşmadığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenle mahkemece, davanın erken açılmış olması nedeniyle davanın reddine yani hukuki nitelikçe davacının dava tarihi itibari ile görülmekte olan davayı açmasında hukuki yararı bulunmadığından, dava şartlarındaki eksiklik nedeniyle 6100 Sayılı HMK 114/1-h maddesi gereğince davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesinin18/06/2021 tarih ve 2021/23 esas 2021/1089 karar sayılı kararın kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararının davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HMK 373/1 maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine karardan bir örneğin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.12.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.