Emsal Mahkeme Kararı Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi 2021/759 E. 2023/877 K. 11.07.2023 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
31.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2021/759 Esas
KARAR NO : 2023/877
(İnceleme aşamasında / Duruşmasız)
(Başvurunun esastan reddi /HMK m.353/1-b-1)

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : … (…)
ÜYE : … (…)
ÜYE : … (…)
KATİP : … (…)

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/03/2021
NUMARASI :….
DAVANIN KONUSU : Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak

KARAR TARİHİ : 11/07/2023
KARAR YAZIM TARİHİ : 17/07/2023

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İSTEM;
Davacı vekili tarafından verilen 27/04/2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 17.04.2017 tarihinde …., 25.09.2018 tarihinde …..alt yüklenici sözleşmeleri kurulduğunu, bu sözleşmeler ile başlayan münasebet neticesinde vekil edeninin ticari defter kayıtlanna göre davalıdan 181.224,65TL bakiye alacağı kaldığını, davalıya bu alacağın ödenmesinin şifai olarak bildirildiğini ancak ödeme yapılmadığını, müvekkilinin arabuluculuk başvurusunu yaptığını ancak davalının kendi kayıtlarına göre borcu olmadığını bildirdiğini, ve tahsilat makbuzlannı gösterdiğini, ancak tahsilat makbuzlannda üst sınırı olan 7.000,00TL nin altındaki makbuzlann taraflarınca tespit edilemediğini, defter ve makbuzlann incelenmesi neticesinde gerçek alacağın ortaya çıkacağını belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 5.000,00TL alacağın ticari faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Bilirkişiden rapor alındıktan sonra 01.03.2021 tarihli ıslah dilekçesinde dava dilekçesindeki 5000 TL alacak talebi 20.501,70 TL ye çıkarılmıştır.
YANIT:
Davalı vekili tarafından verilen davaya cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında üç adet sözleşme bulunduğunu, alacağın zamanaşımına uğradığını, ödemeler konusundaki imzaya itirazların davacı tarafça açık bir şekilde ifade edilmesi gerektiğini, davalı tarafından davacının işçilerine maaş ödemesi ve prim ödemesi yapıldığını, davacının da bu ödeme sorasında tahsilat makbuzu düzenleyip gönderdiğini, tahsilat makbuzlarındaki imzaların davacıya ait olmadığı savunmasını kabul etmediklerini, ticari defter ve belgelerin bilirkişi tarafından incelenmesini, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 16/03/2021 tarih 2019/220 Esas 2021/200 Karar sayılı kararında özetle; Dava, sözleşmeden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Kesin kabul ve kesin hesap çıkarılmadığından kanundaki 5 yıllık zamanaşımının dolmadığı gerekçesi ile davalının zamanaşımı itirazının reddine karar verilmiştir.
Hak ediş belgeleri ve defterlerin incelenmesinde davacının ödemesi gereken işçilik bedellerinin davalı tarafından hakedişlerden kesinti yoluyla ödendiği, hak ediş ödemelerinden düşülmeyen, davalının elinde bulunan tahsilat makbuzlarının ihtilaf konusu olduğu tespit edilmiştir. Dosyaya sunulan sözleşmelerde işçilik ödemeleri davacıya aittir.
Taraflar arasında imzalanan Taşeron Sözleşmelerinde ortak maddeler şu şekildedir;
Madde 4-Sözlesmenin Türü ve Bedeli: “İş’in tamamı Birim Fiyat Sözleşme usullerine göre yapılacak olup birim fiyatlar, Ek-l’de belirtilmiştir. Taseron’un birim fiyatlarına imalatın bünyesine giren her türlü malzeme (Ek-T de işveren tarafından temin edileceği belirtilen malzemeler harici isçilik, isin ifası için gereken tüm sarf malzemeler, sosyal güvenlik primleri, nakliye, makine kiraları, her türlü sigorta, ekipmanlar ve bunların montajı. Şantiye içi yatay ve düşey taşıma. Taşeron tarafından bu iş sebebiyle ödenmesi gereken her türlü vergi, resim ve harçlar ile ulaşım, barınma, yemek ve sair masraflar ile taşeron karı dâhildir.
Madde6.1-Hakediş ve Ödeme: “Taşeron’a ödeme tahakkuku aylık yapılacak hakedişlerle gerçekleştirilecektir. … Taşeron’un tahakkuk eden hakedişi, havale ve banka masrafları Taşeron tarafından karşılanmak kaydı ile İşveren tarafından Taşeron’un banka hesabına ödenir…
Madde 6.3-Ödeme Yeri: “….
Madde 7-Teminat: “Sözleşme kapsamında Taşeron’dan 100,000 TL (YüzbinTürkLirası) tutarında Kati Teminat (Mektup veya Senet) alınacaktır. Ayrıca hakedişlerden aylık %5 oranında nakdi teminat kesintisi yapılacaktır. …
Madde 10.3- SGK ve İs Kanunlan ile İlgili Hususlar: “Taşeron, diğer kanunlar ile birlikte, İş Kanunu ve tadil ekleri ile SSK Kanunu hükümlerini eksiksiz kabul ve taahhüt eder…Taşeron çalıştırdığı işçilerin 4857 sayılı İş Kanunundan, Türk Borçlar Kanunundan ve diğer yasalardan doğan her türlü hak ve alacaklarından sorumludur…
Bilirkişi Raporu 1: Davacının defterlerinin incelenmesi için Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmış, inşaat mühendisi ve SMM bilirkişi tarafından düzenlenen 10.06.2020 tarihli bilirkişi raporunda;
Davacı ….ne ait ticari defter kayıtlarında davalı… adına düzenlemiş olduğu 12 adet satış faturası bedeli olan toplam 2.175.379,74 TL alacağına karşılık yapmış olduğu toplamı 1.995.167,76 TL olan 55 adet tahsilat kaydı bulunmaktadır.
Davacının defter kayıtlarında dava tarihi itibariyle 180.211,98 TL alacağı göründüğü tespit edildikten sonra, Davacı şirketin 3 adet işe ait toplam yaptığı imalatlar bedelinin hakediş raporuna 1.910.276,50TL ve KDV ilavesi olan 343.849,77 TL ile toplam bedelin 2.254.126,27 TL olduğu, defter kayıtlarına göre yüklenicinin ödediği tutar 1.995.167,76 TL olup kesintiler hariç teminat kesintileri dahil taşeron alacağı 2.254.126,27- 1.995.167,76= 258.958,51 TL dir.
Ancak maaş ödemeleri iş veren davalı firma tarafından ödendiği hakedişlerde belirtilmiş ve bu hakedişlerde davacı tarafından imzalandığından takdiri mahkemenize ait olmak üzere bu kesintiler düşüldüğünde 258.958,51-163.660,60= Taşeron alacağının 95.297,91 TL olduğu görülmektedir.
Dosya içine sunulan tahsilat makbuzlarındaki toplam tutarının 138.597,18 TL olduğu bu tahsilat makbuzlarından hakedişlerde kesilenlerin tutarının 89.156,63TL olduğu kalan tahsilat makbuz tutarının 49.440,55 TL olduğu belirtilmiştir.”
Bilirkişi Raporu II: Tarafların dosyaya sundukları delillerle birlikte davalının da ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş konusunda uzman inşaat Mühendisi bilirkişi ve SMMM bilirkişiden HMK nın 266. Maddesi uyarınca bilirkişi rapor ve ek raporu alınmıştır.
Düzenlenen hakkedişlerdeki hesaplamalarda farklı yöntem/usuller kullanıldığından davacının hakediş alacağı eksik hesaplandığı; bu nedenle dosyada bulunan ve 3 farklı işe ait 5 adet hakedişin yapılan imalat bedelleri ve hakkedişlerde gösterilen kesintiler dikkate alınarak davacının hakediş alacağı aşağıda yeniden hesaplanmış ve bu kapsamda davacıya yapılacak ödemeye esas toplam alacak tutarı aşağıdaki tabloda ayrıca gösterilmiştir
-….997.395,00 TL , KDV 179.531,10 TL toplam 1.176.926,10TL, kesinti 105.776,20, Taşerona ödenecek net hakediş : 1.071.149,90 TL
-….iş 421.167,50 TL, KDV 75.810,15,toplam 496.977,65TL, kesinti 57.884,40 TL, Taşerona ödenecek net hakediş 439.093,25 TL
– …. 491.714,00 TL, KDV 88.508,52 TL , toplam 580.222,52, kesinti(-) , Taşerone ödenecek 580.222,52 TL,
Toplam yapılan iş bedeli 1.910.276,50 TL, KDV 343.849,77 TL, toplam 2.254.126,27TL, kesintiler toplamı 163.660,60 TL, Taşeron net hakediş 2.090.465,67 TL
KDV Tevkifatı ile birlikte taraflar arasında düzenlenen sözleşmeler kapsamında düzenlenen hak edişlerine nazaran davacının davalı adına tanzim ettiği toplam faturaların KDV dâhil toplamının (2.175.379,74+38.128,39=) 2.213.508,13 TL olduğu anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında düzenlenen hakediş detaylarına göre yapılan işlerin KDV dâhil tutarının 2.254.126,27 TL olduğu nazara alındığında (2.254.126,27-2.213.508,13=) 40.618,14 TL tutarında taraflar arasında eksik faturalamanın söz konusu olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının davalı adına düzenlediği tahsilat makbuzları toplam tutan 144.597,18 TL olup, 89.156,63 TL tutarındaki 5 adet makbuz tutarının …… Eylül ve Ekim ayları işçilik Ödemelerine ilişkin olduğu ve söz konusu tutarların düzenlenen hakedişlerde gösterildiği halde söz konusu makbuzların hiç birisinin davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı anlaşılmaktadır.
Davalının ticari defterlerinde kayıtlı olup da davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan ödemeler toplamının 148.167,18 TL olduğu anlaşılmaktadır.
11-Taraflar Arasındaki Borç/Alacak Hesabının Çıkarılması;
Raporun ilgili kısımlarında da detaylandırıldığı gibi; dava dosyasına mübrez hakediş belgeleri, ödeme makbuzları ve tarafların ticari defter kayıtlarının incelenmesi sonucunda tarafların huzurdaki dava kapsamında borç/ alacak tutarı aşağıda detaylıca hesaplanmıştır
…… 491.714,00 TL, 88.508,52 KDV,Toplam 580.222,52 TL
Üç ayrı sözleşme toplamı : 2.254.126,27 TL , ( Davalı tarafından tevkif edilen kdv tutarı: 38.128,39)
Davacının davalıdan yapılan işler karşılığı talep edebileceği tutarın 2.215.997,88 TL olduğu tespit edilmiştir.
Hakediş belgelerinde kesintiye tabi tutulan ve davacının da kabulünde olan ödemelerin toplamı: 163.660,60 TL,
Hakkedişlerde kesintiye tabi tutulan ödemeler haricinde kalan, dava dosyasına mübrez tahsilat makbuzlarında gösterilen tutarlar: 55.440,55TL.
Davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu şekliyle davalıdan dava tarihi itibariyle olan tahsilatlarının toplam tutarının 2.031.835,58 TL olduğu tespit edilmiştir.
Hak edişlerde yapılan kesintiler haricinde davacının davalı adına düzenlediği makbuzların toplam tutarının 55.440,55 TL olduğu, söz konusu makbuzların ve dahi hakkedişlerde kesintiye tabi tutulan diğer tahsilatların davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalının ticari defterlerinde ise 3.570,00 TL fazlasıyla 148.167,18 TL ödeme kaydının kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla davalının da ticari defterlerinde (163.660,60+55.440,55)-148.167,18=) 70.933,97 TL’ lik ödeme kaydının eksik olduğu anlaşılmaktadır. Bu açıklama ve tespitlerden sonra;
Sonuç olarak kesin hesap şu şekilde çıkarılmıştır.
Davacının ticari defterlerinde kayıtlı olan dava tarihi itibariyle tahsil edilen toplam tutar 2.031.835,58 TL dir.
Dava dosyasına mübrez hakediş belgelerine göre davacının talep edebileceği alacak tutarı: 2.215.997,88 TL
Hakediş belgelerinde kesintiye tabi tutulan ve davacının da kabulünde olan ödemeler tutarı: 163.660,60 düşüldüğünde kalan 2.052.337,28 TL
Hakkedişlerde kesintiye tabi tutulan ödemeler haricinde kalan, dava dosyasına mübrez tahsilat makbuzlarında gösterilen tutarların toplamı: 55.440,55 TL düşüldüğünde kalan 1.996.896,73 TL;
Toplam : 2.215.997,88 – 2.250.936,73= -34.938,85 Fazladan ödeme hesap edilmiştir. 55.440,55 TL tutarındaki makbuzlar kesintiye dahil edilmediğinde davacının 20.501,70 TL alacağı olduğu mütalaa edilmiştir.
İhtilaf konusu olan toplam 55.440,55 TL tutarındaki davalının sunduğu tahsilatlar ve davacının hakediş hesabında kesintiye dahil edilmesi istenen ödemelerine ilişkin bilirkişi açıklamaları:
23.10.2017 tarihli makbuz 3.867.91 TL 23.10.2017 tarihli mailde …. Maaş ödemeleri konusunda teyitleşilmiştir. Makbuz üzerinde davacı şirketin kaşesi ve önceki makbuzlardaki imzanın benzeri bulunmaktadır.
30.10.2017 tarihli makbuz 5.000,00TL ,Makbuz üzerinde davacı şirketin kaşesi ve önceki makbuzlardaki imzanın benzeri bulunmaktadır. Makbuz üzerinde davacı şirketin kaşesi ve önceki makbuzlardaki imzanın benzeri bulunmaktadır.
01.11.2017 tarihli makbuz 7.120,00 TL bedelli Makbuz üzerinde davacı şirketin kaşesi ve önceki makbuzlardaki imzanın benzeri bulunmaktadır,
22.11.2017 tarihli 4.500,00 TL bedelli. Makbuz üzerinde davacı şirketin kaşesi ve önceki makbuzlardaki imzanın benzeri bulunmaktadır.
27.1 1.2017 tarihli 12.456,10 TL bedelli Makbuz üzerinde davacı şirketin kaşesi ve önceki makbuzlardaki imzanın benzeri bulunmaktadır.
15.12.2017 tarihli 8.429,44 TL bedelli. 18.12.2017 tarihli mailde Konya maaş ödemelerine ilişkin düzenlendiği teyitlesilmistir
29.12.2017 tarihli 2.067,10 bedelli 29.12.2017 tarihinde davacıya gönderilen mailde maaş ödemeleri konusunda tevitlesilmistir
30.12.2017 tarihli 6.000,00 TL bedelli .Makbuz üzerinde davacı şirketin kaşesi ve önceki makbuzlardaki imzanın benzeri bulunmaktadır.
30.12.2017 tarihli ,6.000,00 TL bedelli .Makbuz üzerinde davacı şirketin kaşesi ve önceki makbuzlardaki imzanın benzeri bulunmaktadır, (mükerrer gibi görünmesine rağmen her iki makbuz üzerindeki imzalardan birbirinden farklı olduğu anlaşılmaktadır)
Bilirkişi raporuna itiraz üzerine alınan ek raporda davacının itirazları şu şekilde değerlendirilmiştir; Sözleşme hükümlerine göre tüm işçilik giderleri, SGK ödemeleri vs. davacının yükümlüğünde olup, söz konusu ödemelerin davacı tarafından yerine getirilmesi gerekmekte iken; bu yükümlülük davalı tarafından hekedişlerden kesilen bedelle karşılandığı, kök raporda detaylıca açıklandığı gibi düzenlenen hakedişlerden bu tutarların hakedişlerde kesintiler hanesinde gösterildiği, hak edilen gelirde bir azalmamn olmadığı, davacının da bu hakedişleri imzaladığı hususları tespit edilmiş olup; davacı vekilinin ifadelerinin aksine davalının bu ödemeler karşılığında her hangi bir yansıtma fatura tanzim etmesi, davacının da olduğundan düşük hakediş faturası düzenlemesini gerektiren bir durum bulunmadığı, aksini iddia etmenin VUK kanununa muhalefet neticesi doğuracağı belirtilmiştir.
Sonuçta Bilirkişiler 55.440,55 TL tutarındaki makbuzlar konusunda alternatifli rapor düzenleyerek, Hak edişlerde kesinti yapılan tutarlarla paralellik arz eden makbuzlar haricinde kalan ve toplam tutarı 55.440,55 TL olan tahsilat makbuz bedellerinin hesaba dahil edilmemesi durumunda davacının davalıdan (55.440,55-34.938,85=) 20.501,70 TL alacaklı makbuzlarının davacının borcuna dahil edilmesi halinde davalının davacıya 34.938.85 TL borçlu borçlu olduğu mütalaa edilmiştir.
Mahkememizce yapılan değerlendirme: 25.08.2020 tarihli raporu düzenleyen bilirkişilerin kök ve ek raporlarına itibar edilerek, bilirkişilerce hak edişlerin usulüne göre hesaplandığı, hak edişlerde yer alan kesintilerin ( 163.660,60 TL) imzalanmış olması sebebi ile kesinleşmiş olduğu , davacı defterinde kayıtlı olmayan davalının sunmuş olduğu tahsilat makbuzlarındaki uyuşmazlık konusu 55.440,55 TL nin ise maaş ödemelerine ilişkin olduğu ve ödemelerin kaşeli imzalı olduğu, karşılıklı teyitleşildiği, mükerrer tahsilat niteliğinde olmadığı kabul edilerek hesaplamaya dahil edilmesi gerektiğine dair bilirkişi görüşüne itibar edilmiştir. Bilirkişi raporunda iki tarafın defterlerini değerlendirildiği, hak edişlerin usulünce incelendiği, çelişkilerin sebebinin açıklandığı ve giderildiği, davacının bu konudaki itirazlarının gerekçesiz ve dayanaksız olduğu, 55.440,55 TL turanındaki davalı ödemelerinin de hesaba dahil edilerek davacının alacağından düşülmesi gerektiği bu durumda davacının davalıdan alacağı kalmadığı kabul edilerek davanın reddine dair karar verildiği görülmüştür.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili tarafından verilen 14.07.2021 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; Vekil eden ile davalı şirket arasında 17.04.2017 tarihinde …. 25.09.2017 tarihinde …. konulu, 02.11.2018 tarihinde ….. alt yüklenici sözleşmeleri kurulduğunu, bu sözleşmeler dolayısı ile vekil eden ile davalı arasında başlayan ticari münasebet neticesinde vekil edenin ticari defterlerine göre davalıdan 181.224,65 TL bakiye alacağı kaldığını, vekil edenin şifahi olarak bu bedelin ödenmesini talep etmiş ise de davalının her hangi bir ödeme yapmadığını, neticesi olarak vekil edeninin dava şartı olan arabuluculuk başvurusunu yaptığını, yapılan görüşmelerde ise davalının kendi ticari defterlerine göre vekil edene borcu olmadığını ifade ettiğini ve anlaşma sağlanamadığını, davalı ile yapılan görüşmelerde davalının, vekil eden tarafından verilmiş tahsilat makbuzlarının varlığı iddiasından hareketle borcunun bulunmadığını ileri sürdüğünü, bununla ilgili olarak çeşitli tahsilat makbuzlarının vekil edene gösterildiğini, vekil eden tarafından incelenen tahsilat makbuzlarının birçoğunda imzanın dahi olmadığını, bazılarında imzanın kendisine ait olmadığı ve imzasının kendisine ait olanların bir kısmının ise tahsilat makbuzlarının geçerliliği bakımından parasal sınır olan 7.000,00 TL’nin üzerinde olduğu görüldüğünü, vekil edenin 7.000,00 TL’nin altında olan ve imzası kendisine ait olan tahsilat makbuzlarını tespit edemediğinden tam olarak alacağının miktarını belirleyememiş olduğundan taraflarınca kısmi dava olarak huzurdaki davanın Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde açıldığını, ancak ilk derece mahkemesinin huzurdaki davada Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda yer alan süreleri göz ardı ederek ve delilleri incelemeden vekil eden aleyhine karar verdiğini, huzurdaki dava ilk derece mahkemesinde görülmekteyken, davalının süre içerisinde cevap dilekçesi ve delil sunmadığını, ilk derece mahkemesinin cevap dilekçesi ve delillerin süresi içerisinde sunulmamış olmasına rağmen, davalının beyanları ve dosyaya sundukları tahsilat makbuzlarının mahkeme tarafından değerlendirmeye alındığını, bu makbuzlarına göre hüküm kurulduğunu, söz konusu durumun açıkça hukuka aykırı olduğunu, dava dilekçelerinin davalıya 31.05.2019 tarihinde elden tebliğ olduğunu, davalının, 12.06.2019 tarihinde ise süre uzatım talebinde bulunduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından söz konusu talep üzerine süre uzatım kararının ise 21.06.2019 tarihinde verildiğini, süre uzatım dilekçesinin sehven karara bağlanmaması gibi bir durum söz konusu olmadığını, süre uzatım talebinin karara bağlandığını, ilk derece mahkemesinin 21.06.2019 tarihli süre uzatım kararında “davalının, davaya cevap verme süresinin iki haftalık cevap verme süresinin sona erdiği tarihten itibaren bir defaya mahsus olmak üzere HMK 127-1 maddesi uyarınca 2 hafta uzatılmasına” denilerek süre uzatımına ilişkin sürenin, iki haftalık cevap verme süresinin sona erdiği tarihten itibaren başlayacağını açıkça belirtiltiğini, davalının dosya içerisinde bulunan, işçi ücretlerinin bankadan ödenip karşılığında tahsilat makbuzu düzenlenmesi hususundaki beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, ancak mahkeme ve bilirkişilere cevap süresinde içerisinde sunulmayan bu beyanı dikkate aldığını, ayrıca dosyaya sunulmuş banka dekontlarında adı yazılı işçilerin, vekil eden şirkette sigortalı olmayıp davalı şirkette sigortalı olduğunu, davalı ile vekil eden arasındaki anlaşmaya göre; işçilik ödemeleri düşüldükten sonra hakediş yapılacağını ve buna göre fatura kesileceğini, ancak kesilen faturaya karşılık tam ödeme olmadığından farkın ortaya çıktığını, ilk derece mahkemesinin her ne kadar hükmünü bilirkişi kök ve ek raporlarını dikkate alarak kurduysa da bilirkişi raporlarının hatalı ve eksik değerlendirmeler içerdiğini, bununla birlikte söz konusu bilirkişi raporlarında bilirkişilerin tahsilat makbuzlarını da dikkate aldığını, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında hakedişlerin usulüne göre değerlendirilmediğini ve ticari defterlerdeki uyuşmazlıklar ve çelişkilerin giderilmediğini, davanın esasını aydınlatmayan bahse konu raporların hukuka aykırı olduğunu, 25.11.2020 tarihli bilirkişi ek raporunda; 148.167,18 TL tutarında, vekil edenin ticari defterinde kayıtlı olmayan ancak davalının ticari defterlerinde tahsilat olarak kaydedilmiş bulunan tutarsızlığa değinildiğini ancak sonuç olarak bu tutarsızlık değerlendirilmeden doğrudan doğruya bir hesaplama yapıldığını, davalı ve vekil edenin ticari defterleri arasında fark bulunduğunu, söz konusu fark ile ilgili olarak dayanak belgelerin incelenmesi gerekirken yalnızca davalı lehine olan belgelerin esasa alındığını, bilirkişi raporunda gerekli açıklama ve değerlendirilmeden vekil edenin borçlu konumuna düşürüldüğünü, ilk derece mahkemesinin de gerekçesiz bilirkişi raporlarına dayanarak vekil edenin alacağını davacının var olmayan alacağından mahsup ederek davanın reddine karar verdiğini, davalının vekil edenden herhangi bir alacağının olmadığını, davalının vekil edenden alacağı olduğuna ilişkin herhangi bir delil bulunmadığını, vekil edeninin alacağının, varlığı dahi muallakta olan bir alacaktan mahsup edilmesinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun amacına ve ispat yöntemlerinin tümüne aykırı olduğunu bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırıldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK’nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;
Dava, taraflar arasındaki…. Yapım İşi nedeniyle taraflar arasındaki üç ayrı taşeronluk sözleşmeleri uyarınca bakiye ödenmeyen iş bedeli alacağının tahsili isteğine ilişkindir.
Davacı vekili ıslah dilekçesi ile talebini 20.501,70 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili davaya cevabında, taraflar arasındaki taşeronluk sözleşmeleri uyarınca açılan davanın zamanaşımına uğradığını, öncelikle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, esasa girilecek olursa, taraflar arasındaki sözleşmeler uyarınca çalıştırılacak işçilerin maaş ödemelerinden ve prim ödemelerinden davacı taşeronun sorumlu olduğunu, müvekkili davalı tarafından davacı işçilerinin maaş ve primlerine yönelik olarak yapılan ödemelere ilişkin tahsilat makbuzlarının dosyaya sunulduğunu, müvekkili tarafından yapılan hak ediş ödemeleri ile davacı adına yapılan ödemelerin mahsubu sonucunda davacının talep edebileceği iş bedeli alacağının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, iki ayrı bilirkişi kurulundan taraf ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmak suretiyle rapor aldırılmış ve sonuç olarak son aldırılan 25/08/2020 tarihli bilirkişi kurulunun kök ve ek raporları hüküm vermeye yeterli görülerek bu raporlara itibar edilmek suretiyle, taraflar arasındaki işin, kesin hesabının ve kesin kabulün henüz yapılmamış olması sebebiyle davalı tarafın zamanaşımı defiinin yerinde olmadığı, davanın esasının incelenmesine geçildiği, taraf ticari defterleri, hakediş belgeleri, davacı tarafından düzenlenen faturalar, dosyaya ibraz edilen tahsilat makbuzlarının değerlendirilmesi sonucunda davalı tarafından davacı adına ödendiği anlaşılan işçilik giderlerinin ve SGK ödemelerinin davacının sorumluluğunda olduğu, davalı tarafından yapılan bu ödemelerin hakedişlerden mahsubu gerektiği, davacının da bu hakedişleri imzaladığı, dosyadaki tahsilat makbuzlarında davacının kaşesinin ve önceki makbuzlardaki benzer imzaların bulunduğu, tarafların karşılıklı ödemeler konusunda teyitleştiği, davacı itirazlarının ek raporda gerekçeleriyle karşılandığı, tahsilat makbuzlarındaki ödemelerin mahsubu sonucunda davacının davalıdan alacağının kalmadığı, bilakis davalıya 34.938,85 TL tutarında borcu olduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf yoluna başvurulmuştur.
Mahkemece de dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 16/03/2021 tarihli 2019/220 Esas 2021/200 Karar sayılı kararı usul ve yasa hükümlerine uygun olduğundan, davacı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- İstinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olduğundan davacıdan alınması gerekli 269,80 TL istinaf maktu karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL’nin mahsubu ile kalan 210,50 TL’nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3- Davacı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4- İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından, taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5- Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK’nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 11/07/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Başkan … Üye … Üye … Katip …
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır