YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/5629
KARAR NO : 2011/4150
KARAR TARİHİ : 01.11.2011
Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
Hüküm : 5237 sayılı TCK’nın 179/3 maddesi yollamasıyla 179/2, 62/1, 53/1, 58/6. maddeleri uyarınca mahkumiyet.
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
5237 sayılı TCK’nın 179/3. maddesinde düzenlenen; alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle veya başka bir nedenle “emniyetli bir şekilde” … kullanamayacak kişinin, bu halde … kullanması suçu kasıtla işlenebilecek bir suçtur. Alkol ve uyuşturucu maddenin sırf kullanılmış olması bu suçun oluşması için yeterli olmamakla birlikte Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu raporlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere; alkollü bir şekilde trafikte seyreden bir sürücünün alkol konsantrasyonu hangi seviyede olursa olsun bireysel farklılıklar göstermekle birlikte trafik güvenliği açısından değişen derecelerde risk oluşturabileceği, ancak bu durumun tehlike arz edecek düzeyde olup olmadığı, dolayısıyla sürücünün tesiri altında bulunduğu alkol seviyesinde … kullanması halinde, güvenli sürüş yeteneğini kaybedip etmediği, bireyin o andaki sürüş ehliyetini belirleyebilecek dikkat, algı, denge, refleks, psikomotor ve nöromotor koordinasyon gibi nörolojik, nistagmus, akomadasyon, görme gibi oftalmolojik ve genel durumunun tespitine yönelik detaylı dahili muayenesine yönelik tıbbi verilerin değerlendirilmesi ile mümkün olabileceği, ancak böyle bir tespit yapılmamış olsa bile bireysel farklılıkları da elimine edebilecek şekilde 100 promilden yüksek olarak saptanan alkol düzeyinin, güvenli sürüş yeteneğini kaybettireceğinin, bilimsel olarak kabulü gerektiği anlaşılmakla; incelenen dosyada; polis ekiplerince 209 promil alkollü olarak … kullandığı tespit edilen sanığın, güvenli sürüş yeteneğini kaybettiği ve dolayısıyla atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamedeki eksik incelemeyle mahkumiyet hükmü kurulması nedeniyle bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkin ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak,
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.04.2007 tarih, 2007/10-71 esas, 2007/98 karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere; 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinde düzenlenmiş bulunan tekerrür, güvenlik tedbirlerine ilişkin bölümde yer almakta ise de, anılan düzenlemenin maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu, hükümlülüğün yasal sonucu olmaması nedeniyle 5275 sayılı Kanunun 98 vd. maddeleri uyarınca infaz aşamasında bu konuda karar alınmasının mümkün olmadığı, hangi mahkûmiyetin tekerrüre esas alındığı, tekerrür koşullarının bulunup bulunmadığı, hükümlü hakkında kaçıncı kez tekerrür hükümlerinin uygulandığı ve tekerrür nedeniyle hükümlünün cezaevinde kalacağı süreye eklenecek sürenin belirlenmesi için mahkûmiyet hükmünde açıkça hangi hüküm nedeniyle kişinin mükerrir sayıldığı ve hangi mahkûmiyetin tekerrüre esas alındığının belirtilmesi gerektiği halde, sanık hakkında birden fazla mahkumiyet hükmü içeren ilamlardan söz edilerek yazılı şekilde 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesinin uygulanmasına karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, bu hususun yeniden yargılama yapılmaksızın CMUK’un 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanığın, Bingöl Sulh Ceza Mahkemesinin 25.09.2007 tarih, 2007/345 esas, 2007/414 karar sayılı ilamı ile, resmi nikahlı eşe karşı kasten basit yaralama suçundan erteli 5 ay hapis cezasını içerir mahkumiyetine ve sanık hakkında birinci defa 5237 sayılı TCK’nın 58/6-7 maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiş olması karşısında, bu ilamın sonuçları itibariyle sanık bakımından en ağır cezayı içerdiği ve tekerrüre esas alınması gerektiği ileri sürülebilir ise de, anılan ilamda tekerrüre esas alınan ve 02.10.2007 tarihinde kesinleşen Bingöl Sulh Ceza Mahkemesinin 2006/241 esas, 2006/224 sayılı kararında sanığın resmi nikahlı eşe karşı kasten basit yaralama suçundan 5237 sayılı TCK’nın 86/2,86/3-a,52 maddeleri uyarınca 140,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş olup, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 305. maddesindeki temyiz sınırı, hükmolunan para cezasının miktarı ve hüküm tarihi itibariyle sözü geçen kararın kesin nitelikte olması karşısında tekerrüre esas alınamayacağı ve mahkemesince sanık hakkında hatalı şekilde 5237 sayılı TCK’nın 58/6-7 maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmış olması karşısında, sanığın, Bingöl 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.05.2007 tarih, 2007/145 esas, 2007/209 karar sayılı, silahla tehdit suçundan erteli 1 yıl 8 ay hapis cezası mahkumiyetini içerir ilamın sanık bakımından en ağır cezayı içerdiği ve tekerrüre esas alınması gerektiği sonucuna varılarak, hükmün 6. paragrafının ilk iki satırındaki “ Sanık hakkında Bingöl 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 2007/245 E-209 K sayılı ilam ile mahkememizce verilen 2007/345 E-414 K sayılı ilamların” ibaresi hükümden çıkartılarak, yerine “Sanığın, Bingöl 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.05.2007 tarih, 2007/145 esas, 2007/209 karar sayılı, silahla tehdit suçundan erteli 1 yıl 8 ay hapis cezası mahkumiyetini içerir ilamın” yazılması, hükümdeki diğer hususların aynen bırakılması suretiyle, diğer yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün isteme aykırı olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 01.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.