Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2010/5233 E. 2010/8153 K. 13.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5233
KARAR NO : 2010/8153
KARAR TARİHİ : 13.07.2010

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVACILAR : … MİRASÇILARI … … VS.
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, miras bırakanları … ’nin satın almak suretiyle edindiği ve üzerine turistik tesis yaptığı taşınmazın kadastro çalışmaları sonucunda 1622 parsel olarak adına tespit edildiğini, Hazinenin itirazı üzerine Tapulama Mahkemesinin kararı ile taşınmazın önemli bir kısmının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı gerekçesiyle kadastro dışı bırakıldığını, bundan sonra taşınmazın ihdasen Hazine adına tapuya tescil edildiğini ve imar uygulamasına alınarak hazine adına 426 ada 2 parsel sayılı İmar parseli oluştuğunu, davalı İdarelerin taşınmaz üzerindeki ruhsatlı … Sitesini cebren yıktıklarını, bedelinin kendilerine ödenmediğini ileri sürüp mirasbırakanları adına kayıtlı 1622 parsel sayılı taşınmazın 426 ada 2 parsel içinde kalan kısmının tespiti ile bu miktarın tapusunun iptali ile adlarına tescilini, olmazsa arsa ve bina bedelinin tespiti ile kendilerine ödemesini istemişlerdir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın davacıların murisinin tarafı olduğu Tapulama Mahkemesi kararı ile tecsil harici bırakıldığı, parsel üzerindeki binaların verilen idari karar üzerine, idari makamca, yıkıldığı gerekçesi ile tapu iptal ve tescil isteğinin kesin hüküm nedeniyle reddine, tazminat isteğinin ise mahkemenin görevsizliği nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 13.07.2010 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat … ile temyiz edilen Hazine vekili Avukat … geldiler, davetiye tebliğine rağmen diğer temyiz edilen vekili avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

-KARAR-

Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkin olup, davacılar, çekişmeli taşınmazın kadastro tespiti sırasında miras bırakanları Kemal adına tespit edildiğini, Hazinenin açtığı tespite itiraz davası üzerine Çatalca 1. Tapulama Mahkemesinin 26.06.1985 tarih, 1982/21 esas, 1985/198 karar sayılı kararı ile taşınmazın niteliğinin kumluk olduğu gerekçesiyle kadastro harici bırakılmasına karar verildiğini, oysa daha sonradan ihdas suretiyle Hazine adına sicil kaydının oluştuğunu, bilahare 3194 Sayılı Yasanın 18.maddesi gereğince yapılan uygulama neticesinde 426 ada 2 parsel olarak Hazine adına kaydedildiğini, özel mülk olarak Hazine adına sicil oluşturulduğuna göre taşınmazın mülkiyetinin kendileri adına yazılması gerektiğini ileri sürerek, eldeki davayı açmışlardır. ./..

İddianın ileri sürülüş biçimi ve içeriğine göre kadastro harici bırakılan bir taşınmazın sonradan özel mülk haline getirilmiş olmasının davacılara taşınmazın mülkiyeti bakımından bir hak bahşetmeyeceği gözetilmek suretiyle mahkemece davanın iptal ve tescil isteği bakımından reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur.
Ne var ki, davada iptal ve tescil olmadığı takdirde tazminat isteğinde de bulunulmuştur. Asıl dava iptal ve tescil olduğuna göre buna bağlantılı olarak açılan tazminat davasının da genel mahkemelerde açılması gerekeceği tartışmasızdır. Kaldı ki, kadastro harici bırakma işlemi bir mahkeme hükmüne dayanmakta olup, idarece tesis edilen ve 2577 Sayılı Yasanın 2.maddesinde de öngörülen idari işlemden kaynaklanan bir sebeple oluşmadığına göre anılan yasa hükmü uyarınca da idari yargının görevli olmayacağı açıktır.
O halde, tazminat isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken bu istek bakımından görevsizlik kararı verilmesi isabetsiz ise de anılan husus yargılamanın yenilenmesini gerektirmediğinden, bu istek bakımından da davanın reddi bu gerekçe ve sonucu itibariyle doğrudur.
Hal böyle olunca, davacıların tüm temyiz itirazları yerinde değildir, reddi ile sonucu itibariyle doğru olan yerel mahkeme kararının ONANMASINA, 24.12.2009 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz edilen vekili için 750.00.-TL. duruşma avukatlık parasının ve aşağıda yazılı 1.55.-TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 13.07.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.