Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/7639 E. 2023/2185 K. 10.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/7639
KARAR NO : 2023/2185
KARAR TARİHİ : 10.04.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle temyiz edenlerin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Hükmolunan cezanın süresine göre şartları bulunmadığından sanıklar …, … ve … müdafiilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin CMK’nın 299 uncu maddesi uyarınca REDDİNE,
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, tanık beyanları ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
I. Sanıklar …, … ve … hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz talepleri ile olarak;
Silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan hüküm kurulan sanıklarla ilgili olarak suç tarihinin yardım niteliğindeki en son eylem tarihi ve silahlı terör örgütüne üye olma suçu temadi eden suçlardan olup yakalanma ile temadi kesileceğinden suç tarihinin yakalama tarihli yerine ilk derece ve Bölge adliye mahkemesi karar başlıklarında 29.07.2016 olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiştir.

Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükümlere esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen esasa müessir iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla sanıklar müdafiilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1 inci maddesi gereğince temyiz davalarının esastan reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
II. Sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz talepleri ilgili olarak;
A.Sanıklar …, …, …, …, …, …, … ve … yönünden;
T.C. Anayasasının 141/2, Avrupa İnsan Hakları sözleşmesinin 6/1, 5271 sayılı CMK’nın 34/1 ve 230/1-b-c maddeleri gereğince mahkeme kararlarının, Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde sanıkları, mağdurları, Cumhuriyet savcısını ve kamuoyunu inandıracak şekilde olması, Yargıtayın tutarlılık denetimini yapabilmesi için kararın dayandığı tüm verilerin, bu verilerle mahkeme tarafından ulaşılan sonuçların, iddia, savunma ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması, bu suretle dava konusu eylemin sübut bulup bulmadığı, sabit oluşmuş ise kanunda suç olarak tanımlanıp tanımlanmadığı hususlarında mahkeme kabulünün duraksamaya yol açmayacak biçimde karar yerinde gösterilmesi gerekir.
Gerekçede hükmün dayanakları akla hukuka ve dosyadaki bilgi ve belgelere uygun olarak açıklanmalı, yasal ve yeterli olmalı, tarafları tatmin etmeli, yasanın amacına uygun düşmeli, uygulamada keyfiliği önlemeli ve bu şekilde denetim yapılmasına olanak sağlamalıdır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Esas olarak davaları arasındaki fiili ve hukuki irtibat itibariyle birlikte yargılanmalarında zorunluluk da bulunmayan aynı suçtan yargılanan birden fazla sanıklarla ilgili olarak ikame olunan delillerden, hangisi ya da hangilerinin hangi sanıkla ilgili olduğunun özenle belirlenmesi ve bu suretle her bir sanık yönünden; suçun sübutu, vasfının tayini ve cezanın bireyselleştirilmesi bağlamında, yukarıda yer verilen ilkeler doğrultusunda özgün, ilgili ve yeterli gerekçelerin karar yerinde gösterilmesi gerekirken bazı sanıklar yönünden tamamen ilgisiz her delilin hükme esas alınması, bazıları yönünden ise esasa müessir delillerin hiç bir biçimde değerlendirmeye alınmaması neticesinde teşevvüşle malül yetersiz gerekçeyle hüküm kurularak Anayasanın 141, CMK’nın 34 ve 230 uncu maddelerine muhalefet edilmesi,
B.Sanık … yönünden;
Örgüte müzahir Birlik Özel Eğitim ve Öğr. Hiz. Tic. A.Ş.’nin yönetim kurulunda 2016 yılına kadar görev alan ve örgüt liderinin talimatı doğrultusunda başka bankadan kredi çekerek aynı özellikteki Bank Asyaya yatırdığı kabul edilen sanık hakkında, suçun vasfının tayini ve cezanın kişiselleştirilmesi bakımından belirleyici delil olan ve fakat beyanı hükme esas alınmayan tanık B. A.’nın, doğrudan aleni duruşmada sanığın huzurunda veya 5271 sayılı CMK’nın 180/1-2-5 maddesi gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanunun 181/1 maddesinde öngörülen usule riayet edilmek suretiyle istinabe yoluyla dinlenip AİHS’in 6/3-d ve Anayasa’nın 36 ncı maddeleri ile teminat altına alınan “iddia/kamu tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek” hakkı tanınması gerektiği gözetilmeden; soruşturma aşamasında alınan ifade metninin okunması ile yetinilerek CMK’nın 181/1 ve 210 inci maddelerine muhalefet edilmesi,
C.Sanıklar …, … ve … yönünden;
Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı ilamında açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır.
Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır (… özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280).
Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220 inci maddesinin 7 nci fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.
Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314 üncü maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.
Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, esas 9-242, karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.
BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanun’unun 107 nci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası AŞ’de gerçekleştirilen mutad hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilip, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebilir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
1. Örgüte yardım saikiyle mutad bankacılık işlemlerinden farklı olarak örgüt liderinin talimatıyla katılım hesabı açtırdığı ve para yatırdığı kabul edilen sanık … ile ilgili olarak maddi gerçeğin ve suç kastının kuşkuya bırakmayacak biçimde ortaya konulması ve savunmasının denetlenmesini teminen, hesap açma tarihinden itibaren Bank … hesap dökümlerinin tamamına ilişkin olarak uzman bilirkişi marifeti ile inceleme yaptırılıp örgüt liderinin talimatı doğrultusunda bankacılık işlemi yapılıp yapılmadığı hususunda denetime elverişli ve dosya kapsamına uygun rapor alınması,
2. 11.09.2014 tarihinde Türk Ekonomi Bankası A.Ş.’den 30.000,00 TL bireysel ihtiyaç kredisi çekerek eşi Serkan Eren’in hesabına gönderdiği ve eşinin de bir … sonra Bankasya hesabına 29.892,50 TL göndererek Bankasya nın aktif varlıklarını arttırmaya çalıştığı kabul edilen sanık …’in bu hususta savunması alınıp savunmaya göre eşi S. E.’nin tanık olarak dinlenilmesi ve sanığın isminin geçtiği 52238 ID numaralı ByLock kullanıcısı Erol Ovalı ile 52347 ID numaralı ByLock kullanıcısı M. M. G. arasında yapılan yazışmaları içeren ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının CMK’nın 217 nci Maddesi uyarınca duruşmada okunarak tartışılması,
3.Antalya ili Kemer ilçesinde bulunan örgüte ait okul ve yurtlarının bünyesinde faaliyet gösterdiği çatı şirketi olan Birlik Özel Eğitim ve Öğretim Hizmetleri Tic. A.Ş.’nin kurucu ortaklarından olup, 2016 yılına kadar şirket yönetiminde yer alan sanık … ile ilgili olarak örgütün gizli haberleşme sistemi olan ByLock programı üzerinden 399352 ID numaralı ByLock kullanıcısı A. A. ile 218583 ID numaralı ByLock kullanıcısı Y. K. arasındaki şirket hisselerinin örgütsel talimatla devrine ilişkin ortaklardan …’ye ait 200.000,00 TL’lik hissenin devri ile şirketin yönetiminde üye olarak faaliyet yürütmesi şeklindeki 11.02.2016 tarihli mesajlaşma içerikleri doğrultusunda araştırma yapılarak sanığın hisse devri ya da yönetimde kalma hususlarında örgüt yönetiminin talimatı doğrultusunda hareket edip etmediğinin belirlenmesi,
Suretiyle sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulması,
4.Kabul ve uygulamaya göre de; Silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan hüküm kurulan sanıklarla ilgili olarak suç tarihinin yardım niteliğindeki en son eylem tarihi ve silahlı terör örgütüne üye olma suçu temadi eden suçlardan olup yakalanma ile temadi kesileceğinden suç tarihinin sanıkların yakalandıkları tarihler yerine İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesi karar başlıklarında 29.07.2016 olarak yazılması,
Kanuna aykırı, sanık … ve sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, sanıklar …, …, …, …, …, …, … ve … yönünden sair yönleri incelenmeyen hükümlerin CMK’nın 302/2 nci maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanık …’nın tutuklulukta geçirdiği süre, bozma nedeni, atılı suç için kanun maddelerinde öngörülen ceza miktarı ve mevcut delil durumu gözetilerek tahliye talebinin reddi ile tutukluluk halinin devamına, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanun’un 8 inci maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca dosyanın Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.