YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/1419
KARAR NO : 2011/5579
KARAR TARİHİ : 22.11.2011
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama
Hüküm : 765 sayılı TCK’nın 459/2-son; 647 sayılı Kanunun 6. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle,
5271 sayılı CMK’nın 34/2. ve 232/6. madde ve fıkralarına göre hüküm fıkrasında, verilen karara karşı kanun yollarına başvurma olanağı bulunup bulunmadığının ve başvurma olanağı var ise süresi, mercii ve yöntemlerinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekirken, kararda temyiz süresinin yanıltıcı biçimde tefhim veya tebliğden itibaren başlayacağının gösterilmesi karşısında katılan vekilinin temyiz isteğinin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 34, 230 ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 308/7. maddeleri uyarınca, mahkeme kararında Yargıtay denetimine olanak sağlayacak biçimde 5271 sayılı CMK’nın 230. maddesi uyarınca suç oluşturduğu kabul edilen eylemin gösterilmesi, savunmada ileri sürülen hususlar ile hükme esas alınan ve reddedilen delillerin tartışılıp değerlendirilmesi, yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğu ve sonuca nasıl ulaşıldığının açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekirken, bu ilkelere uyulmadan, farklı içerikteki tanık anlatımları ile kusur durumuna ilişkin raporlardan hangilerine hangi sebeplerle itibar edildiği irdelenmeyip, kazanın oluş şekli ile sanığın suç oluşturduğu kabul edilen eylemi gösterilmemek suretiyle yasal gerekçeden yoksun hüküm kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre:
1- Sanık müdafii son oturumda lehe olan yasa hükümlerinin uygulanmasını istediği halde, 647 sayılı Kanunun 4. maddesinin uygulanması hususunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi,
2- Sanık hakkında karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5560 sayılı Kanunun 23. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesindeki “hükmün açıklanmasının geri bırakılması”na ilişkin düzenlemenin uygulanması konusunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 22.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.