YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11075
KARAR NO : 2023/1976
KARAR TARİHİ : 26.04.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 4. Aile Mahkemesi
Taraflar arasındaki karşılıklı açılan boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davaların kabulüne, tarafların boşanmalarına ve fer’îlerine karar verilmiştir.
Kararın erkek vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı kadın vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı- davalı kadın vekili dava ve birleşen davaya cevap dilekçesinde özetle; erkeğin önceki evlilikleri hakkında yalan söylediğini, şiddet uyguladığını, ölümle tehdit ettiğini, evden zorla çıkardığını iddia ederek 4721 sayılı Türk Medeni Kanun’un (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesi gereğince davasının kabulüne tarafların boşanmalarına, kadın yararına aylık 1.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakası ile kadın yararına 25.000,00 TL maddî ve 50.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı- davacı erkek vekili cevap ve birleşen dava dilekçesinde özetle; iddiaların asılsız olduğunu, aşırı kıskanç olduğunu, dostlarıyla ve arkadaşlarıyla görüşmesine dahi yasak getirdiğini,sinkaflı sözlerle hakaret ettiğini, telefona mesaj atarak hakaret ettiğini ve aynı gün eşyalarını alarak evi terk ettiğini, yolda ablasının sevgilisi E., “Sen adam mısın lan, kadından uzaklaştırma alıyorsun, ibne” diyerek üzerine yürüdüğünü, eve geldiğinde evinin darmadağın olduğunu ve bir miktar para, muhabbet kuşu ve bazı eşyaların izinsiz davalı yan tarafından alındığını, davalı ve yakınlarının tehdit ettiğini, şiddet uyguladığını, işyeri arkadaşları ve işvereninin önünde hakaret ve küfürlere devam ederek küçük düşürdüğünü ileri sürerek 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesi gereğince kadının davasının reddine, davasının kabulüne, tarafların boşanmalarına, erkek yararına 25.000,00 TL maddî ve 25.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile erkeğin kadına hakaret ettiği, kadını tehdit ettiği, evliliği konusunda yalan beyanda bulunduğu, kadının ise birlik görevlerini yerine getirmediği, boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin ağır kusurlu olduğu gerekçesi ile 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince davaların kabulüne, tarafların boşanmalarına, kadın yararına aylık 600,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakası ile kadın yararına 10.000,00 TL maddî ve 15.000,00 TL manevî tazminata, erkeğin tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı – davacı erkek vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı- davacı erkek vekili istinaf dilekçesinde özetle; kusur tespitinin hatalı olduğunu, kadının davasının tüm talepleri ile reddine karar verilmesi gerektiğini, erkeğin tazminat taleplerinin reddinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece erkeğe kusur olarak yüklenen yaptığı evlilik hususunda davacıyı kandırma vakıasının evlilik öncesinde meydana geldiği, evlilik öncesi meydana gelen olaylar, boşanma davasında taraflara kusur olarak yüklenemeyeceği, erkeğin eşine hakaret ve tehdit içerikli sözler söylediği vakıasının ceza dosyası ile sabit olduğu; kadının istinaf edilmeyerek kesinleşen eve bakmadığı, yükümlülüklerini yerine getirmediği kusurlarının yanında 03.07.2019 tarihinde meydana gelen olayda kardeşi İlhan’ın eşine şiddet uygulamasına tepkisiz kaldığının ceza dosyası ile sabit olduğu gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya sebebiyet veren olaylarda taraflar eşit kusurlu olduğunun kabulü gerektiği; ekonomik ve sosyal durum araştırmasında davalı- davacı erkeğin gündelik işlerde çalıştığı, davacı-davalı kadının ise çalışmaya başladığı, asgari ücret düzeyinde gelirinin bulunduğu, bu durumda düzenli ve sürekli bir gelire sahip olduğu, 4721 sayılı Kanun’un 175 inci maddesinde ifade bulan şartların oluşmadığı gerekçesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) inci alt bendi gereğince erkeğin kusur belirlemesi, kadın yararına hükmedilen tazminatlar ile yoksulluk nafakasına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin ilgili hükümlerinin kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle kusurun gerekçesinin düzeltilmesine, tarafların eşit kusurlu olduğunun tespitine, gerçekleşen kusur durumuna göre tarafların tazminat talepleri ile kadının yoksulluk nafaka talebinin reddine, davalı- davacı erkeğin diğer yönlere ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı- davalı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı- davalı kadın vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; erkek tanıklarının evlerine hçi gelmediklerini beyan ettikleri, dolayısıyla ev içi işlerin nasıl olduğunu bilmelerinin mümkün olmadığını, borcunu ödediğine dair banka dekontunu mahkemeye ibraz ettiği buna rağmen tanığın borca yönelik beyanda bulunduğunu dolayısıyla beyanın yalan olduğunun anlaşıldığı, ceza dosyası ve kadın tanıklarının beyanları ile erkeğin kusurlu olduğunun sabit olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, yapılan kusur belirlemesinin yerinde olup olmadığı, kadın yararına tazminat ve yoksulluk nafakasına hükmedilme şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi, 166 ncı maddesinin birinci fıkrası, 174 üncü maddesinin birinci fıkrası; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 50 inci ve 51 inci maddesi; 6100 sayılı Kanun’un 190 ıncı maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 inci maddesi ile 371 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir .
2. Bölge Adliye Mahkemesince kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışlara göre, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı-davacı erkeğin, davacı-davalı kadına nazaran ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
3. 4721 sayılı Kanun’un 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevî tazminat isteyebileceği öngörülmüştür. Yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, erkeğin kusurlu eylemlerinin kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır. Davacı-davalı kadın yararına 4721 sayılı Kanun’un 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkra koşulları oluşmuştur. O halde, Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi ile 6098 sayılı Kanun’un 50 inci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen “hakkaniyet kuralları” da dikkate alınarak uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde kadının maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle
1. Yukarıda (2) ve (3) numaralı paragrafta belirtildiği üzere temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi, maddî ve manevî tazminat yönlerinden BOZULMASINA,
2. Yukarıda (1) numaralı paragrafta belirtildiği üzere temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararınır bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacı- davalı kadına iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.