YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/754
KARAR NO : 2023/2036
KARAR TARİHİ : 27.04.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 6. Aile Mahkemesi
Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince her iki davanın da kabulü ile tarafların boşanmalarına ve ferilerine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ( 6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı-karşı davalı erkek vekili dava dilekçesinde özetle; evliliğin başlarında tarafların çocuklarının olmadığını, kadının ve ailesinin bu nedenle erkeğe zürriyetsiz, sen adam değilsin erkek değilsin şeklinde onur kıracak ve küçük düşürecek söylemlerde bulunduğunu, tüp bebek tedavisi ile çocuk sahibi olduklarını, evlilik birliğinin kadına yüklediği sorumlulukları yerine getirmediğini, tartışmaların giderek arttığını, kadının bir seferinde bıçak çektiğini, sinkaflı küfür ettiğini, erkeğin kız kardeşi ve kadının abisinin evliliklerinin bitmesi sebebiyle tarafların aralarının açık olduğunu bu sebeple gel çocuklarımızı da alıp gidelim uzaklaşalım bu ortamdan, evliliğimizi ve çocuklarımızın da geleceğini kurtaralım demesine rağmen davalının gelmek istemediğini, bir taşınmazın tamamının kendi adına devir edilmesi halinde gelmeyi kabul edeceğini şart koştuğunu, ortak çocuğunun gerek baba ile gerekse ailesi ile görüşmesine de engel olduğunu, çocukları ailesine göstermediğini ve torunlarını sevemediklerini belirterek davanın kabulü ile tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedeniyle boşanmalarına, ortak çocukların velayetlerinin babaya verilmesine, erkek lehine 50.000,00 TL maddî, 50.000,00 TL manevî tazminat ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı-karşı davacı kadın vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; kadının erkek kardeşi ile erkeğin kız kardeşi evlendikten altı ay sonra tarafların evlendiklerini, evlikteki ilk problemlerin 2009 yılında erkeğin kız kardeşinin kadının erkek kardeşi ile tartışması ve ortak konutu terk ederek tarafların yanına yerleşmesi sonrası meydana geldiğini, erkeğin bu durum üzerine kucağındaki 6 aylık bebek ile kadını küfür ve hakaretlerle evden kovduğunu, kadının da kucağındaki 6 aylık bebek ile erkek kardeşinin yanına gittiğini, erkeğin ailesinin ve kız kardeşinin baskılarıyla evliliğini bir anda bitirme noktasına geldiğini, nihayetinde kardeşlerinin barışması sonunda tarafların da barıştığını, bu yaşananlardan sonra sürekli bir şekilde fiziksel ve sözlü şiddet uyguladığını, sürekli şekilde ilgisiz davrandığını, hakir gördüğünü, okumamasıyla ve görünüşü ile dalga geçtiğini, abin kız kardeşimi bırakırsa bende seni bırakırım diyerek sürekli tehdit ettiğini, hastalık derecesinde kıskanç olduğunu, aile içi sırları tüm yakınları ile paylaştığını, anne ve babasının fikirlerine göre hareket ettiğini belirterek asıl davanın reddi ile karşı davanın kabulüne, tarafların 4721 sayılı Kanun uyarınca evlilik birliğinin temelden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, ortak çocukların velayetinin anneye verilmesine, kadın yararına 1.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına ve ortak çocukların her biri için ayrı ayrı 750,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, kadın lehine 500.000,00 TL maddî, 500.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiş oldukları anlaşılmıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile erkeğin evlilik birliğinin kendisine yüklediği sevgi, saygı, anlayış ve ekonomik yükümlülüklerini ağır derecede ihlal ettiği, kadına, abisinin evliliğine müdahale etmediğini söyleyerek onu sorumlu tuttuğu, kadına soğuk ve ilgisiz davrandığı, madi ve manevî desteğini gerektiği gibi sağlamadığı, kadının ise evlilik birliğinin kendisine yüklediği sevgi, saygı, anlayış yükümlülüklerini ihlal ettiği, ortak konutun kendi üzerine devri olması halinde tekrar bir araya geleceğini beyan edip bu şekilde birlik görevinden kaçındığı belirtilerek evlilik birliğini sona erdiren olaylarda erkeğin kadına nispeten ağır kusurlu olduğu gerekçesi ile tarafların … olmayan çocuklarının velayetlerinin çocukların tarafların ayrı yaşadıkları süre boyunca annenin yanında yaşamaları, anne yanında bir düzen kurmaları, sosyal inceleme raporu göz önüne alınaraktan çocukların yüksek yararı kapsamında davalı anneye verilmesine, baba çocuk ilişkilerinin güçlendirilmesi ve devamının sağlanması açısından kişisel ilişki tesisine ve çocuklar lehine tedbir ve iştirak nafakasına tarafların ekonomik sosyal durumu ve kusur durumuna göre kadın lehine maddî tazminat ve tedbir ve yoksulluk nafakası ödenmesine, erkeğin süreklilik arz edecek şekilde abisinin evliliğinin bozulmasına engel olmadığı iddiasıyla eşini suçladığı, taraflar arasındaki fiili ayrılığa asıl sebebin bu olduğu, erkeğin eşine karşı olan bu eylemlerinin karşı davacı kadının kişilik haklarına saldırı niteliği taşımadığı gerekçesi ile her iki davanın da kabulüne, tarafların 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedeniyle boşanmalarına, ortak çocukların velayetlerinin anneye verilmesine, baba ile kişisel ilişki kurulmasına, ortak çocukların her biri için ayrı ayrı 500,00 TL tedbir ve 600,00 TL iştirak nafakasına, kadın yararına 600,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına ve kadın lehine 18.000 TL maddî tazminat ödenmesine, kadının manevî tazminat talebi ile erkeğin maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı- karşı davalı erkek vekili, katılma yolu ile hükmün usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek, kabul edilen davasının boşanma hükmü hariç tamamı yönünden kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı- karşı davacı kadın vekili, hükmün usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek, asıl davanın tamamı, kusur belirlemesi, nafaka ve maddî tazminatın miktarı ile reddedilen manevî tazminat talebi yönünden, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre usul ve kanuna uygun olması gerekçesi ile 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince tarafların istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı- karşı davalı erkek vekili kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek özetle; kadının erkeğin kız kardeşinin kendi evlerine gelmesini ve onunla aynı ortamda bulunmayı sorun ettiğini, abisinin evine gitmek istediğini, evden kovmadığını, kadının abisinin kız kardeşini 26.05.2017 tarihinde gönderdiğini, davanın ise yaklaşık üç yıl sonra açıldığını, ailesi ile olan ilişkisine karşı çıktığını, aşırı kıskanç davrandığını, 1/2 si erkeğin abisine ait olan evi kendisine devri halinde …’ya geleceğini ifade ettiğini, aksi takdirde gelmeyeceğini söylediğini, çocuklarından mahrum bırakıldığını, son üç yıldır ayrı uyuduğunu, tanıkların kadının kardeşleri ve enişteleri olup birinci dereceden yakınları olduğu için gerçeği yansıtmayan yanlı beyanlarda bulunduğunu, nafakaya ve tazminata hükmedilmeyeceği ve miktarları çok olduğunu belirterek kadının karşı davasının kabulü, kusur belirlemesi, nafakalar ve kadın lehine hükmedilen maddî tazminat yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı- karşı davacı kadın vekili kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek özetle; tanık beyanlarının gerçekçi olmadığını, tanıkların taraflı olduğu ve beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, dört tanığının ikisinin davacının kızları olduğunu,çocukların kadına karşı doldurulduğunu, zorla çalıştırıldığını, eve yorgun geldiğini, bu nedenle çocukları ve eşiyle gereğince ilgilenemediğini, tüm kusur erkek de olduğunu, nafakaların ve tazminatların az olduğunu, manevî tazminata karar verilmesi gerektiğini belirterek erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, maddî tazminat ile yoksulluk nafakasının miktarı, manevî tazminat talebinin reddi yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflarca açılan karşılıklı boşanma davasında taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamında imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, kusur belirlemesi, erkeğin davasının ve kadının davasının kabulünün yerinde olup olmadığı, nafakaların ve kadın lehine hükmedilen maddî tazminatın hükmedilme şartlarının oluşup oluşmadığı ve miktarları ile kadının manevî tazminat talebinin kabulü gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi, 166 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 169 uncu, 174 üncü, 175 inci, 182 nci ve 330 uncu maddeleri; 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu, 370 inci ve 371 inci maddeleri; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 50 nci ve 51 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraflarca temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.