YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/609
KARAR NO : 2023/2050
KARAR TARİHİ : 10.04.2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Trabzon 3.Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.06.2019 tarihli ve 2019/85 Esas, 2019/245 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan davada; yüklenen suçun sanık tarafından işlediğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince beraatine karar verilmiştir
2. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 08.10.2019 tarihli ve 2019/1015 Esas, 2019/857 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet Savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 18.11.2021 tarihli, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne müzahir Küresel Doktorlar Trabzon Derneğine üyelik kaydı bulunan sanığın faaliyetlerinin, silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk içermemesi karşısında örgüt üyesi olarak kabul edilmesine yasal olanak bulunmadığından, örgüte yarar sağlamak maksadıyla örgütsel talimat üzerine örgütle iltisaklı olan Bankasya’da hesap açtırma ve katılım hesaplarına para yatırma şeklindeki suç oluşturmayan ancak örgüt liderinin talimatı doğrultusunda amaca hizmet eden eylemlerinin örgüte yardım etme suçunu oluşturacağı ve bu suçun sübut bulduğu gözetilmeden mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi, yasaya aykırı olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz talebi belirtilen nedenle yerinde görülmekle, 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca hükmün bozulması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Cumhuriyet Savcısının temyiz istemi özetle; sanığın uzman doktor olarak görev yapmaktayken 672 sayılı KHK ile FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatı nedeniyle ihraç edildiğinin anlaşıldığı, örgüte müzahir 27.02.2016 tarihinde feshedilen Küresel Doktorlar Trabzon Derneğine üye olduğunun tespit edildiği, sanığın örgütün finans kaynaklarından olan Bank Asyada ilk olarak 2008 yılında hesap açmış olmakla birlikte bu tarihten sonra hesabında önemli miktarlar içeren hesap hareketleri mevcut değilken FETÖ/PDY silahlı terör örgütü liderinin 25.12.2013 tarihinde Bank Asyanın ekonomik gücünün ayakta tutulmasına yönelik vermiş olduğu talimat sonrası döneme denk gelecek şekilde 17.02.2014 tarihinde hesabına 15.358 TL değerinde hurda altın vermek suretiyle 165,49 gr. vadesiz altın hesabı açtığı, sanığın yine 20.03.2014 tarihinde 5.475 TL değerinde 57,41 gr. hurda altını vadesiz hesabına yatırdığı, sanığın yine daha sonra FETÖ/PDY silahlı terör örgütü liderinin ikinci talimat dönemine denk gelecek şekilde 05.09.2014 tarihinde 49.505 TL miktarlı katılım hesabı açtığının anlaşıldığı, sanığın talimat öncesi dönemde 2013 yılı Aralık ayı itibariyle hesabında 221 ile 223 TL arasında sabit para hareketleri söz konusu iken özellikle FETÖ/PDY silahlı terör örgütü liderinin talimatı sonrası dönemde önemli miktarlarda para ve hurda altın yatırmak, katılım hesabı açmak suretiyle Bank Asyaya destek olduğunun anlaşıldığı, bu kapsamda Yargıtay 16. Ceza Dairesinin emsal nitelikteki ilamları da göz önüne alındığında sanığın eyleminin silahlı terör örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım suçunu oluşturduğu halde bu suçtan mahkumiyeti yerine ilk derece mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanığın beraatine dair kararın hukuka aykırı olduğu anlaşıldığından, bu karara yönelik O yer Cumhuriyet savcısının aleyhe istinaf talebi üzerine ceza dairesince verilen esastan red kararının sanık aleyhine bozulması gerektiği ve sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık hakkında FETÖ-PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan dava açılmış ise de; TCK’nun 314/2 maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütüne üye olma suçunun oluşabilmesi için sanığın bu örgütün hiyerarşik yapısına dahil olması ve örgütle organik bağının bulunması gerekmektedir. Hiyerarşik yapıya dahil olup olmadığını tespit etmek için ise, eylemlerinin süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik arzetmesi veya eylemin niteliğine göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu bilgilerden hareketle sanığın eylemlerine bakılmalıdır. Sanığın dosyada mevcut belgelerden örgüte müzahir Küresel Doktorlar Trabzon Derneğine üye olduğu anlaşılmıştır. Kişinin örgüte müzahir derneklere ve sendikalara üye olması,örgüte hiyerarşik olarak bağlanmış olmayı gösteren bir eylem olarak kabulü mümkün olmamakla, tek başına bu kişinin örgüt üyesi olduğunu değil, örgüt ile irtibatlı ve iltisaklı olduğunu gösterir. Örgüt üyeliği için, bu tek başına yeterli olmayıp çeşitlilik, süreklilik, yoğunluk arz eden başkaca eylemlerinin olması gerektiği değerlendirilmiştir. Bank Asyaya para yatırma eyleminin, FETÖ/PDY’nin faaliyetlerine destek mahiyetinde olması nedeniyle; bir kişi, bu örgütsel çağrı üzerine bankaya el konulmamasını sağlamaya yönelik bankada hesap açtırmış ve subjektif olarak maddi gelir durumuna göre önemli kabul edilebilecek bir miktarı yatırmış veya daha önce var olan hesabına bu tarihten sonra sadece bu amaçla para yatırmış ve belirli bir süre bu parayı çekmemiş ise, bu eylem örgüt üyeliğinin kabulü için gerekli olan çeşitlilik, yoğunluk, süreklilik kriterlerine uyan bir eylem olarak kabul edilecek ve buna uyan diğer eylemleri de var ise üyeliğin unsurları gerçekleşmiş olacak, başkaca eylemi yoksa bu haliyle örgüte yardım niteliğinde olup olmadığı, sanığın bu örgütün terör örgütü olduğunu bilerek bu parayı yatırıp yatırmadığı değerlendirilecektir. FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün finansal kuruluşu olan Bank … isimli finans kurumunda sanığın hesap hareketlerinin olduğu, sanığın anılan bankadaki hesap hareketlerine ilişkin 14.05.2019 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde, hesabın ilk kez 2008 yılında açıldığı, örgüt içinde çağrı dönemi olarak adlandırılan döneme genk gelecek şekilde bakıldığında; hesaba 17.02.2014 tarihinde 15.358,83 TL değerinde hurda altın yatırıldığı, 20.03.2014 tarihinde 5.475,01 TL değerinde hurda altın yatırıldığı, 05.09.2014 tarihinde 49.505,00 TL nakit teslimatla yeni bir katılım hesabı açıldığı, 05.09.2014 tarihinde 4.408,41 TLdeğerinde hurda altın yatırıldığı, 31.12.2015 tarihi itibariyle hesapta 35.153,89 TL para bulunduğu, 26.05.2016 tarihine kadar kullanıldığı görülmüştür Sanığın anılan bankadaki hesabına altın/para yatırdığı tarihlerin örgütün sözde liderinin talimatlarına uygun olsa da sanığın hukuki durumunu değerlendirirken sadece hesap açılış ve para yatırma tarihlerinin değil, hesabını kapattığı ya da sıfırladığı tarihlerin de suçun sübutu açısından önem arzettiği, somut olayda sadece hesabın açılış ve altın/para yatırılış tarihleri nazara alınarak sanığın örgütün sözde liderinin talimatları doğrultusunda hareket ettiğinin değerlendirilebileceği ancak sanığın diğer örgüt mensuplarının aksine anılan bankanın devlet yönetimine (BDDK ve TMSF) devredildiği tarihten sonra da hemen hesabını kapatmadığı ve sıfırlamadığı, 26.05.2016 tarihine kadar kullanmaya devam ettiğinin anlaşılması karşısında; sanığın talimatla ve örgütsel bağ çerçevesinde hesap işlemleri gerçekleştirdiğine dair tam bir kanaat oluşmamıştır, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince hesap hareketlerinin örgüt üyeliği ya da örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçu yönünden sanık aleyhine değerlendirilemeyeceği kanaatine varılmıştır. Sanık savunması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; yukarıda izah edilen gerekçelerle sanığın eylemlerinin, silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluluk içermemesi karşısında silahlı terör örgütüne üye olma boyutuna ulaşmadığı, yine açıklanan gerekçelerle lehine değerlendirilebilecek bankasya hesap hareketleri itibariyle TCK 220/7 maddesi kapsamındaki düzenlemeyi de öngören suçu oluşturmadığı, bu verilerin sanığın kastının belirlenmesi yönünden şüphe boyutunda kaldığı değerlendirilmiş; sanığın örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterecek mahiyette süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden başkaca bir eyleminin tespit edilememiş olması karşısında sanığın atılı suçu işlediği sabit görülmemiş, CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine, yapılan yargılama giderlerin kamu üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Yapılan yargılama sonunda yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, karar gerekçelerine göre Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz talebinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden, sanık hakkında kurulan beraat hükmünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 08.10.2019 tarihli ve 2019/1015 Esas, 2019/857 sayılı Kararında Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Trabzon 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.04.2023 tarihinde karar verildi.