Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2022/2132 E. 2023/728 K. 01.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/2132
KARAR NO : 2023/728
KARAR TARİHİ : 01.03.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs
HÜKÜM : Mahkûmiyet

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 … maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.04.2018 tarihli ve 2016/58 Esas, 2018/379 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 … maddesinin birinci fıkrası, 35 … maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 54 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, müsadereye ve mahsuba karar verilmiştir.

2. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 04.02.2019 tarihli ve 2018/1518 Esas, 2019/246 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısı (lehe) ve sanık müdafiinin istinaf başvuruları üzerine 5271 sayılı Kanun’un 280 … maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 … maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanunu’nun 81 … maddesinin birinci fıkrası, 35 … maddesinin ikinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 54 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, müsadereye ve mahsuba karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebebi;
Suç vasfının hatalı belirlendiğine, sanık hakkında kasten yaralama suçundan hüküm kurulması gerektiğine ilişkindir.

B. Katılan Vekilinin Temyiz Sebebi;
Sanık hakkında haksız tahrik indiriminin uygulanmaması gerektiğine ilişkindir.

C. Sanık Müdafilerinin Temyiz Sebepleri;
Sanığın gönüllü vazgeçtiğine, suç vasfının hatalı belirlendiğine, sanık hakkında kasten yaralama suçundan hüküm kurulması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Amca çocukları olup aralarında önceye dayalı miras meselesinden kaynaklanan husumet bulunan sanık ve katılanın olay günü kendi sevk ve idarelerindeki araçlarla tesadüfen karşılaşıp yol verme meselesinden tartışmaya başladıkları, bu kavga sırasında sanığın bıçakla katılana saldırıp vücudunun çeşitli yerlerinden bıçakladığı, katılanın batına nafiz kesi nedeniyle hayatî tehlikeye neden olacak şekilde yaralandığı, suçta kullanılan alet, bıçağın vurulduğu bölge, eylem sonrasındaki sanığın tavrı dikkate alınarak sanığın kasten öldürmeye teşebbüs suçundan cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

2. Sanık savunması, katılanın beyanları, tanıkların anlatımları, mesaj döküm tutanağı, HTS kayıtları, uzmanlık raporu ve tutanaklar ile nüfus ve adlî sicil kayıtları dava dosyasında mevcuttur.

3. Sanığın eylemi neticesinde katılanda meydana gelen yaralanmalara ilişkin olarak Adlî Tıp Kurumu … Adlî Tıp Şube Müdürlüğünce tanzim olunan, 23.01.2017 tarihli rapora göre;
“Katılanın karnında, göğsünde, sağ baldırında ve el parmağında toplam 4 adet kesici delici alet yaralanmasının bulunduğu, bunlardan karın bölgesindeki kesinin batına nafiz olup karaciğer yaralanması nedeniyle yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olduğu; göğüs ön yüzde meme hizasındaki 6-7 cm uzunluğundaki kesinin cilt-cilt altı kas dokuya kadar ilerlediği, yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olmadığı, basit tıbbî müdahale ile giderilemez nitelikte olduğu; sağ baldırdaki 6-7 cm uzunluğundaki kesinin cilt – cilt altı ile sınırlı kaldığı, kas, sinir veya damar yaralanmasına neden olmadığından basit tıbbî müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğu, yine el parmağındaki kesinin de basit tıbbî müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğunun,” tespit edildiği görülmüştür.

4. Sanığın olaydan sonra kaçıp yaklaşık 1.5 ay sonra yakalanması nedeniyle olaydan hemen sonra düzenlenen adlî raporunun bulunmadığı, yakalandığında Suruç Devlet Hastanesi tarafından tanzim olunan 22.01.2016 tarihli raporda; sanıkta darp cebir izi bulunmadığının tespit edildiği anlaşılmıştır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesinde, maddi olayın gelişim süreci ile suçun vasıflandırılması aynı kabul edilmiş ise de; sanık lehine haksız tahrik koşullarının bulunup bulunmadığı konusunda değerlendirme yapılması amacıyla duruşmalı inceleme yapılmasına karar verildiği,
“Aşamalarda katılanın kendisine kafa atıp vurduğunu savunan sanığın olaydan 1 aydan fazla bir süre geçtikten sonra 22.01.2016 tarihinde yakalandığından dolayı olay tarihinde yaralanıp yaralanmadığı tespit edilememiş ise de, katılanın kendisini silahla yaraladığına yönelik beyanda bulunmaması karşısında, sanığın katılanı bıçakla yaralaması eyleminde meşru savunma ve meşru savunmada sınırın aşılması koşullarının oluşmadığı sonuç ve kanaatine varılmış, sanığın aksi kanıtlanmayan savunmasına göre katılanın hakarette bulunması sonucu eylemini gerçekleştirdiği ve ilk haksız hareketin de kimden geldiğinin kesin olarak tespit edilememesi karşısında şüphenin de sanık lehine yorumlanması ilkesinden hareketle Yargıtay içtihatlarına göre asgarî oranda tahrik indirimi yapılması gerektiği kanaatine varılmıştır.” gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün kaldırılmasına ve sanık lehine asgarî oranda haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Suç Vasfı ve Gönüllü Vazgeçme Yönünden
Sanık ile katılan arasında önceye dayalı husumetin bulunması, suçta kullanılan aletin niteliği, hedef alınan vücut bölgeleri, darbe sayısı ve şiddeti, batına nafiz kesinin karaciğer yaralanmasına neden olması sonucu hayatî tehlike yaratması ve katılanın acil ameliyata alınması, sanığın soruşturma aşamasında alınan ifadeleri ile tanık M.D.’nin soruşturma aşamasında alınan ilk ifadesine göre olay yerinde bulunanların araya girmesi sonucunda sanığın eylemine son vermesi karşısında sanığın eyleminin kasten öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturduğunun kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş, yine sanığın suçun icra hareketlerinden gönüllü olarak vazgeçmemesi, çevredekilerin müdahalesi ile eylemine son vermesi, tanık M.D.’nin soruşturma aşamasında alınan beyanlarına göre sanığın suçtan sonra elindeki bıçağı sallayarak hala tehdit içeren sözler söylemeye devam etmesi, katılanın olaydan sonra tanık M.D.’nin yardımı ile hastaneye giderek tedavi olması, sanığın suçun tamamlanmasını veya neticenin

gerçekleşmesini önleyemeye yönelik herhangi bir davranışının bulunmaması nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesinde düzenlenen gönüllü vazgeçme hükümlerinin de uygulanma koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Haksız Tahrik Yönünden
Sanık ile katılanın amca çocukları olduğu ve aralarında önceye dayalı miras meselesinden kaynaklanan husumet bulunduğu, olay tarihinde sevk idarelerindeki araçlarıyla seyir halindelerken dar bir sokakta tesadüfen karşı karşıya geldikleri ve aralarındaki husumetten ve yol verme meselesinden tartışmaya başladıkları, herhangi bir kamera kaydının bulunmaması ve tanıkların da olayın başlangıcını görmemeleri nedeniyle ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının tespit edilemediği, sanığın, katılan tarafından darp edildiğine dair iddialarının olaydan hemen sonra alınmış bir adlî muayene raporunun bulunmaması nedeniyle ispatlanamadığı ancak; tanıkların, sanık ve katılan arasında boğuşma olduğunu doğruladıkları, sanığın kendisine hakaret edildiğine dair savunmalarının da aksinin ispatlanamadığı olayda şüphe sanık lehine değerlendirilerek asgarî oranda tahrik indirimi uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 04.02.2019 tarihli ve 2018/1518 Esas, 2019/246 Karar sayılı kararında Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı, katılan vekili ve sanık müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

01.03.2023 tarihinde karar verildi.