YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6141
KARAR NO : 2023/2240
KARAR TARİHİ : 12.04.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescili ile manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde, 6242 ada 1 parsel sayılı taşınmazda paydaş olduğunu, 1999 yılında taşınmazdaki payını sağlık ocağı yapılacağı taahhüdünde bulunan belediyeye bağışladığını, üzerinden yıllar geçmesine rağmen sağlık ocağı yapılmadığını, 13.11.2018 tarihinde bağış koşulu yerine getirilmediği için taşınmazın iadesini istediğini ancak davalının bunu kabul etmediğini, imar planındaki amacına uygun kullanılması için bağışlandığını ve bağışın şartlı olduğunu, şartın yerine getirilmemesinin aynı zamanda kendisini üzdüğünü ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline ve 100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde, hak düşürücü sürenin geçtiğini, taşınmazın kayıtsız ve şartsız bağışlandığını, taşınmazın imar planında bir değişiklik yapılmadığını, hala sağlık alanı olarak göründüğünü, bağıştan rücu şartlarının ve manevi tazminat şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 10.11.1999 tarihli tapu resmi senedinde davacının payının tamamının kayıtsız ve şartsız olarak Konyaaltı Belediyesine hibe ettiği, Belediye’nin encümen kararı ile taşınmazı imar planındaki amacına uygun kullanma şartıyla hibe alınmasını kabul ettiği, davacının sağlık ocağı olarak ayrılan alanı davalıya temlik ettiği, davacının iradesinin taşınmaza sağlık ocağı yapılması yönünde olduğu, bağışın koşula bağlandığının kabulü gerektiği, koşulun yerine getirilmesi için davalı Belediyenin aradan geçen süre zarfında taşınmazın imar planına ve bağış iradesine uygun şekilde kullanmadığı, manevi tazminatın yasal şartları mevcut olmadığı gerekçesiyle tapu iptali ve tescili talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı istinaf dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, hak düşürücü sürenin resen gözetilmesi gerektiğini, imar planında dava konusu parselin de içinde bulunan sosyal donotı alanlarının tamamının imar planı değişikliği ile sağlık tesisi alanı olarak yeniden planlandığını, taşınmazın kayıtsız, şartsız ve bedelsiz olarak hibe edildiğini, hibenin yapıldığı sırada Borçlar Kanunu’nun yürürlükte bulunduğunu, hibe işleminden sonra imar planındaki planlama amacını değiştiren herhangi bir plan tadilat işleminin bulunmadığını, taşınmazın kamu yararına kullanılacağının açık ve net olduğunu, resmi senete karşı iddialarında aynı kuvvette senetle ispat zorunluluğunun olduğunu, dava konusu parselin kamu yararı dışında kullanılacağı sonucunun çıkarılamayacağını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davacı istinaf dilekçesinde özetle, uzun yargılama sürecinde hem maddi hem de manevi olarak zarar gördüğünü, manevi tazminat talebinin geniş çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının imar planındaki amacına uygun olarak kullanmak şartı ile hibe ettiği taşınmazda, aradan geçen uzun süreye rağmen imar planındaki amacı doğrultusunda kullanılmak üzere herhangi bir yapılaşmaya gidilmediği, plana uygun kullanılmadığı, bağış amacına uygun olarak kullanılmayacağının daha öncesinden öğrenildiğine ilişkin davalı tarafça bir delil de sunulmadığı, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığına yönelik savunmanın ispatlanamadığı, kişilik haklarına saldırı iddiasıyla açılan manevi tazminat yönünden şartları oluşmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı temyiz dilekçesinde özetle, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafın taşınmazı sağlık ocağı yapılması için devrettiği iddiası karşısında mahkemenin resmi senedin mevcudiyeti ve hangi iradi şekle bağlı olarak verildiğinin tespiti için müzekkere yazılmadığını, dava konusu taşınmazın sağlık ocağı ve trafo alanı olarak planlandığını, sağlık kurumu yapma yetkisi ve tasarrufunun belediyeye ait olmadığını, bu konuda belediyeye kusur atfedilemeyeceğini, bu tarz kamu kurumlarına ayrılan yerlerin belediyeye hibe edildikten sonra ilgili Bakanlığa tahsis edildiğini, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, devrin üzerinden 23 yıl geçtiğini, gerek temlik tarihinde yürürlükte olan Borçlar Kanunu, gerekse … Borçlar Kanunu uyarınca yüklemeli bağış söz konusu olmadığı için hibeden rücu şartlarının oluşmadığını, 5393 sayılı Kanun’un verdiği tüm yetkilerle en üst kamu yararını gözeterek bütçe dahilinde planların yerine getirilmeye çalışıldığını, dava konusu taşınmazın kamu alanına ayrıldığını ve özel mülkiyete konu olmadığını, kamu yararı dışında kullanılacağı sonucunun çıkmayacağını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bağıştan rücu hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescili ile manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Bilindiği üzere, bağıştan dönme (rücu) bağışlayanın tek yanlı, bağışlanana varması gereken beyanıyla geriye etkili (makable şamil) olarak hukuki ilişkiye son veren yenilik doğurucu bir haktır. Bağışlayan koşullu veya mükellefiyetli şekilde bağışta bulunmuşsa, bağışlanandan hukuka, ahlaka aykırı veya imkansız olmadığı sürece TBK’nin 291 … maddesi uyarınca koşul veya mükellefiyetin yerine getirilmesini isteyebilir. Haklı bir neden olmaksızın yerine getirilmemesi halinde de TBK’nin 295 … maddesine dayanarak bağıştan dönme hakkını kullanıp verdiğini geri isteyebilir.
TBK’nin 297 nci maddesinde “Bağışlayan, geri alma sebebini öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde bağışlamayı geri alabilir. Bağışlayan bir yıllık süre dolmadan ölürse, geri alma hakkı mirasçılarına geçer ve mirasçıları bu sürenin sona ermesine kadar bu hakkı kullanabilirler. Bağışlayan, sağlığında geri alma sebebini öğrenememişse, mirasçıları, ölümünden başlayarak bir yıl içinde bağışlamayı geri alma hakkını kullanabilirler. Bağışlanan, bağışlayanı kasten ve hukuka aykırı olarak öldürür veya onun geri alma hakkını kullanmasını engellerse, mirasçıları bağışlamayı geri alabilirler.” hükümleri düzenlenilmiştir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 … maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 115.507,56 TL bakiye onama harcının davalıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.04.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.