Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/39950 E. 2023/2059 K. 10.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/39950
KARAR NO : 2023/2059
KARAR TARİHİ : 10.04.2023

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEMYİZ EDENLER : Sanık ve müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.11.2017 tarihli ve 2017/252 Esas, 2017/164 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesi, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 06.02.2020 tarihli ve 2018/541 Esas, 2020/280 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek; 1-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas ve 2017/3 sayılı kararında Bylock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olduğunun kabul edildiği dikkate alınarak, somut dosyada sanığın Bylock kullanıcısı olup olmadığının atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında; sanığın Bylock kullanıcısı olduğunu bildiren Bylock tespit ve değerlendirme tutanağının getirtilerek CMK’nın 217. maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafine okunup diyeceklerinin sorulması ile tüm dosya kapsamı bir bütün halinde değerlendirilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi, 2-Karardan sonra dosyaya ibraz edilen dijital materyal inceleme raporu ile dosya kapsamında bulunan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından gönderilen HIS_CGNAT kayıtlarının CMK’nın 217. maddesi uyarınca duruşmada sanık ve sanık müdafine okunup diyeceklerinin sorulması suretiyle sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Kabule göre de;1-Silahlı terör örgütüne üye olma suçunun temadi eden suçlardan olması, temadinin sanığın 17/07/2016 tarihinde yakalanmasıyla kesilmesi karşısında suç tarihinin gerekçeli karar başlığında bu tarih yerine 2016 yılı olarak hatalı gösterilmesi, 2-Sanığa üyelik suçundan verilen cezanın artırılması sırasında artırım oranının doğru uygulanmasına karşın uygulanan kanun maddesinin 3713 sayılı Kanunun 5/1. maddesi yerine yalnızca 5. maddesi olarak gösterilmesi nedenleri ile 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birici fıkrasının (d) bendi ve 289 uncu maddesi uyarınca hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
3. …Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.12.2021 tarihli ve 2020/65 Esas, 2021/289 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
4. … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 08.04.2022 tarihli ve 2022/74 Esas, 2022/394 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
5.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 24.11.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve müdafiinin temyiz istemi özetle,
1.Usul ve kanuna aykırı karar verildiğine,
2.Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına,
3.Kabule esas alınan delillerin hukuka aykırı olduğuna,
4.ByLock kullanmadığına,
5.ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı gelmeden mahkumiyet kararı verilmesinin Yargıtay kararlarına aykırı olduğuna,
6. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın örgüt içerisindeki aktif eylemliliği kapsamında, çalışma/staj döneminde örgüte müzahir evlerde kaldığı, yine bu dönemde örgütün sohbet adı altındaki organizasyonuna katıldığı, ByLock programını kullandığı, mesleğini icra ettiği dönemde dahi yapının içinde faaliyet göstererek örgüt ile olan organik bağını devam ettirdiği, dosya kapsamındaki tanıkların beyanlarının tutarlı ve birbirini destekleyen mahiyette olduğu, sanığın anlatılan eylemlerinin örgüte sempati boyutunu aştığı ve örgüt üyeliği suçunun sübutuna delil niteliğindeki örgütsel eylemler olduğunun açık olduğu, sanığın örgütsel kast ile hareket ettiğinin açık olduğu yukarıda gizliliği anlatılan meslek mensupları arasındaki örgüt toplantılarına katılan, örgütün staj ve çalışma evinde kalan ve bu kapsamda sorumluluk alarak faaliyetler yürüten sanığın örgütün iç yüzünü bilememesinin mümkün olmadığı, bu nedenle de örgüt toplantılarına katılma ve staj/çalışma evinde kalma gibi eylemlerin 17-25 Aralık olayları öncesinde veya sonrasında olup olmadığına bakılmaksızın sanık aleyhine delil olarak kabul edilmesi gerektiği anlaşılmıştır. 2014 yılı HSYK seçimlerinde, kurul üyeliklerine örgüt mensubu olan kişilerin seçilmesi ve böylece yargının atama, terfi gibi en önemli koordine yetkilerine haiz üst kuruluna örgütün hakimiyetini sağlayarak örgütün etkinlik sahasını genişletmenin örgütün amacı olduğu ve bu kapsamda mensuplarınca seçim çalışmalarının yapılması yönünde emir ve talimatlar verildiğinin ve bu süreçte haberleşmenin sağlanması amacıyla da özellikle bylock isimli gizli haberleşme sisteminin kullanıldığının, ülke çapında etkin pişmanlık kapsamında beyanda bulunan kişilerin anlatımları ile de izahtan vareste bir gerçeklik olduğu; sanığın alınan tanık beyanlarına göre meslek öncesi örgütün evlerinde kalması, mesleği sırasında da örgütün gizli toplantılarına iştirak ederek örgüt ile organik bağını devam ettirmesi ve en önemlisi örgütün emir ve talimatlarına uyarak 2014 yılı HSYK seçimlerinde örgüt mensupları lehine çalışmalar yapması ve yine bu çalışmalarının gizliliğinin temini için örgütün talimatına uyarak Bylock isimli programı kullanması, hususları birlikte değerlendirildiğinde sanığın örgütle isteyerek ve iradi bağ kurup, örgüt amacı doğrultusunda süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren faliyetlerde bulunduğu, bu haliyle sanığın, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğundan şüphe bulunmadığından, inkara dayanan savunmalara itibar edilmeyerek sanığın üzerine atılı olan silahlı terör örgütü üyeliği suçunu işlediği anlaşılmıştır. Dosyada mevcut tanık beyanlarına, teşhis tutanaklarına, tanıkların beyanının ayrıntılı ve detaylı anlatımlara dayanmasına, kolluk araştırma tutanağına, arama el koyma tutanaklarına, bylock tespit tutanağına, HTS kayıtlarına, CGNAT katılarına ve diğer beyan ve delillere itibarla sanığın FETÖ-PDY silahlı terör örgütünün üyesi olduğu, bu kapsamda sanığın örgüt içerisinde aktif olarak yer aldığı, örgütün emir ve talimatlarını yerine getirdiği,mahrem imam ile irtibatlı olduğu, örgütün yargı yapılanması içerisinde yer aldığı, yapının sözde sohbet adı altındaki toplantılarına katılarak örgüt ile olan organik bağını devam ettirdiği, çalışma ve staj evlerinde kaldığı, örgütün gizli haberleşme aracı olan ByLock programını kullandığı, gizliliğe riayet ettiği, diğer örgüt mensuplarıyla bir eylem bütünlüğü içinde terör örgütünün amaçlarını gerçekleştirmeye elverişli eylemlerde bulunduğu, bu surette müsnet suçun sübuta erdiği yönünde mahkememizce tam bir vicdani kanıya varılmıştır. Sanığın Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığı, aldığı hukuk eğitimi, bilgi düzeyi, olayın özellikleri, tecrübe, rütbe ve konumu gibi olgular nazara alındığında TCK’nın 30/4 maddesi bağlamında kaçınılmaz bir hata içinde olduğunun kabulüne imkan bulunmadığı da gözetilerek tüm unsurları itibariyle oluşan müsnet suçtan cezalandırılmasında hukuka aykırılık olmadığı anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
a) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere, dosya kapsamına, tanık beyanlarına ve ByLock mail içreklerine göre ByLock iletişim sistemini örgütsel iletişim amacıyla kullanan, çalışma/staj döneminde örgüte müzahir evlerde kalan, yine bu dönemde örgütün sohbet adı altındaki organizasyonuna katılan, 73605 numaralı ID ile 411903 numaralı ID arasında yapılan mali görüşmelerine göre mesleğini icra ettiği dönemde dahi yapının içinde faaliyet göstererek örgüt ile olan organik bağını devam ettiren sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiş, diğer delillerin atılı suçun sübutu ve cezanın kişiselleştirilmesi için yeterli olduğu görülmekle, sanığın bylock kullanıcısı olduğuna ilişkin ayrıntılı bylock tespit ve değerlendirme tutanağı getirilmeden bylock kullandığının kabul edilmesi sonuca etkili bulunmamıştır.

b) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; karar gerekçelerine göre sanık ve sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 08.04.2022 tarihli ve 2022/74 Esas, 2022/394 sayılı Kararında sanık ve sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

10.04.2023 tarihinde karar verildi.