Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2007/18194 E. 2008/716 K. 24.01.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/18194
KARAR NO : 2008/716
KARAR TARİHİ : 24.01.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı Yerel Mahkemece verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 20/09/2007 gün ve 2007/7331-10935 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiş, süresi içinde davalı gerçek kişi vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Karar düzeltme dilekçesinde değinilen hususlar temyiz aşamasında da ileri sürülmüştür.Dairemiz kararı bu konulara cevap teşkil edecek nitelikte olduğu gibi, usul ve yasaya da uygundur. Bu nedenlerle davalı gerçek kişinin esasa ilişkin diğer karar düzeltme istemleri yerinde görülmediğinden reddi gerekmiştir. Ancak, hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi ve … bilirkişi raporlarıyla çekişmeli parselin makiye ayırma işleminde muhafaza makisi olarak belirlendiği bildirildiği ve yerel mahkemece buna göre gerekçe oluşturulduğu halde, Dairenin onama kararında taşınmazın Akdeniz makisi olarak makiye ayrıldığından söz edilerek gerekçe oluşturulduğundan, onama kararının gerekçesinin düzeltilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı gerçek kişinin H.Y.U.Y.nın 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirine uymayan esasa ilişkin sair karar düzeltme isteminin REDDİNE, Dairenin 20.09.2007 gün ve 2007/7331 Esas ve 2007/10935 Karar sayılı ilamının gerekçe bölümünde yer alan ve “Kesinleşmiş orman kadastro haritasına dayalı” diye başlayan 5 inci paragrafı ile takip eden 6 ıncı, 7 inci, 8 inci paragrafın (sonuç kısmıyla birlikte) kaldırılarak bu paragrafların yerine geçmek üzere 5 inci paragraf olarak “Kesinleşmiş orman kadastro haritasının, makiye ayırma tutanak ve haritalarının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman orman bilirkişi ve … bilirkişisi raporlarıyla, dava konusu taşınmazın 1946 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan ve 1947 yılında kesinleşen orman tahdidinde, orman sınırları içinde bırakıldığı, 1952 yılında çalışma yapan makiye ayırma komisyonu, yasanın öngördüğü kişilerden oluşmayıp, yasaya ve yönetmeliğe aykırı çalışmalar yapsa da, bu komisyonca dahi muhafaza makisi olarak belirlendiği, 1976 yılında 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılmışsa da, Orman Yönetiminin açtığı dava sonunda, İdare Mahkemesinin 15.01.1987 gün ve 1985/711-17 sayılı kararı ile orman niteliğini kaybetmediği ve Devlet ormanları ile çevrili olduğundan bu işlemin, iptaline karar verildiği, daha sonra 15.06.1989 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı saptanıp, kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde kalan tapu kayıtlarının hukuki değerini kayıp edeceği, yine kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmaz için, arazi kadastrosu yada Orman Yönetimi ve Hazinenin taraf olmadığı Tapulama Mahkemesi kararı ile hükmen oluşan tapu kayıtlarının da hukuki değerinin bulunmadığı, 2896 ve 3302
Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince, orman rejimi dışına çıkarma işleme sadece Hazine adına yapılacağından, bu tür yerlerin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla da edinilemeyeceği, orman ve orman rejimi dışına çıkartılan yerlerde 2981 ve 3194 Sayılı Yasa uygulaması yapılacağı konusunda hiç bir yasa hükmü bulunmadığı, aksine 3194 Sayılı İmar Yasasının 4. Maddesindeki “… diğer özel yasalar ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde, bu (imar) yasanın özel yasalara aykırı olmayan hükümleri uygulanır” hükmü ve 2981 Sayılı Yasanın 3290 sayılı Yasa ile değişik Geçici 2. Maddesinin (e) bendi hükmünü iptal eden Anayasa Mahkemesinin 27.09.1995 gün ve 1995/13-51 Sayılı kararı ve H.G.K.’nun 07.12.1997 gün ve 1997/1-655-1003 Sayılı kararı ile kabul edilen “… kamu malı niteliğini kazanan bir taşınmazın imar uygulamasına tabi tutularak özel mülkiyete dönüştürmeye idari mercilerin yetkileri yoktur. Başka bir anlatımla, idari mercilerin yasadan kaynaklanan bir yetkileri bulunmayan konularda aldıkları kararlar yok hükmünde olup, buna dayanan tescil de M.Y.’nın 1024.(932.) maddesi gereğince yolsuz tescil niteliğinde olduğu” Anayasanın 169 ve 170. maddelerindeki 2924 Sayılı Yasada ve 3402 Sayılı Yasanın 16/D maddesinde özel olarak düzenlenen Devlet Ormanları ve nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan yerler özel yasalarına tabi olduğu, H.G.K’nun 24.03.1999 gün 1999/1-170-167 ve 21.02.1990 gün 1989/1-700-101 kararlarında belirtildiği gibi, aslında özel mülkiyete konu olmayan taşınmazlar her nasılsa tapuya tescil edilmiş olsa bile, bu durum taşınmazın niteliğini değiştirmeyeceğinden tescil işlemi yok hükmünde olacağı, bu tür taşınmazlar hakkında M.Y.’nın 1023. (931.) maddesinde belirtilen iyi niyetle iktisap iddiasında bulunulamayacağı, yasalarımız nasıl oluşursa oluşsun, yanlış ve yolsuz tescillere dayalı olarak tapu sicilinde yapılacak değişiklikleri öngören iptal davaları görevini Adliye Mahkemelerine verdiği (M.Y.- Md. 1025.(933)), H.G.K.’nın 21.02.1990 gün 1989/1-700-101 sayılı, 05.05.1999 tarih 1999/1-302 Esas 1999/258 K. aynı tarih 1999/1-304 Esas 1999/260 K. ve 30.06.1999 tarih 1999/1-544 Esas 1999/561 Karar Sayılı ilamlarında kabul edildiği gibi, Hazinenin devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer iddiası ile açacağı iptal davaları 3402 Sayılı Yasanın 12/3 maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi olmadığı gözetilerek, davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı gerçek kişinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarını reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 20.09.2007 günü oybirliğiyle karar verildi.” Paragrafının yazılarak onama gerekçesinin düzeltilmesine, 24/01/2008 gününde oybirliği ile karar verildi.