YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13783
KARAR NO : 2009/15497
KARAR TARİHİ : 22.10.2009
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi ve davalılar vekilleri tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 27/10/2004 … ve 2004/5524-11142 sayılı bozma kararında özetle; “Dosya içinde yörede yapılan orman kadastro çalışmalarına ilişkin evraklar olmadığı gibi uzman orman ve fenni bilirkişilerce kadastro çapı ile orman tahdit haritasının ölçeklerinin eşitlenerek çakıştırma yapılmadığı da anlaşılmaktadır. Bu nedenle, öncelikle orman tahdit harita ve tutanakların getirtilmesi ve uzman bilirkişilerce orman tahdit harita ve tutanakları uygulanarak çekişmeli taşınmazın konumunun belirlenmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine ve dava konusu Kaleoğlu Köyü 110 ada 329 sayılı parselin davalılar adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1975 tarihinde seri bazında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile 3402 Sayılı Yasa gereğince yapılıp dava tarihinde kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; yukarıda belirtilen bozma ilamında uzman bilirkişiler marifeti ile orman tahdit harita ve tutanaklarının uygulanması gerektiği belirtilmemiş ise de bozma ilamından sonra dosya içine konulan orman tahdit harita ve tutanaklarından yörede 1976 yılında seri bazında yapılan orman kadastro çalışmasının bulunduğu, daha sonra ise 3402 Sayılı Yasa gereğince yapılan ve kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B madde uygulamasının bulunduğu anlaşılmaktadır. Seri bazında yapılan orman tahdit uygulaması çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının belirlenmesinde yetersiz olup uyuşmazlık sadece orman tahdit haritasının uygulanması ile çözümlenemez, taşınmazın eski tarihli resmi belgelerdeki konumunu da incelemek gerekmektedir. Ayrıca, dosya içindeki 1976 yılına ilişkin orman tahdit haritası ile 3402 Sayılı Yasa gereğince yapılan orman tahdit haritalarında orman olarak sınırlandırılan alanlar birbirinden şeklen farklı olup uzman bilirkişilerce bu farklılığın neden kaynaklandığı hususunda da açıklama yapılmamıştır.
Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 … ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 … ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 … ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; 3402 Sayılı Yasa gereğince yapılan orman kadastrosu kesinleşmediğine göre, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ve 1976 yılına ilişkin orman tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren 1976 yılına ilişkin orman tahdit haritası, 3402 Sayılı Yasa gereğince düzenlenen orman tahdit haritası ile orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra,bu haritalar komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli ,bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenler ile davacı … Yönetimi ile davalı gerçek kişilerin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer hususların bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine 22/10/2009 gününde oybirliği ile karar veildi.