Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2022/12127 E. 2022/14812 K. 16.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12127
KARAR NO : 2022/14812
KARAR TARİHİ : 16.11.2022

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki sigorta tahkim davası hakkında İtiraz Hakem Heyetinin 10.07.2019 tarih ve 2019/İHK 8256 sayılı kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili; 22.08.2017 tarihinde davalının …’si olduğu halk otobüsünde yolcu konumunda bulunan müvekkilinin otobüsün ani fren yapması sonucu yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla sürekli işgöremezlik, geçici işgöremezlik ve bakıcı gideri tazminatı, SGK dışında kalan masraf olmak üzere toplam 5.000,00 TL’nin kaza tarihinden, kabul olmaması halinde başvuru tarihinden avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, ıslah ile talebini 50.280,61 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davanın esasa girilmeksizin ispat yokluğundan reddine karar verilmiş; bu karara davacı vekili, İtiraz Hakem Heyeti nezdinde itiraz etmiştir.
İtiraz Hakem Heyeti tarafından davacı vekilinin itirazının kabulüne, kararın kaldırılmasına, davacının talebinin kabulü ile 8.649,27 TL geçici işgöremezlik, 38.823,21 TL daimi işgöremezlik ve 2.808,13 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 50.280,61 TL tazminatın 12.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte Halk Sigorta A.Ş’den tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, İtiraz Hakem Heyeti kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazası sonucu oluşan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının usulüne uygun şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Kazanın meydana geldiği 22.08.2017 tarihi itibari ile “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik” yürürlükte olup, davacının maluliyetinin bu yönetmeliğe göre belirlenmesi gerekmektedir.
Somut olayda Uyuşmazlık Hakem Heyetince hükme esas alınan Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı’nca düzenlenen raporda; kişinin değerlendirme sonucunda 22.08.2017 tarihli Manisa Devlet Hastanesi adli raporunda sol dizde ağrı tarif edildiği, 18.09.2017 tarihinde Manisa Devlet Hastanesi ortopedi servis epikrizinde hastanın yaklaşık bir ay önce düşme öyküsü olduğu, sol tibia plato kırığı tespit edildiği, kişide saptanan sol tibia plato kırığının 22.08.2017 tarihli travma ile meydana gelmesinin mümkün olduğu, illiyet bağının reddedilmeyeceği, fakat hangi travmaya bağlı olduğunun tespitinin mevcut tıbbi belgeler ile kesin olarak belirlenemeyeceği, illiyet bağının kabulü halinde Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik kapsamında kişinin tüm vücut engellilik oranının %8 olduğu belirlenmiş, İtiraz Hakem Heyetince bu rapor hükme esas alınarak talebin kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekili ise kaza ile hükme esas alınan maluliyet raporunda belirlenen maluliyet arasında illiyet bağı olmadığını ve davanın ispat yokluğundan reddi gerektiğini savunmaktadır. Davacının maluliyetinin haksız fiil sorumlusunun fiili sonucu oluştuğunun, yani haksız fiil ile maluliyet arasında illiyet bağının bulunduğunun belirlenmesi sorumluluk açısından zorunludur. Bu nedenlerle söz konusu rapor hüküm kurmaya elverişli değildir. Eksik inceleme ile karar verilemez.
Bu durumda, davacının tedavisine ilişkin tüm tedavi evrakları dosya arasına alındıktan sonra muayenesi de yapılarak, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre, kazadan sonra oluştuğu belirtilen sol tibia plato kırığının kaza ile illiyet bağının olup olmadığı, davacıda kaza nedeniyle kalıcı maluliyet bulunup bulunmadığı konusunda Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümlerinden, dosya içerisinde bulunan Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı’nca düzenlenen rapor da irdelenmek suretiyle, açıklayıcı, denetime elverişli rapor alınıp (davalı lehine oluşan kazanılmış haklar da gözetilerek) sonucuna göre, karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
3-5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30. maddesinin (17) numaralı fıkrası ve 19.01.2016 tarihli ve 29598 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 6. maddesi ile adı geçen Yönetmelik’in 16. maddesine eklenen 13. fıkra uyarınca tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 17. maddesi (2) numaralı fıkrasına göre de Sigorta Tahkim Komisyonları, vekalet ücretine hükmederken, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla Tarifenin üçüncü kısmına göre avukatlık ücretine hükmeder. Tarifenin üçüncü kısmına göre nisbi avukatlık ücretine hükmedilen durumlarda da talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine tarifeye göre hesaplanan nisbi ücretin beşte birine hükmedilir.
Açıklanan nedenlerle; Uyuşmazlık Hakem Heyeti’nce davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16.maddesinin (13) numaralı fıkrasının uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT’nin 13. maddesi ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 17. maddesi gereğince, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla vekalet ücretine karar verilmesi doğru olmamıştır. Kararın bu nedenle de bozulması gerekir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA; peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 16.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.