Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/7764 E. 2022/14889 K. 17.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7764
KARAR NO : 2022/14889
KARAR TARİHİ : 17.11.2022

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki sigorta tahkim davası hakkında İtiraz Hakem Heyetinin 14.07.2018-2018/İHK-5768 sayılı kararının davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacılar vekili davalı şirkete … poliçesi ile sigortalı bulunan aracın neden olduğu trafik kazası sonucunda müvekkilerinin oğlunun vefat ettiğini belirterek maddi tazminat talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince; davanın kısmen kabulüne, toplam 56.400,98 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, İtiraz Hakem Heyetince, taraf vekillerinin itirazı üzerine; davacılar vekilinin itirazının reddine, davalı vekilinin itirazının kısmen kabulüne, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, toplam 30.080,70 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, İtiraz Hakem Heyeti kararı, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
1-5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30/12. maddesi gereği Sigorta Tahkim Komisyonlarının 40.000,00 TL’yi geçmeyen kararları kesindir. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay’ca da temyiz isteminin reddine karar verilebilir.
40.000,00 TL’lik kesinlik sınırı davacı yönünden, reddedilen miktara göre belirlenecektir.
Davacı Hatice Karadaş tarafından ıslah dilekçesiyle fazlaya dair hakları saklı tutulmadan 53.806,44 TL destekten yoksunluk tazminatının tahsili talebinde bulunulmuştur. İtiraz Hakem Heyetince, davanın kısmen kabulü ile davacı Hatice Karadaş yönünden 15.326,96 TL tazminatın tahsiline dair verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla, anılan karar davacı Hatice Karadaş yönünden kesin nitelikte olup davacı Hatice Karadaş vekilinin temyiz isteminin miktar yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı … vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı Hatice Karadaş vekilinin temyiz dilekçesinin, hakem kararının kesin olması nedeniyle REDDİNE, (2) nolu bette açıklanan nedenlerle davacı … vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan kararın ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 26,30 TL kalan onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına 17.11.2022 tarihinde Başkan …’ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Borçlar kanunu haksız fiil tazminatını düzenlerken (T.B.K. 49 ve devamı maddeleri) zararın ispatı ve belirlenmesinin (50. md.) nasıl olacağını açıklamış, tam olarak ispat edilememesi halinde hakimin bu zararı belirleyeceğini öngörmüştür. Zarar belirlenirken bir takım veriler kullanılacaktır. (Türüne göre zararın kapsamı- gelir -kusur ödeme varsa vs.) Ayrıca haksız fiil sorumlusu tarafından ödemenin denkleştirici adalet gereği zarardan düşürülmesi gerekecektir. Bütün bu hesaplamalar (zararın belirlenmesi) H.M.K. 266 md. uyarınca genellikle bilirkişi marifetiyle olacaktır. Hakim önüne gelen zarardan somut olaya ve savunmaya göre (hatır taşıması) zararı artırıcı nedenler varsa (müterafik kusur) bununla ilgili bilgi ve belgeleri değerlendirip kendisi tazminatı belirleyecektir. TBK. 51. md. başlığı “tazminat ve belirlenmesi” 52. maddesi ise “tazminatın indirilmesi” ile ilgilidir. Bu maddelerin gerekçelerine bakıldığında bizzat hakimin değerlendireceği konulardır. Zararın belirlenmesi sırasında T.B.K.- 51-52 (43-44) maddeleri uygulanarak bilirkişiden rapor alırsak hakimin takdirinde olan hususlarda bilirkişi raporuna değer vermiş oluruz. Bu husus tazminat hukuk eserlerinde de (M. Reşit Karahasan) incelenmiş, zarar ile tazminat arasındaki fark şu biçimde açıklanmıştır. “Borçlar hukukunda zarar ve tazminat kavramlarının ayrı ayrı yeri ve sonuçları vardır. Zarar, malvarlığındaki eksilmeyi, tazminat ise sorumluluğun kapsamını tespit eder. Bu nedenle tazminat zarar miktarına eşit olabileceği gibi, ondan eksik de olabilir. B.K 43-44 maddeleri ile getirilen düzenleme sorumlunun zararı ne ölçüde yükleneceğini belirlemek içindir. Bu nedenle davalı ödemesi de göz önünde tutularak zarar kesin olarak belirlendikten sonra B.K. 43-44 maddelerinin somut olay içinde tartışılması ve araştırılması gerekir. Şayet olay içinde belirtilen yasa hükümlerine uygun indirim sebeplerinin varlığı tespit edilirse tazminat, başka bir deyişle hükmedilecek miktar zarardan az olacaktır.” 17. ve 4. H.D önceki içtihatları bu yöndedir.
Somut olayda hakem heyetince tazminat hesabında önce davalı tarafça yapılan ödemenin indirilmesi, daha sonra hatır taşıması indiriminin yapılması doğru olduğu halde, İtiraz Hakem Heyetince davalının itirazının kabulü ile temyiz eden davacı … aleyhine olarak önce hatır taşıması indirimi yapılıp daha sonra ödemenin mahsup edilmesi yerinde olmadığından, davacı … yönünden İtiraz Hakem Heyeti kararının bu nedenle bozulması gerektiğinden, sayın çoğunluğun (2) nolu bentteki onama kararına katılmıyorum.