YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13112
KARAR NO : 2009/14763
KARAR TARİHİ : 14.10.2009
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Orman Yönetimi ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …; kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine tutunarak … Köyünde bulunan dava dilekçesinde sınırlarını belirttiği yaklaşık 15.0002 yüzölçümündeki taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu, orman sınırları dışına çıkarılması istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne yönelik verilen kararın davalılar Orman Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 28.04.2006 … 2006/398-5898 sayılı bozma kararında özetle; “Hükme dayanak yapılan orman raporunun karar vermeye yeterli olmadığı, bu sebeple eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planı getirtilerek yeniden yapılacak keşifte yöntemine uygun orman araştırması yapılması, ayrıca orman itiraz davalarında kadastro mahkemelerinin 3402 Sayılı Yasanın 25 ve 26. maddeleri uyarınca tescile karar veremeyeceği” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak davanın kısmen kabulüne, fen bilirkişi tarafından ortak düzenlenen 15.11.2007 havale tarihli krokili raporda (A) ve (B) ile işaretlenen sırasıyla 16.540,99 m2 ve 5.123,97 m2 yüzölçümlü taşınmazların orman sınırları dışına çıkarılmasına, (C) ile işaretlenen 8.679,27 m2 yüzölçümlü taşınmazın orman sınırları içinde bırakılmasına, tescil istemi yönünden mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş, hüküm davalılar Orman Yönetimi ve Hazine tarafından (A) ve (B) ile işaretlenen yerler yönünden temyiz edilmiştir.
Dava 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesi uyarınca 6 aylık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 02.03.2004 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşmeyen orman kadastrosu ve 3302 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
Mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırıdır. Şöyle ki; Dairenin geri çevirme kararı üzerine davanın devamı sırasında genel arazi kadastrosunun yapıldığı, çekişmeli taşınmazın genel arazi kadastro çalışmaları sırasında orman olduğu için kadastro tespit tutanağı düzenlenmeden tapuya tescili yapılan 101 ada 2017 sayılı orman parseli içinde kaldığı anlaşılmıştır. Kaldı ki; 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesinde “orman kadastro komisyonlarınca sınırlama ve 2. maddeye göre orman sınırları dışına çıkarma işlemlerine karşı …. hak sahibi gerçek ve tüzel kişilerin altı aylık askı ilan süresi içinde kadastro mahkemesinde itiraz edebilecekleri” hükmü bulunmaktadır. Yasa metninde geçen “hak sahibi” yada “sahiplik” kavramından ne anlaşılması gerektiği, orman kadastrosunun yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan ve bu davada uygulanması gereken 02.09.1986 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 20/j ve 21. maddeleri ile dava sırasında 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayımlanıp yürürlüğe giren Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/j ve 24. maddesinde açıklanmıştır. Herhangi bir belgeye dayanmayan ya da orman kadastro tutanağının düzenlendiği tarihe kadar 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesinde yazılı koşulları taşımayan zilyetlik korunmaya değer olmayıp yasada öngörülen “hak sahibi” olma ve dolayısıyla davacı kişilere orman kadastrosuna itiraz davası açma konusunda aktif davacı olma sıfatı da vermez. 04.11.2004 tarihli keşifte dinlenen davacı ile davacı tanıkları ve yerel bilirkişi imzalı beyanlarında çekişmeli taşınmazın 1995 yılına kadar boş olduğunu, 1995 yılından bu yana …’in zilyetliğinde bulunduğunu bildirmişlerdir. Bu durumda; çekişmeli taşınmaz üzerinde davacının zilyetliğinin başladığı tarih olan 1995 yılı ile orman kadastrosunun yapıldığı 2004 yılı arasında ve temyize konu davanın açıldığı tarihe kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin bulunmadığı davacının imzalı beyanı, yerel bilirkişi ve tanık anlatımlarıyla sabit olduğundan davacı kişi yönünden yukarıda açıklanan yasadaki hak sahipliği koşulu gerçekleşmeyeceğinden aktif dava ehliyeti de bulunmamaktadır. Kaldı ki; fen bilirkişi tarafından düzenlenen 15.11.2007 havale tarihli krokili raporda (B) ile işaretlenen yer üzerinde halihazırda 8-10 tane , dava edilen ancak temyize konu olmayan (C) ile işaretlenen yer üzerinde ise dağınık ve kümeler halinde ardıç ağaçları bulunmakta olup (A) ve (B) ile işaretlenen yerlerin öncesinin orman oldukları, ormandan açma yapılarak oluşturuldukları sonucuna varılmaktadır.
Mahkemece değinilen yönler gözetilerek, davacı tarafından açılan davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, çekişmeli taşınmazın özel mülke dönüşmesini sağlayacak biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 14/10/2009 günü oybirliği ile karar verildi.