Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/4267 E. 2023/889 K. 07.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4267
KARAR NO : 2023/889
KARAR TARİHİ : 07.03.2023

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
HÜKÜM : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki asıl ve birleşen itirazın iptali (eser sözleşmesinden kaynaklanan) davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. ASIL VE BİRLEŞEN DAVA
Asıl ve birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile asıl ve birleşen davada davalıların oluşturduğu adi ortaklık ile şantiye orta gerilim trafo elektrik tesis işleri sözleşmesinin düzenlendiğini, müvekkilinin edimlerini sözleşmeye uygun yerine getirmesine karşın bakiye iş bedelinin ödenmediğini, ödenmeyen bakiye iş bedeli alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali ile alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

II. ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA CEVAP
Asıl ve birleşen davada davalılar vekilleri cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, asıl ve birleşen davada davacının edimlerini sözleşmeye uygun yerine getirmediğini, eksik ve ayıplı işler bulunduğunu, eksik bırakılan işlerin dava dışı kişilere yaptırıldığını, tek başına fatura düzenlenmesinin işin yapıldığı anlamına gelmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile denetlenebilir bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, davacı taşeronun pano montajı dışındaki tüm imalatlarını sözleşme ve fen kurallarına uygun olarak yaptığı, şantiyeye getirdiği pano montajının davacının yükümlülüğünde olduğu, bu sebeple montaj bedeli düşüldükten sonra davacının hakedişe göre alacağı olan 469.322,96 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne, alacağın miktarı yargılama sonucu belirlenebildiğinden, likit olmadığından icra inkar tazminatı ve kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunda; müvekkili şirketin, davalılara yapılan işlere ait 1 ve 2 No.lu Taşeron Hakediş Raporu düzenlendiğini, işbu hakkedişlerin akabinde de; davalılardan … Gayrimenkul adına, 05/10/2017 tarihli … Seri A, Sıra Nolu KDV dahil 392.351,99 TL tutarında ve 28/11/2017 tarihinde KDV dahil 335.720,97 TL tutarında 256586 Seri A, Sıra No.lu irsaliyeli fatura kesildiğini, kesilen bu faturaların davalıların ticari defterlerine işlendiği gibi, BA ve BS formlarında da gösterildiğini, yine davalı şirket tarafından verilen 28/12/2017 tarihli Cari Hesap Ekstresine göre de müvekkili … Enerji’nin alacaklı olduğunu, tüm bu nedenlerle alacağın likit olduğunu, müvekkili lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken taleplerinin reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek; mahkeme kararı hakkında istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek; davalıların istinaf taleplerinin reddine, bozma sebeplerinin tespiti halinde mahkemece verilen hükmün bozulmasına, dosyanın yeniden hüküm kurulmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine, hükmün bozulması yerine davanın Bölge Adliye Mahkemesinde yeniden görülmesine karar verilirse, ilk derece mahkemesinin hükmünün kaldırılması ve istinaf incelemesi neticesinde dosyada yeniden müvekkili lehine hüküm tesisine karar verilmesini talep etmiştir.

Asıl davada davalı … Gayrimenkul Yatırım A.Ş. vekili istinaf başvurusunda; mahkemenin davanın kısmen kabulüne dair kararının usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, davacının reddedilen icra inkar tazminatı, fazlaya ilişkin talepleri hariç kararın kaldırılmasını, dosya üzerinde yeniden yapılacak inceleme neticesinde davanın yetki, görev, derdestlik itirazı ve zamanaşımı def’i yönünden usulden reddini, davacı şirketin iddia ettiği bedellere hak kazanamaması sebebiyle haksız davanın esastan reddini, hukuka aykırı başlatılan icra takibi sebebiyle İİK’nın 67.maddesi gereği, takip tutarının %20’sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

Birleşen davada davalı … vekili istinaf başvurusunda; davacı firmanın, adi ortaklık ile akdetmiş olduğu sözleşme uyarınca, edimlerini gereği gibi ifa etmediğini, bu nedenle sözleşmenin 4/2. maddesi hükmü mucibince alacak talep etme hakkı bulunmadığını, sözleşmenin 3.1 maddesindeki açık düzenlemeye rağmen, davacının garanti belgelerini ortaklığa ibraz etmediğini, bu sebeple, müvekkili şirketin yapılan işlerin nitelik itibariyle sözleşmeye uygunluğunu kontrol edemediğini, her ne kadar hükme esas alınan bilirkişi raporunda teklif formunda şönt reaktör kaleminin yer almamış olması nedeniyle davacının bu hususta bir sorumluluğu olmadığı kabul edilmişse de; sözleşmenin 4. maddesine göre, bu kalemin yapılmasının da sözleşme bedeline dahil olup, davacı taşeron firmanın sorumluluğunda olduğunu, Mahkemenin bu hususu değerlendirmemiş olmasının kararı hatalı hale getirdiğini, Mahkemenin davacının Monoblok köşkün temel betonu ve çevre yağmurluk betonlarının yapılması için ortaklığa vermiş olduğu projenin, harfiyen uygulanmış olmasına rağmen, monoblok köşkün su almasını ve söz konusu aksaklığın davacı şirketin kablo giriş-çıkış kanallarını doğru yapmamış olmasından kaynaklanmasını dikkate almamış olmasının da hatalı olduğunu, sözleşmenin 4.1 maddesi uyarınca davacı taşeron edimini sözleşme hükümlerine göre yerine getirmediğinden, davalı ortaklığın TBK’nın 97. maddesine göre ödemezlik def’ini ileri sürme hakkı olduğunu, keza, davacının kestiği faturanın içeriğinin kabul edilebilmesi için hukuken aranan birtakım şartlar olduğunu, ilgili şartların yerine getirilmediği hallerde TTK’nın 23. maddesi hükmünün uygulanmadığını, konuyla ilgili Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2017/1537 Esas- 2017/3585 Karar ve 24/10/2017 tarihli kararında da belirtildiği üzere, faturanın tebliği ve akabinde itiraz edilmemiş olmasının dahi, faturanın içeriğinin kabul edildiğine karine teşkil etmediğini, dolayısıyla sözleşme kapsamındaki işlerini kabul edilebilir yeterlikte ortaklığa sunmayan … Enerji’nin, talep ettiği bedellere hak kazanmadığını, Mahkemece aksi yönde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, Mahkeme tarafından karara dayanak olarak alınan kök ve ek bilirkişi raporlarının tamamen hatalı olduğunu, bilirkişi kök ve ek raporunda, sözleşme kapsamında, OG tesislerinin geçici kabulünün dağıtım şirketince yapılmasının kullanılan malzeme tip ve özelliklerinin fen ve sanat kurallarına, yürürlükte olan şartname ve yönetmeliklere uygun olduğu ve garanti belgelerini ve kullanılan malzemelerin TSE ve ISO belgelerini ayrıca istemedikleri kabulünün doğru olmadığını, zira, zaten, enerjinin şantiyeye gelmesi için yapılacak olan başvuruların, takiplerin ve idarelere teslim edilmesinin, davacının görevi olduğunu, yapılan işlemlerin yükleniciye usulüne uygun bir teslim olduğuna delalet etmediğini, sözleşmenin yüklenici ve taşeron arasında imzalandığını, dolayısıyla, taşeronun bu sözleşme kapsamında, taraf olarak bulunmayan idarelere işi teslim etmesi ve enerjinin verilebilmesi için gereken rutin dağıtım şirketi ile geçici kabul yapılmış olmasının, işin tamamen yükleniciye teslim edildiği anlamına gelmediğini, yapıldığı iddia edilen hakkedişlerin de asla işin tamamının yüklenici tarafından teslim alındığı anlamına gelmediğini, devamla taraflar arasındaki sözleşmenin 3.1 maddesine göre teslim edilmesi gereken belgelerin davacı tarafından teslim edilmediğini, bu hususun bilirkişi raporunda da tespit edildiğini, sözleşmede, işin tamamlanması için gerekli olan evrakların halen yükleniciye sunulmamış olmasının, işin halen tamamlanmadığı sonucunu ortaya çıkardığını, yine bilirkişi kök ve ek raporunda; şant reaktörünün sözleşme kapsamında bulunmadığı gerekçesinin de yerinde olmadığını, uzman olan alt yüklenici davacı firmanın şantiyenin ihtiyacını öngörmesi gerektiğini, sözleşmenin işin bedeli kısmında yer alan: “Fiyat tarifelerinde ayrıca belirtilmemiş olsa dahi, işlerin tamamlanması için gerekli iş unsurlarının bedeli, keşif özetinde bulunan fiyatlara, dolayısı ile Taşeron Sözleşmesi’ne dahildir.” hükmünün açık olduğunu, bu maddeye istinaden; iş zaten tamamlanmadığı gibi, yapılması ve takılması zaruri olan şönt reaktörünün de anılan madde hükmünün lafzından da açıkça anlaşılacağı üzere bu sözleşme bedeline dahil olduğunu, şönt reaktörünün temini ve başka bir firmaya yaptırılması ile gerek müvekkilinin gerekse de diğer davalı firmanın zarara uğratıldığını, davacı firmanın bu minvalde sözleşmeye açıkça aykırı davrandığını, sözleşmenin 3.1 maddesi uyarınca, işlerini gereği gibi yerine getirmeyen davacı taşeronun sorumluluğu doğacağının izahtan vareste olduğunu, bilirkişi kök ve ek raporunda su geçirmemesi gereken monoblok köşkünün su almasının kaçınılmaz olduğu ve bu konuda davacının herhangi bir sorumluluğu bulunmadığı belirtilmişse de köşkün altındaki monoblokların su almasının nedeninin taşeron tarafından gerekli su geçirmez malzeme ile izolasyon yapılmamış olması olduğunu, betonu dökmek yüklenicinin sorumluluğu ise de betonun üstüne gerekli köşkü koymak ve korumanın taşeronun sorumluluğu olduğunu, ayrıca, taraflar arasındaki sözleşmede aynen; “taşeron, teklifini vermeden önce bu taahhüdün ifası için lüzumlu bilcümle tetkikat ve tahkikatı yapmış ve bütün vecibelerini kabul etmiş sayılır” denildiğini, sözleşmenin sarih hükmü karşısında bilirkişinin kök rapordaki “…Köşklerin bulunduğu mahal ile hemen üzerinde bulunan mahal arasında önemli bir kot farkı bulunduğu ve yağmur kanalları ve hafriyat gibi önlemler alınmadığı takdirde her zaman bu köşklerin su alabileceği…” şeklindeki ve ek raporda bunun gideriminden davacı değil davalının sorumlu olduğu kanaatinin teknik olarak da hukuki olarak da kabul edilemeyeceğini, yağmur altında veya biriken su altında monoblok köşklerin su almaması gerektiğini, bunun için ayrıca bir uyarı da gerekmediğini, bu hususun işin doğasından ve inşaat tekniğinden zaten anlaşıldığını, bilirkişi kök ve ek raporuna itirazlarının dikkate alınmamasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek; mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın tamamen reddine karar verilmesini, bu taleplerinin kabul görmemesi halinde ise davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahallinde inceleme yapılmak suretiyle bilirkişiler elektrik mühendisi …, inşaat mühendisi … … ve … … tarafından düzenlenen 11/03/2019 tarihli kök rapor ve 11/04/2019 tarihli ek raporda; sözleşme kapsamında davacı taşeron tarafından yapılması kararlaştırılan işlerin “135 KW dağıtım panosu montajı” işi dışında yapılarak teslim edildiği belirlenmiş, davalı yüklenicilerin işin teslim edilmediği ve eksik ve ayıplı olduğuna ilişkin savunmaları ise teknik gerekçelerle karşılanmış olduğu, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporunun, denetime el verişli olduğu, üzenlenen iş bedeli faturasına itiraz edilmemiş olmasına rağmen, alınan bilirkişi raporu ile, yapılan imalatta eksiklik olduğunun tespit edilmiş olması, yine alacak miktarının alınan bilirkişi rapor ve ek raporu ile belirlenmiş olması dikkate alındığında davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin yukarıdaki gerekçe ile reddine karar verilmesinde de bir isabetsizlik görülmemiş olması karşısında taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada taraf vekillerince temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davada davacı vekili, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları temyiz itirazında da aynen tekrar etmek sureti ile kararın bozulmasını talep etmiştir.

Asıl ve birleşen davada davalı vekilleri ayrı ayrı istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları temyiz itirazında da aynen tekrar etmek sureti ile kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedeli alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 6098 sayılı TBK 470-486 maddeleri

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Asıl ve birleşen davada davacı ile asıl ve birleşen davada davalıların oluşturduğu adi ortaklık arasında 15/06/2017 tarihli, şantiye orta gerilim, trafo elektrik tesis işleri konulu sözleşme imzalanmıştır.

2.1.Dosya kapsamının incelenmesinde, asıl ve birleşen davada davacının sözleşme kapsamında yaptığı imalatlara ilişkin elektrik dağıtım şirketince iki ayrı parselde yapılan imalatlar bakımından 25/08/2017 ve 15/09/2017 tarihlerinde imalatta herhangi bir eksiklik bulunmadığı belirtilerek geçici kabullerinin yapıldığı anlaşılmıştır.

2.2.Taraflar arasında yapılan işe yönelik düzenlenen iki hakedişte de tarafların imzasının bulunduğu ve davacının imalat bedeline hak kazandığı anlaşılmıştır.

2.3.Dosya kapsamında davalıların eksik ve ayıplı iş savunmasına karşı yerinde inceleme sureti ile düzenlenen 11/03/2019 tarihli kök rapor ve 11/04/2019 tarihli ek raporda, davacının sözleşme gereği üzerine düşen edimlerden “135 KW dağıtım panosu montajı” imalatını eksik bıraktığı, bu eksik iş bedelinin mahsubu ile davacının hak ettiği bakiye iş bedelinin doğru hesaplanmış olduğu, hükme esas alınan kök ve ek raporun ise denetime el verişli olduğu anlaşılmıştır.

2.4. İtirazın iptâli davalarında borçlunun icra inkâr tazminatı ile sorumlu tutulabilmesi için İİK’nın 67/II. maddesi gereğince borçlunun itirazında haksız ve alacağın likit olması gerekir. Somut olayda, davacı taşeron tarafından talep ve dava konusu edilen bakiye işbedeli alacağının istenebilir olup olmadığı ile miktarı yapılan yargılama ve davalıların eksik ve ayıplı iş savunması karşısında alınan bilirkişi raporu ile belirlenmiş ve imalatta eksik iş bulunduğunun tespiti ile alacağın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu hali ile likit bir alacaktan söz edilemeyeceğinden, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddi doğru olmuştur.

3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07/03/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.