YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/16760
KARAR NO : 2009/10604
KARAR TARİHİ : 23.06.2009
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVACILAR : …-…
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 02.05.2008 gün 2008/2890-6771 sayılı onama -bozma kararında özetle “1- Davacı kişinin … Köyü 350, 351 ve 352 parsel sayılı taşınmazların (A), 352 parselin (B) ile işaretlenen kesimlerine yönelik temyiz itirazlarının reddi ile bu yerlere ilişkin hükmün ONANMASINA,
2-Hazinenin temyiz itirazları, davacı kişi adına tescile karar verilen 350 ve 351 parsellerin (B) ile işaretlenen kesimlerine yönelik olup, yörede 1962 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sonucunda düzenlenen ve bir örneği dava dosyasına getirtilen orijinalinden fotokopisi çıkarılmış kadastro pafta örneğinden, temyize konu taşınmazların bulunduğu alanın bitişikteki 1942 yılında kadastrosu yapılan … Devlet Ormanı ile birlikte Devlet Ormanı nitelemesi yapılıp pafta üzerine yazılarak tespit harici bırakıldığının anlaşıldığı, H.G.K.nun 21.01.2004 gün 2004/8-15-7 ve 12/05/2004 gün 2004/8-242-292 sayılı kararlarında da belirtildiği gibi, çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede arazi kadastrosunun 1962 yılında 5602 Sayılı Kadastro Yasası yürürlüğü sırasında yapıldığı ve temyize konu taşınmazların tesbit dışı bırakıldığının tartışmasız olduğu, her ne kadar bilirkişi ve tanıklar taşınmazların 1942 yılında yapılan orman sınırları dışında olduğunu ifade etmişlerse de, kadastro işlemi olan tesbit dışı bırakma işlemine, araziye ve eylemli duruma uygun düşmeyen bilirkişi düşüncesine değer verilemeyeceği, mevcut deliller karşısında taşınmazların öncesinin orman olmadığının, bunu iddia eden tarafça maddi ve kesin delillerle kanıtlanması gerektiği, 6831 Sayılı Orman Yasasının 1. maddesi gereğince, tabii olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaçcık topluluklarının yerleriyle birlikte orman sayılacağı, zaman içinde taşınmazlar üzerindeki orman örtüsünün kaldırılmış olmasının o yerin orman niteliğini kaybettiği anlamına gelmeyeceği, toprağı ile birlikte orman olan taşınmazların zilyetlikle iktisabının da mümkün olmadığı ,yine H.G.K.’nun 24/10/2001 gün ve 2001/8-964-751 sayılı ve 13/02/2002 gün ve 2002/8 – 183- 187 sayılı kararları ile kadastro (tapulama) komisyonlarınca orman sayılarak tesbit harici bırakılan yerlerin de orman sayılacağının kabul edildiği, yöredeki Devlet Ormanlarının kadastrosunun 1942 yılında yapıldığı, 1962 yılında yapılan genel kadastroda çekişmeli parsellerin kadastro paftası üzerine Devlet Ormanı nitelemesi yapılarak tesbit harici bırakıldığı, 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasa ile o tarihte var olan özel ve tüzel kişilere ait bütün ormanların hiç bir bildirime gerek kalmaksızın devletleştirildiği, bu nedenle, 4785 Sayılı Yasanın yürürlük tarihinden önce bu yerde yapılan orman kadastrosunun uygulanması sonucu taşınmazların orman niteliğinin belirlenmesinin mümkün olmadığı, 1942 tahdit haritasının ve tutanaklarının uygulaması yetersiz ise de, yörede 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre bir orman kadastrosu yapılmadığından bu eksikliğin sonuca etkili olamayacağı, 1962 yılında eylemli orman olması nedeniyle tespit harici bırakılan taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu, İstanbul İline içme ve kullanma suyu sağlayan … Barajının su havzasının koruma bandı içinde kaldığının bilirkişi raporunda belirtildiği, 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu orman rejimi dışına çıkartılan ve su havzasında kalan yerlerin dahi Hazine tarafından yeniden Orman Genel Müdürlüğüne orman yetiştirilmek üzere tahsis edildiğinin aynı bölgede Daireye temyiz incelemesi için gelen bir çok dosya içindeki evraklardan anlaşıldığı ve Anayasanın 169, 3402 Sayılı Yasanın 17/1 ve 18/2. maddeleri gereğince ormanların zilyetlikle kazanılamayacağı gözönünde bulundurularak dava konusu 346 parselin (B) ile işaretlenen kesiminin ve 349 parselin tamamının öncesinin orman olduğu ve bitişik Devlet Ormanının devamı niteliğinde bulunduğu anlaşıldığından bu yerlere yönelik davanın reddine karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyularak davanın reddine; dava konusu … Köyü 350, 351 ve 352 parsellerin (A) ile işaretlenen bölümlerinin orman niteliği ile, 352 parselin (B) ile işaretlenen kesiminin Hazine adına tesciline yönelik hüküm kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, 350 ve 351 parsellerin (B) ile işaretlenen sırasıyla 3.290,08 m2 ve 2.814,32 m2 yüzölçümlü kesimlerinin orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescillerine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 1962 yılında yapılan genel arazi kadastrosu ile 3116 Sayılı Yasa hükmüne göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen ilk orman kadastrosu ve 1744 sayılı Yasa hükmü uyarınca yapılıp 1981 yılında kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması, 1985 yılında 2896 Sayılı Yasaya göre yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile 1990 yılında 3302 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulamaları bulunmaktadır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 23/06/2009 gününde oybirliği ile karar verildi.