YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/7915
KARAR NO : 2023/592
KARAR TARİHİ : 22.02.2023
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli kasten öldürme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 06.04.2021 tarihli ve 2019/1025 Esas, 2021/6237 Karar sayılı bozma ilâmı sonrası Mahkemece, bozma ilamına uyulmasına yer olmadığına ve Mahkemenin 11.07.2018 tarihli, 2018/355 Esas, 2018/331 Karar sayılı hükmünde direnilmesine karar verilerek hüküm kurulmuş ise de Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 31.10.2017 tarihli ve 2017/1-290 Esas, 2017/443 Karar sayılı kararında ayrıntıları izah edildiği üzere Mahkemenin son uygulamasının, ilk hükümde yer almayan bir kısım yeni ve değişik gerekçeye dayandığı anlaşılmakla, inceleme konusu kararın direnme kararı niteliğinde olmayıp eylemli direnme (uyma) ve dolayısıyla “yeni hüküm” niteliğinde olduğu yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık hakkında nitelikli kasten öldürme suçundan bozma üzerine hükmolunan ceza miktarı ile sanık müdafiinin bu husustaki talebi de nazara alınarak adı geçen suç yönünden, 1412 sayılı Kanun’un 318 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.10.2014 tarihli, 2014/40 Esas, 2014/314 Karar sayılı sanığın, nitelikli kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 54 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 18 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, müsadereye ve mahsuba karar verilmiştir.
2. Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.10.2014 tarihli, 2014/40 Esas, 2014/314 Karar sayılı kararının katılanlar vekilleri, şikayetçi Kurum vekili ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 07.06.2016 tarihli ve 2016/3098 Esas, 2016/2945 Karar sayılı kararı ile;
“Sanık … hakkında resmi nikahlı eşi olan maktule …’ı kasten öldürme suçundan açılan kamu davasında 6284 sayılı Yasanın 2/1-d ve 20/2 maddeleri uyarınca Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının bu suçun zarar göreni olduğu, bu sıfatının gereği olarak CMK’nun 233 ve 234 üncü maddeleri gereğince kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve öteki haklarını kullanabilmesi için duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği halde, usulen dava ve duruşmalar
bildirilmeden, davaya katılma ve CMUK’nun mağdur ve katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağı sağlanmadan yargılamaya devam edilerek yazılı biçimde hüküm kurulması
“
Gerekçesiyle sair yönler incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir.
3. Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.09.2016 tarihli, 2016/318 Esas, 2016/358 Karar sayılı sanığın, nitelikli kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Kanun’un 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 54 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 18 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, müsadereye ve mahsuba karar verilmiştir.
4. Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.09.2016 tarihli, 2016/318 Esas, 2016/358 Karar sayılı kararının katılan vekili, katılan Kurum vekili ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 09.04.2018 tarihli ve 2017/3671 Esas, 2018/1650 Karar sayılı kararı ile;
“1) Sanığın, maktulenin haksız tahrik oluşturduğu kabul edilen eylemlerine, evlilik birliğini sarsan kendi kusurlu davranışlarıyla neden olduğu anlaşıldığından hakkında Türk Ceza Kanun’un 29 uncu maddesinin uygulanamayacağı gözetilmeksizin, yanılgılı gerekçelerle yazılı şekilde haksız tahrik indirimi uygulanması,
2) 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih, 2014/140 Esas ve 2015/85 sayılı Kararı ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanun’un 53 üncü maddesinin iptal edilen bölümleri doğrultusunda sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması”
Gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
5. Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.07.2018 tarihli, 2018/355 Esas, 2018/331 Karar sayılı sanığın, nitelikli kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Kanun’un 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 54 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, müsadereye ve mahsuba karar verilmiştir.
6. Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.07.2018 tarihli, 2018/355 Esas, 2018/331 Karar sayılı kararının katılan Kurum vekili ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 06.04.2021 tarihli ve 2019/1025 Esas, 2021/6237 Karar sayılı kararı ile;
“Sanık … ile maktule …’nin 1996 yılından beri evli oldukları, müşterek dört tane çocukları bulunduğu, maktulün ev hanımı, sanığın ise devlet demiryolları işletmesinde işçi olduğu, olaydan yaklaşık 5 ay öncesine kadar …’ta ikamet ettikleri, yine olaydan 2,5-3 yıl kadar önce sanığın Fransa’da ikamet eden … isimli bir bayanla gayrı resmi biçimde evlendiği ve kısa bir süre …’taki ikametgahlarında birlikte yaşamaya başladıkları, bu bayandan bir tane çocuğu olduğu, …’nin daha sonra Fransa’ya döndüğü, maktulün bu olaydan sonra internet üzerinden ve facebook’tan
başka erkeklerle görüşmelere başladığı, bu görüşmelerin karşılıklı cinsel içerikli yazışmalar ve bazen de bilgisayara takılan kamera ile Skype programı vasıtasıyla canlı görüşmeler biçiminde gerçekleştiği, durumu fark eden sanığın maktulün akrabaları ile kendi akrabalarına maktulün yaptıklarını anlatarak boşanmaya karar verdiği, daha sonra özellikle aile büyüklerinin girişimleri ile sanığın barışarak boşanmaktan vazgeçtiği, ancak olayların duyulması nedeniyle …’ta kalamayacağını düşünerek Kocaeli’ne tayin istediği, ailesini de getirerek … ilçesindeki olayın gerçekleştiği evde ikamet etmeye başladıkları, bir süre sonra maktulün yine sosyal medya üzerinden başka erkeklerle görüşmeye devam ettiğini anlayan sanığın boşanmak amacıyla avukatıyla temasa geçtiği, maktulün yaptığı görüşmeleri ikrar eder tarzdaki söylemleri üzerine infiale kapılan sanığın olay günü evde bulunan av tüfeğini alarak mutfakta bulunan maktule doğru ateş etmeye başladığı, daha sonra da bıçak alarak maktule çok sayıda darbe vurduğu, maktulün aldığı darbeler nedeniyle olay yerinde öldüğü şeklinde gelişen olayda;
Her ne kadar sanık haksız eylemleri ile evlilik birliğini temelden sarsan davranışları nedeniyle evliliğin boşanma aşamasına kadar gelmesine sebebiyet vermiş ise de Fransa ülkesinden gelen… isimli kadının Fransa’ya dönmesi ve akrabaların da araya girmesi sonucunda sanık ile maktulün barışıp … ilinden Kocaeli iline taşınarak yeni bir hayat kurmaya karar verdikleri, maktulün tekrar yapmayacağına söz vermesine rağmen internet üzerinden yine erkeklerle ilişki kurarak sadakat yükümlülüğüne aykırı davranması ve sanığın bu fiile duyduğu kızgınlıkla atılı suçu işlediği anlaşılmakla; sanık hakkında asgari düzeyde Türk Ceza Kanun’un 29 uncu maddesinde düzenlenen haksız tahrik indirimi yapılması gerektiği gözetilmeksizin, yazılı biçimde hüküm kurulması suretiyle fazla ceza tayini,”
gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
7. Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.01.2022 tarihli, 2021/181 Esas, 2022/4 Karar sayılı sanığın, nitelikli kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Kanun’un 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 54 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, müsadereye ve mahsuba karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Kurum Vekilinin Temyiz Sebepleri
1. Sanığın yargılama konusu eylemini tasarlayarak işlediğine,
2. Sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca haksız tahrik koşullarının oluşmadığına,
3. Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası gereği takdiri indirim nedeninin uygulanmamasına,
4. Vesaire,
İlişkindir.
B. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebebi
Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca haksız tahrik hükümlerinin asgari oranda uygulanması gerektiğine ilişkindir.
C. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
1. Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
2. Vesaire,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık ile maktulün 1996 yılından beri evli oldukları, müşterek dört tane çocukları bulunduğu, maktulün ev hanımı, sanığın ise devlet demiryolları işletmesinde işçi olduğu, genel olarak anlaşamadıkları için aralarında sık sık tartışma yaşadıkları, olay tarihinden yaklaşık beş ay öncesine kadar … ilinde ikamet ettikleri, olay tarihinden 2,5- 3 yıl kadar önce sanığın Fransa ülkesinde ikamet eden A.A. isimli bir kadınla gayriresmi biçimde evlendiği ve kısa bir süre … ilindeki ikametgâhlarında birlikte yaşamaya başladıkları, bu kadından bir tane çocuğu olduğu, …..,.’nın daha sonra Fransa ülkesine döndüğü, maktulün bu olaydan sonra internet üzerinden başka erkeklerle görüşmelere başladığı, bu görüşmelerin karşılıklı cinsel içerikli yazışmalar şeklinde ve bilgisayara takılan kamera ile “Skype” isimli program vasıtasıyla canlı görüşmeler biçiminde gerçekleştiği, sanığın durumu farkederek kendi akrabaları ile maktulün akrabalarına anlattığı ve boşanmaya karar verdiği, maktulü de darp ettiği, boşanmak amacıyla …’ta avukatlık yapan tanıklar ……, ve……, ile görüşmeler yaptığı, maktulün yabancı erkeklerle olan görüşmelerini içerir dökümanları avukata da gösterdiği, bu arada olaylardan dolayı psikolojisinin bozulduğu, bir süre … Devlet Hastanesinde tedavi gördüğü, daha sonra özellikle akrabası ….’nin girişimleri sonucu maktulle barışarak boşanmaktan vazgeçtiği, ancak olayların duyulması nedeniyle … ilinde kalamayacağını düşünerek Kocaeli iline tayin istediği, ailesini de getirerek … ilçesindeki olayın gerçekleştiği lojmanda ikamet etmeye başladıkları, bir süre sonra maktulün yine sosyal medya üzerinden başka erkeklerle görüşmeye devam ettiğini anlayan sanığın boşanmak amacıyla avukatıyla temasa geçtiği, maktulün yaptığı görüşmeleri ikrar eder tarzdaki söylemleri üzerine infiale kapılan sanığın olay günü evde bulunan av tüfeğini alarak mutfakta bulunan maktule doğru ateş etmeye başladığı, maktulün baş bölgesinden yaralandığı, evde bulunan kızları S.T.’nin mutfağa gelerek sanığın elinden tüfeği alıp odaya götürdüğü, sanığın bunun üzerine eline bıçak alarak yaralanan maktulün bu kez de akciğer, kalp gibi nahiyelerine çok sayıda darbe vurduğu, evde bulunan kız çocuklarının olaya engel olamadıkları, maktulün otopsi raporunda belirlendiği üzere kesici delici alet yaralanması sonucu kalp, akciğer ve karaciğerde delinmeye bağlı iç kanama ile ateşli silah yaralanmasına bağlı kafatası parçalı kırığı, beyin ezilmesi ve kanaması sonucu yaşamını yitirdiği, bu şekilde meydana gelen olayda sanığın, eşini kasten öldürmek suçunu işlediği kanaatine varılarak hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Suç Vasfı Yönünden; Tasarlamadan söz edilebilmesi için failin, bir kimsenin vücut bütünlüğü veya yaşam hakkına karşı eylemde bulunmaya sebatla ve koşulsuz olarak karar vermiş olması, düşünüp planladığı suçu işlemeden önce makul bir süre geçmesine ve ulaştığı ruhi sükunete rağmen bu kararından vazgeçmeyip sebat ve ısrarla fiilini icraya başlaması ve gerçekleştirmeyi planladığı fiili, belirlenmiş kurgu dahilinde icra etmesi gerektiği, bu bağlamda somut olayda sanığın maktulü öldürme kararını ne zaman aldığına, kararında sebat ve ısrar gösterdiğine, aradan yeterli zaman geçmesine, ulaştığı ruhi sükunete rağmen fikrinden vazgeçmeyip eylemi işlemiş olduğuna ilişkin dosyada kesin ve somut delil bulunmadığı, sanığın olaydan önce çocuklarına “bana birşey olursa babaannenize gidin” şeklinde sözler söylemesinin, kızı S.T.’nin banyo yapmak istediği halde izin vermemesinin, olaydan önce namaz kılmış olmasının eylemi tasarlayarak gerçekleştirdiğini kabule yeterli davranışlar olduğunun söylenemeyeceği gibi sanığın bu davranışlarını intihar etmek üzere yapmış olduğuna dair beyanda bulunduğu, ayrıca sanığın olayda kullandığı tüfeği ve bıçağı önceden tedarik ettiği ve elverişli biçimde hazır tuttuğuna ilişkin yeterli delil veya emare tespit edilmediği, bu sebeple sanığın eyleminin, 5237 sayılı Kanun’un 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde düzenlenen nitelikli kasten öldürme suçunu oluşturduğu kanaatine varılmıştır.
2. Sanığın aşamalarda ikrara dayalı savunmaları bulunduğu belirlenmiştir.
3. Mağdurlar….,…..,….,,…..,.ve ….., ile tanıklar ……,…..,…..,….,…., ve ……,’nın beyanları dava dosyasında mevcuttur.
4. Maktulün kesin ölüm sebebini belirten 17.11.2013 tarihli Ölü Muayene ve Otopsi Tutanağında;
“Otopside elde edilen bulgulara göre kesin ölüm sebebi kesici delici alet yaralanması sonucu kalp, akciğer ve karaciğer delinmesine bağlı iç kanama ile ateşli silah yaralanmasına bağlı kafatası parçalı kırığı beyin ezilmesi ve kanaması’dır.
Kişiye isabet eden ateşli silah yaralanmasının cilt altı bulguları dikkate alındığında atışın bitişik atış mesafesinden yapıldığı, bu atış nedeniyle cesetten 4 adet şervotin alındığı, bu atışın önden arkaya, soldan sağa, aşağıdan hafif yukarıya seyirli olduğu,
Kişiye kesici delici alet toplam 12 defa tatbik edilmiş olup, bunlardan 3 tanesinin öldürücü nitelikte olduğu, geri kalan 9 tanesinin öldürücü nitelikte olmadığı”
Görüşüne yer verildiği belirlenmiştir.
5. Kolluk güçlerince tanzim edilen 17.11.2013 tarihli Olay Yeri İnceleme Tutanağında, olay yerinden 2 adet 12’lik tüfek kartuşu, bir adet 13,5 cm sap kısmı olan, 16 cm namlu uzunluğu olan bıçak ile av tüfeği ele geçirildiği belirtilmiştir.
6. İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen 03.12.2013 tarihli Uzmanlık Raporu’nda; “İnceleme konusu 2 adet tüfek kartuşunun, sanığın suçta kullandığı yerli yapım Huğlu marka, 601G model otomatik doldurmalı av tüfeği ile atıldığının belirlendiği” görüşüne yer verilmiştir.
7. Maktulün kullandığı bilgisayarlar ve cep telefonu üzerinde yapılan incelemeye ilişkin düzenlenen 14.01.2014 tarihli Bilirkişi Raporu dosya arasında bulunmaktadır.
8. Tarafların suç tarihinde evli olduklarını gösterir nüfus kayıt örneği dava dosyasına bulunmaktadır.
IV. GEREKÇE
A. Katılan Kurum Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden
1. Suç Vasfına Yönelen Temyiz Yönünden
Sanık ile eşi maktul arasında maktulün sosyal medya uygulamaları üzerinden başka erkeklerle konuşması nedeniyle anlaşmazlık bulunduğu, olay günü sanığın, maktulün bilgisayarından tespit ettiği H.K. isimli şahıs ile ilgili maktule sorduğu sorulara, maktulün verdiği ikrara yönelik cevaplar üzerine sanığın önce av tüfeği ile ateş ederek, ardından eline aldığı bıçak ile 12 kez bıçaklamak suretiyle gerçekleştirdiği öldürme eylemine ilişkin suç işleme kararını önceden verdiğine, aradan soğukkanlılığa ulaşmasını sağlayacak kadar zaman geçmesine rağmen bu kararında sebat gösterdiğine dair delil bulunmadığından, sanığın eyleminin, 5237 sayılı Kanun’un 82 nci maddesinin birinci fıkrası (d) bendi kapsamında kaldığının kabulü ile yapılan uygulamada bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Takdiri İndirime Yönelen Temyiz Yönünden
5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiri indirim sebebi uygulanmasının, hükmü veren Mahkemenin takdirinde olduğu, nitekim duruşma tutanaklarına yansıyan olumsuz bir davranışı bulunmayan ve suçunu ikrar eden sanık hakkında Mahkemece, “Sanığın yargılama sürecinceki davranışları” gerekçe gösterilerek takdiri indirim sebebi uygulanması takdir kılındığından, sanık hakkında kurulan hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Katılan Kurum Vekili, O Yer Cumhuriyet Savcısı ve Sanık Müdafiinin Haksız Tahrike Yönelen Temyizleri Yönünden
Hukuki Süreç başlığının (6) numaralı paragrafında ayrıntılarına yer verilen Yargıtay bozma ilamında da belirtildiği üzere, sanık … ile maktul …’nin 1996 yılından beri evli oldukları, müşterek dört tane çocukları bulunduğu, maktulün ev hanımı, sanığın ise devlet demiryolları işletmesinde işçi olduğu, olaydan yaklaşık beş ay öncesine kadar …’ta ikamet ettikleri, yine olaydan 2,5-3 yıl kadar önce sanığın Fransa’da ikamet eden A.A. isimli bir kadınla gayrı resmi biçimde evlendiği ve kısa bir süre …’taki ikametgahlarında birlikte yaşamaya başladıkları, bu kadından bir tane çocuğu olduğu, A.A.’nın daha sonra Fransa’ya döndüğü, maktulün bu olaydan sonra internet üzerinden ve facebook’tan başka erkeklerle görüşmelere başladığı, bu görüşmelerin karşılıklı cinsel içerikli yazışmalar ve bazen de bilgisayara takılan kamera ile Skype programı vasıtasıyla canlı görüşmeler biçiminde gerçekleştiği,
durumu fark eden sanığın maktulün akrabaları ile kendi akrabalarına maktulün yaptıklarını anlatarak boşanmaya karar verdiği, daha sonra özellikle aile büyüklerinin girişimleri ile sanığın barışarak boşanmaktan vazgeçtiği, ancak olayların duyulması nedeniyle …’ta kalamayacağını düşünerek Kocaeli’ne tayin istediği, ailesini de getirerek … ilçesindeki olayın gerçekleştiği evde ikamet etmeye başladıkları, bir süre sonra maktulün yine sosyal medya üzerinden başka erkeklerle görüşmeye devam ettiğini anlayan sanığın boşanmak amacıyla avukatıyla temasa geçtiği, maktulün yaptığı görüşmeleri ikrar eder tarzdaki söylemleri üzerine infiale kapılan sanığın olay günü evde bulunan av tüfeğini alarak mutfakta bulunan maktule doğru ateş etmeye başladığı, daha sonra da bıçak alarak maktule çok sayıda darbe vurduğu, maktulün aldığı darbeler nedeniyle olay yerinde öldüğü şeklinde gelişen olayda,
Sanık olay tarihinden 2,5-3 yıl kadar önce Fransa’da ikamet eden A.A. isimli bir kadınla gayri resmi biçimde evlenerek, bu kadınla maktulle birlikte yaşadığı ikametgahlarında kalması ve bir tane çocuklarının olması şeklindeki haksız eylemleri sonucu maktul ile evliliklerinin boşanma aşamasına kadar gelmesine sebebiyet vermiş ise de Fransa ülkesinden gelen A.A. isimli kadının Fransa’ya dönmesi ve tarafların akrabalarının da araya girmesi sonucunda sanık ile maktulün barışıp … ilinden Kocaeli iline taşınarak yeni bir hayat kurmaya karar vermeleri, maktulün sosyal medya uygulamaları üzerinden başka erkeklerle konuşma yapmayacağına dair söz vermesine rağmen, aynı şekilde başka erkeklerle konuşmaya devam ederek sadakat yükümlülüğüne aykırı davranması ve sanığın bu fiile duyduğu kızgınlıkla atılı suçu işlediği anlaşılmış olup sanık hakkında asgari düzeyde 5237 sayılı Kanun’un Türk Ceza Kanun’un 29 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca indirimi yapılması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini, hukuka aykırı bulunmuştur.
C. Katılan Kurum Vekili ve Sanık Müdafiinin Vesaire Yönelen Temyizleri Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan Kurum vekili ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.07.2018 tarihli, 2018/355 Esas, 2018/331 Karar sayılı kararına yönelik o yer Cumhuriyet savcısının ve sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçen süre göz önüne alındığında, sanık müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.02.2023 tarihinde karar verildi.
22.02.2023 gününde verilen iş bu karar Yargıtay Cumhuriyet savcısı … ‘ın huzurunda ve duruşmada savunmasını yapmış bulunan sanık … müdafii Avukat …’ın yokluğunda 23.02.2023 tarihinde usulen ve açık olarak anlatıldı.