Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/7775 E. 2023/1302 K. 02.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7775
KARAR NO : 2023/1302
KARAR TARİHİ : 02.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki takibin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine, karar verilmiştir.

Kararın borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurusunun esastan reddine, karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi borçlu tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Şikayetçi borçlu dilekçesinde; davalı banka tarafından asıl borçlu … ile imzalanan kredi sözleşmelerinin teminatı olmak üzere ipotekler alındığını, davalı banka ile aralarında akdedilmiş bir kredi sözleşmesi bulunmadığını, müteveffa … tarafından imzalanan kredi sözleşmesinin kefili ya da müşterek borçlusu olmadığını, davalı banka tarafından kurulan rehin sözleşmesi incelendiğinde, birden çok taşınmazın borçlunun borcunun teminatı olmak üzere kurulduğu, rehinli taşınmazların bir kısmının maliklerinin borçtan müşterek ya da müteselsil borçlu olmayıp, taşınmazların maliklerinin de farklı kişiler olduğunun açıkça görüleceğini, Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre de toplu rehin kurulması halinde kurulma şartları belirlenirken taşınmazların aynı kişiye ait olması ya da malikin borçtan birlikte sorumlu olmasının arandığını, davalı tarafından sunulan ipotek sözleşmelerinde taşınmazın alacağın ne miktarı için güvence oluşturduğunun rehin kurulurken belirtilmediğini, takip dayanağı ipoteklerin aynı borcun teminatı olarak kurulmuş olması ve müvekkilinin takip dayanağı borcun kefili ya da müşterek borçlu olmaması nedeniyle kurulan ipoteklerin TMK’nın 855.maddesine aykırı olduğunu, bu halde hukuka ve kanuna aykırı olarak düzenlenen bir ipotek nedeniyle, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatılamayacağını, belirterek, takibin iptaline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
Alacaklı cevap dilekçesinde; davanın süre yönünden reddi gerektiğini, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe konu edilen taşınmazlar üzerinde toplu rehin tesis edilmemiş olup, tüm ipoteklerin bağımsız olduğunu, bu nedenle kredilerin teminatı olarak alınan ipoteklerin TMK’nın 855. maddesine aykırı olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, şikayetçi ipotek malikinin iddialarının aksine ipotek akit tablosunda taşınmazların alacağın ne miktarı için güvence oluşturduğunun açıkça belirtildiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu edilen ipoteklerin TMK’nın 855/II-III. maddesi uyarınca paylı rehin olarak kurulduğu, toplu rehinden farklı olarak paylı rehinde rehne konu taşınmazların aynı malike veya müteselsil borçlulara ait olmasının gerekmediği, diğer yandan yine toplu rehnin aksine, paylı rehnin kurulabilmesi için TMK’nın 855/II-III maddesi gereğince her bir taşınmazın sorumlu olacağı rehin yükünün belirlenmesi gerektiği, TMK’nın 855.maddesi uyarınca birlikte rehin hâlinde paylı rehin kural olduğu için paylı rehnin açıkça kararlaştırılmasına gerek olmadığı, taraflar birlikte rehin kurmak istemekle birlikte toplu rehin kurmak istedikleri anlaşılamıyorsa paylı rehnin söz konusu olacağı, TMK’nın 851/I maddesi uyarınca tarafların ister ana para ister üst sınır ipoteği şeklinde paylı rehnin teminatını belirleyebileceği, paylı rehinde birden çok rehin hakkı kurulduğu için farklı rehin türlerinde rehin hakkı kurulabileceği, toplu rehindeki gibi rehin hakkının aynı türde kurulması zorunluluğu olmadığı, rehin haklarının her bir taşınmaz üzerinde farklı derecelerde kurulabilmesinin mümkün olduğu, taraflar arasında TMK’nın 855/I. maddesine göre toplu rehin kurulmadığı, taraflar arasında açıkça toplu rehin kurulduğuna ilişkin herhangi bir sözleşme bulunmadığı, bu nedenle kural olarak tarafların arasında TMK’nın 855/II-III. maddeleri gereğince paylı rehin kurulduğunun kabulünün gerektiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi borçlu istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Şikayetçi borçlu istinaf başvuru dilekçesinde; şikayet dilekçesinin tekrar ederek, mahkeme kararının kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; şikayetçi ile … hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibi başlatıldığı, asıl borçlu … ile alacaklı banka arasında kredi sözleşmesi imzalandığı, şikayetçi borçlunun ipotek veren malik konumunda bulunduğu, aynı kredi borcu için şikayetçi ile …’a ait ipotekli taşınmazların takibe konu edildiği, genel kredi sözleşmesinde toplu rehne ilişkin bir açıklama bulunmadığı gibi ipotekli taşınmaz maliklerinin aynı borç için müteselsil kefil sıfatına da haiz olmadıkları, tapu kayıtlarında da müşterek ipoteğe ilişkin bir kaydın yer almadığı, bu durumda TMK’nın 855.maddesinde düzenleme alanı bulan toplu ipoteğe ilişkin yasal şartların gerçekleşmediği, kamu düzenine aykırılık da bulunmadığı gerekçesi ile şikayetçi borçlunun istinaf başvurusunun esastan reddine, karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi borçlu temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Şikayetçi borçlu temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesine ek olarak 06.08.2009 tarihinde imzalanan Tapu Sicil Müdürlükleri Tarafından Düzenlenen Resmi Senet’ in 5. maddesinde, ipotek edilen taşınmaz mallardan her biri ve hisselerin tümü borcun tamamından sorumlu olacaktır” denilmek suretiyle rehin yükünün paylaştırılmadan, rehin konusu bütün taşınmazlar üzerinde rehin tesis edildiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin aksine güvence altına alınan bedellerin belirtilmesi ipoteği doğrudan paylı ipoteğe dönüştürmeyeceğini toplu ipoteğin varlığının tespiti için ipotekler arasında bir hukuki bağ bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerektiğini belirterek bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ipotekli taşınmaz malikinin takibin iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 850 ve 855. maddesi ile sair yasal mevzuat

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanunun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.