YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/9226
KARAR NO : 2008/12287
KARAR TARİHİ : 07.10.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20 Hukuk Dairesinin bozma kararında özetle: “yörede yapılan arazi kadastrosı sırasında orman olduğundan dolayı 09.02.1977 tarihinde tapulama dışı bırakılan 461 sayılı parsel hakkında açılan davanın Medeni Kanunun 639. maddesinde düzenlenen tescil davası olduğu ve Medeni Kanunun 639/3. maddesi gereğince ilanların yapılması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu parselin davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Orman Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
Dosya arasında bulunan bilgi ve belgelerden çekişmeli taşınmazın yörede yapılan genel arazi kadastrosu sırasında 461 parsel altında 37500 m2 yüzölçümü ile Mart 1334 tarih ve 2/208 numaralı tapu kaydı uygulanmak suretiyle 18/ 10/ 1972 tarihinde davacılar … ve arkadaşları adına tespit edildiği anlaşılmaktadır. Orman Yönetimince bu tespite itiraz edilmiş; komisyon, itirazı kabul ederek taşınmazın orman olarak tespit dışı bırakılmasına karar vermiştir.
Davacı orman olarak tapulama dışı bırakılan bu yerin adına tescilini istemektedirler.
Mahkemece yapılan inceleme sonucunda çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı, Medeni Yasanın 713 ve 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17. maddelerinde yazılı imar – ihya ve kazandırıcı zamanaşımı yolu ile taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına oluştuğu kabul edilerek davanın kabulü yolunda hüküm kurulmuştur.
Ne var ki; taşınmazın yukarıda açıklandığı üzere komisyon kararı gereğince Devlet Ormanı niteliğiyle tespit harici bırakıldığı anlaşılmaktadır. H.G.K.nun 21.01.2004 gün 2004/8-15-7 ve 12/05/2004 gün 2004/8-242-292 sayılı kararlarında da belirtildiği gibi, çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede arazi kadastrosu 1972 yılında 766 Sayılı Kadastro Yasası yürürlüğü sırasında yapıldığı ve davaya konu taşınmazın orman olarak tesbit dışı bırakıldığı tartışmasızdır.
Bu yerde bu güne kadar orman kadastrosu yapılmamıştır. Her ne kadar bilirkişi ve tanıklar taşınmazın öncesinin orman olmadığını, üzerinde imar- ihyayı gerektirecek nitelikte maki veya benzeri bitki örtüsünün bulunmadığını, taşınmazların davacı tarafından 30 – 40 yıldır kullanıldığını ifade etmişlerse de, kadastro işlemi olan tesbit dışı bırakma işlemine, araziye ve eylemli duruma uygun düşmeyen bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemez. Mevcut deliller karşısında taşınmazın öncesinin orman olmadığı, bunu iddia eden tarafça maddi ve kesin delillerle kanıtlanması gerekir. Davacı taraf taşınmazın öncesinin orman olmadığını kesin delillerle kanıtlayamamıştır. 6831 Sayılı Orman Yasasının 1. maddesi gereğince, “Tabii olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaçcık toplulukları yerleriyle birlikte orman sayılır.” zaman içinde taşınmaz üzerindeki orman örtüsünün kaldırılmış olması o yerin orman niteliğini kaybettiği anlamına gelmez. Toprağı ile birlikte orman olan taşınmazın zilyetlikle iktisabı da mümkün değildir. Yine H.G.K.’nun 24/10/2001 gün ve 2001/8-964-751 sayılı ve 13/02/2002 gün ve 2002/8 – 183- 187 sayılı kararları ile kadastro (tapulama) komisyonlarınca orman sayılarak tesbit harici bırakılan yerler de, yukarıda yazılı gerekçelerle orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar orman sayılacağından, sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceği kabul edilmiştir.
Bu nedenlerle; davaya konu taşınmazın öncesi orman olup bu niteliğini koruduğu sıradaki zilyetliğe değer verilemez. Zilyetlikle mülk edinme koşulları oluşmadığı gibi, dava konusu taşınmaz 6831 Sayılı Yasanın 05/11/2003 gün ve 4999 Sayılı Yasa ile değişik 7. maddesi gereğince “herhangi bir nedenle orman sınırı dışında bırakılan orman” olması nedeniyle yeniden orman sınırları içine de alınabilir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı gerçek kişinin davasının reddine karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ve gerekçelerle kabul yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının yatırına iadesine, dosyanın Yargıtay incelemesi aşamasında eksikliklerin giderilmesi için Dairemizce 22/06/2004 tarihinde mahkemeye gönderilmesi üzerine mahkeme tarafından dosyanın ancak dört yıl sonra, 2008 yılında Yargıtay’a yeniden gönderilmesi, dört yıl boyunca herhangi bir işlem yapılmamış olması nedeniyle karardan bir örneğin gereğinin yapılması için HSYK’na, bir örneğinin de Mersin Cumhuriyet Savcılığına gönderilmesine 07.10.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.