YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/14636
KARAR NO : 2009/3624
KARAR TARİHİ : 04.03.2009
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi … ve arkadaşları tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, … ve … vekilinin duruşma isteminin gider yönünden reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 22.6.2007 gün 2006/3772-2007/8774 sayılı onama -bozma kararında özetle “1- Dosya kapsamına , davacı ……, Yapı Kooperatifinin dayandığı tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazlara mevki ve sınır olarak uymadığı, mahkemece yapılan uygulama sonucu anlaşıldığına göre, S.S…. Yapı Kooperatifinin temyiz itirazlarının reddi ile aleyhindeki hükmün ONANMASINA,
2) … … ve … ’in temyiz itirazları yönünden;
Mahkemenin 19.04.2000 günlü önceki kararı ile … … ve … …’in davalarının reddine karar verildiği, … … ve … …’in temyiz itirazları Dairenin 22.04.2003 gün ve 2002/5454-3250 sayılı kararı ile reddedilerek, karar bu kişiler aleyhine kesinleştiği gibi, son kararla da aleyhlerine … bir durum yaratılmadığından … … ve … …’in temyiz dilekçesinin REDDİNE,
3) Orman Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazları yönünden ;
A- Bozma kararından sonra yapılan keşifte dinlenen ormancı bilirkişiler kurulu ile ziraatci bilirkişi tarafından düzenlenen raporlarda, dava konusu 1337 ve 1338 sayılı parsellerin % 15-20, 1339 sayılı parselin % 12-15, 1343 ve 1345 sayılı parsellerin ise % 15 eğimde olduğunun, 1338 sayılı parselin tarımsal faaliyete konu olmayıp, tamamen meşe ve funda ağaçları ile kaplı bulunduğunun, 1337, 1343, 1344, 1347, 1348, 1349 ve 1350 sayılı parseller içinde kısmen meşe, funda, laden gibi orman ağaçları olduğunun, 1341 sayılı parselin bir bölümü üzerinde sebze ve süs bitkileri yetiştirilen seralar bulunduğunun, bozma kararından önce yapılan keşifte dinlenen orman bilirkişi …ve Ziraat Bilirkişi … tarafından düzenlenen 24.12.1999 tarihli raporda da 1337, 1338, 1339, 1340, 1341 ve 1342 sayılı parsellerin 8-10 yıldır kullanılmadığının açıklandığı,
Yine uzman bilirkişiler kurulu tarafından düzenlenen rapora ekli 1996 çekim tarihli … fotoğraflarında 1337, 1338, 1339, 1342, 1343, 1344, 1345, 1346, 1347, 1348, 1350, 1351, 1352 ve 1353 sayılı parseller tamamen yeşil renkli orman alanı olarak 1340, 1341, ve 1354 sayılı parsellerin ise kısmen yeşil renkli orman alan olarak gösterildiği,
1997 tarihinde düzenlenen halihazır haritalar ile 1997 tarihli memleket haritasında 1339, 1340 ve 1341 sayılı parseller üzerinde seralar bulunmadığı halde, 2005 tarihli memleket haritasında bu parseller üzerinde seraların bulunduğu, bu durumda, seraların 1997 yılından sonra kurulduğu,
1337, 1338, 1339, 1343, 1344, 1345, 1347, 1348, 1349 ve 1350 sayılı parsellerin öncesi, eğimleri ve üzerlerindeki meşe, funda, laden gibi orman bitki örtüsü dikkate alındığında eylemli orman olduğu, 1337, 1338, 1339, 1342, 1343, 1344, 1345, 1346, 1347, 1348, 1349, 1350, 1351, 1352 ve 1353 sayılı parsellerin 1996 tarihli … fotoğraflarında tamamen yeşil renkli orman alanı olarak 1340, 1341 ve 1354 sayılı parsellerin ise kısmen koyu yeşil renkli orman alanı olarak gösterildiği, ziraatçi bilirkişi 1354 sayılı parsel üzerinde yaşlarını belirtmeden kısmen meyve ağaçlarının bulunduğunu bildirip, ağaçların yaşlarını açıklamamışsa da,bu parselin 1998 yılında tarla ve fidanlık niteliğiyle tesbit tutanağı düzenlendiği, 1957 tarihli memleket haritasında büyük bölümünün orman alanı olduğu, 1976 tarihli memleket haritasında meyve fidanlarının bulunmadığı, 1997 ve 2005 tarihli memleket haritasında ise 1354 sayılı parselin … bölümünde kısmen meyve fidanlarının gözüktüğü, bu nedenle meyve fidanlarının dava tarihinden sonra tesbit tarihinden bir yıl önce 1997 yılında dikildiğinin … fotoğraflarından ve memleket haritasından anlaşıldığı, bu somut belgeler karşısında yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına değer verilemeyeceği,
B- 1346, 1347, 1349 sayılı parsellerin tamamı ile 1344 sayılı parselin bir kısmı hakkında ….. (…) … ve … tarafından 13.04.1989 tarihinde açılan ve 8. Hukuk Dairesinin 21.01.1997 gün ve 1996/6077-1695 sayılı kesin bozma kararına uyularak dava konusu taşınmazların kullanılmadığı ve zilyetlik koşulları oluşmadığından tescil davasının reddine dair verilen Kartal 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.05.1997 gün ve 1996/227-251 sayılı kararı kesinleştiği halde, birleştirilen 1999/114 sayılı dosyada aynı kişiler tarafından 1347 parselin yeniden adlarına tescilini istediği ve mahkemece, kesinleşen önceki davada hükme esas alınan 22.08.1995 tarihli … Bitim tarafından düzenlenen krokide, tescil davasına konu edilmeyerek ve tescil harici olarak gösterilen bölüm dahi (A) işaretli 70.000 m2’lik yere ilave edilerek 1347 sayılı parselin (A) işaretli 70.000 m2 bölümün kişiler adına tescile karar verildiği, yine Kartal Asliye 1. Hukuk Mahkemesinin 28.05.1997 gün ve 1996/227/251 sayılı kesin hükmün dayanağı … Bitim tarafından düzenlenen 22.08.1995 tarihli krokide (A) işaretli 100.000 m2’lik bölümün dava konusu 1345, 1346 ve 1349 sayılı parsellerin tamamı ile 1344 sayılı parselin bir kısmını kapsadığı, kesinleşen Kartal Asliye (1) Hukuk Mahkemesinin 1996/277 Esas sayılı kararı ile taşınmazların belirlenen niteliğinin 1347 sayılı parsel davacıları yönünden kesin hüküm, diğer parseller yönünden de zilyetlik koşullarının oluşmadığı konusunda güçlü delil oluşturacağı,
C) Yine, 1348 sayılı parsel hakkında … … ve … … ve 1349 sayılı parsel hakkında … tarafından zilyetliğe dayanarak açtıkları davada, bozma kararından önce 1999/117 sayılı dava dosyasında 09.02.2000 tarihinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişiler bu parsellerin …’e ait olduğunu, ölümünden sonra mirasçıları … ve arkadaşları tarafından kullanıldığını bildirdikleri, mahkemenin 19.04.2000 günlü kararı ile bu parsellerin zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığı ve zilyetlik koşullarının da oluşmadığı gerekçesi ile 1348 ve 1349 sayılı parsellerin Hazine adına tescillerine dair verilen kararın … mirasçıları …, … ve arkadaşları ile … …, … … ve … ’ın temyizleri üzerine Dairenin 22.04.2003 gün ve 2002/5454-3250 sayılı kararı ile “1348 ve 1349 sayılı parsellerin zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığı gerekçesiyle adı geçen kişilerin temyiz itirazlarının reddi ile aleyhlerindeki hükmün onanmasına, sadece davacı S.S…. Kooperatifinin dayandığı tapu kaydının uygulanması” bakımından hükmün bozulmasına karar verildiği halde, bozma kararından sonra 13.05.2004 tarihinde yapılan keşifte, 1348 sayılı parselin …, 1349 sayılı parselin … tarafından fundalıktan açıldığı, daha sonra 1349 sayılı parselin … ve …’a, 1349 sayılı parselin de … Ö ve …’a satıldığını bildiren tanık … …’ın beyanı esas alınarak (aynı tanık 09.02.2000 tarihli keşifte bu parsellerin … tarafından kullanıldığını bildirmiş ve bu nedenle önceki kararda 1347, 1348 sayılı parseller Hazine adına tescil edilmiştir) 1348 sayılı parselin … … ve … …, 1349 sayılı parselin … Özberme adlarına tescile karar verilerek,
hükmüne uyulan Daire bozma kararı ile 1348 ve 1349 sayılı parsellerin zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığı konusunda Hazine yararına usulü kazanılmış hak oluşturduğunun düşünülmediği,
D) Milli Emlak Memurları tarafından düzenlenen … Muhtarı … tarafından da imzalanan 16.04.1999 tarihli idari tahkikat tutanaklarında 1347, 1352, 1353 ve 1354 sayılı parsellerde 1979 yılında, 1337 sayılı parselde 1985 yılında, 1345 ve 1351 sayılı parsellerde 1994 yılında, 1341, 1343, 1344 ve 1346, 1348 ve 1349 sayılı parsellerde ise 1995 yılında zilyetliğin başladığı bildirildiği ve somut belge niteliğindeki … fotoğrafları ve memleket haritaları da idari tahkikat tutanaklarını doğruladığı halde, tutanağa değer verilmediği,
E) Orman Bakanlığı müfettişlerince düzenlenen 03.08.2001 gün 25 sayılı raporda, … Köyünün … Barajı koruma havzası içinde kaldığı, bu nedenle öncesi orman olan ve 2/B madde uygulaması ile orman rejimi dışına çıkarılan ancak orman tahdit haritaları gereği gibi uygulanmadan daha önce kişi ve kuruluşlar adına tapuya tescil edilen taşınmazların (üzerinde 2/B madde şerhi bulunsun bulunmasın) Hazine tarafından tümünün tapularının iptali ile Hazine adına tescil edildikten sonra, bu yerlerin ve orman rejimi dışına çıkartılıp Hazine adına tapuda tescil edilen yerlerin birlikte ağaçlandırılıp korunması amacıyla İSKİ Genel Müdürlüğüne tahsisinin yapılmasının istendiği, bu rapora göre dava konusu parsellerin onbeş milyon nüfuslu İstanbul ilinin içme ve kullanma suyunun 1/3’ünü sağlayan … Baraj Gölünün su koruma havzasında bulunduğu,
F) Bozma kararından sonra dava dosyasına getirtilen harita ve kadastro paftalarında, yörede 1956 yılında yapılan genel arazi kadastro sırasında, çekişmeli parseller, bitişiğinde bulunan ve 1939 yılında yapılıp 24.10.1942 tarihinde ilan edilerek kesinleşen Domuz … Devlet Ormanı ile birlikte ve bu ormanlarla hiçbir ayırım yapılmadan, kadastro paftası üzerine “fundalık” yazılmak suretiyle kadastro harici bırakıldığı, öncesi bir bütün olan dava konusu taşınmazların, Domuz … Devlet Ormanının devamı ve bu ormanla aynı nitelikte ayrılmaz parçası olduğunun, 1957 tarihli memleket haritasında da gösterildiği, memleket haritasında beyaz renkli olarak gösterilen bazı bölümlerinin 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesi gereğince orman içi açıklığı niteliğinde olduğu ve bu nedenle özel mülk olarak kişiler adına tescil edilemeyeceği, çekişmeli taşınmazlara kuzeyde komşu Domuz … Devlet Ormanında 1981 yılında yapılan 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması ile bu ormanın bir kısmı nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılmışsa da, nitelik yitirmediği, halen eylemli orman olduğundan çıkarma işleminin Danıştayca iptal edildiği, daha sonra aynı ormanın bir bölümünü oluşturan 1104, 1111, 1112, 1113, 1153, 1156 ve 1272 numaralı parsellerin 1989 yılında yine 2/B madde uygulaması ile orman rejimi dışına çıkartıldığı, ancak eylemli orman olup nitelik kaybetmemesi nedeniyle 2/B madde işlemi iptal edilerek orman niteliği ile Hazine adına tescillerine dair verilen 19.04.2000 tarihli önceki kararın Dairece onanıp kesinleştiği, öncesi bir bütün halinde olan dava konusu parsellere, güneyde komşu olan 602, 603, 605, 634 ve 699 numaralı parsellerin 1956 yılında Hazine adına yapılan tesbite karşı kişilerin zilyetliğe dayanarak açtıkları davaların kadastro mahkemesince ret edildiği ve bu komşu parsellerin hükmen Hazine adına tesciline dair verilen kararların kesinleştiği, 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1939 yılında yapılıp 1942 yılında kesinleşen orman tahdidinin 1989 yılında aplikasyonu yapılarak orman hattının kuzeye çekilmesi nedeniyle 1992 yılında imar-ihya ve zilyetliğe dayanılarak kişiler tarafından çekişmeli taşınmazlar hakkında tescil davaları açıldığı,bu davaların devamı sırasında 1998 yılında 3402 Sayılı Yasanın 22. maddesi gereğince tescil davasına konu olan taşınmazlarla ilgili … haneleri açık bırakılmak suretiyle tesbit tutanakları düzenlenerek kadastro mahkemesine gönderildiği, mahkemece yapılan 1939 yılı orman kadastro harita ve tutanaklarının uygulanması yetersiz olmakla birlikte, bozma kararından sonra dava konusu parseller ve tüm çevresini gösterir şekilde getirilen kadastro pafta örnekleri, memleket haritası, orman kadastrosu ve halihazır haritalardan, çekişmeli taşınmazların 1942 yılında ilan edilerek kesinleşen orman tahdidinde Domuz Yatağı ve Mandacı Yatağı Devlet Ormanlarının devamı ve bu ormanlarla, eylemli durumu, bitki örtüsü ve eğiminin aynı nitelikte olduğu ve orman olarak sınırlandırılan alanlar ile dava konusu parseller arasında hiç bir ayırıcı unsur bulunmadığı ve 1939 yılında orman olarak sınırlandırılan Domuz Yatağı ve Mandacı Yatağı Ormanları ile birlikte kadastro paftası üzerine “fundalık” yazılmak suretiyle o tarihte yürürlükte bulunan 5602 Sayılı Yasa hükümlerine göre kadastro harici bırakıldıkları, 4785 Sayılı Yasa ile 4999 Sayılı Yasayla değişik 6831 Sayılı Yasanın 7. maddesi hükümleri göz önünde bulundurulduğunda, 1942 yılında kesinleşen orman sınırının uygulanması konusundaki eksikliğin sonuca etkili görülmediği, çünkü, orman tahdidi içinde kalan ve kalmayan yerlerin hiçbir ayırım yapılmadan 1956 tarihli kadastro paftaları üzerine “fundalık” yazılmış olmasının bu yerlerin aynı nitelikte orman olduğunun kabulünü gerektirdiği, … fotoğrafları ve memleket haritasında görüldüğü gibi, öncesi bir bütün olan çekişmeli taşınmazların kuzey ve doğu sınırının Domuz … ve onun devamı olan Mandacı … Devlet Ormanlarına bitişik ve bu ormanların devamı olduğu, 15 milyona yakın insanın yaşadığı İstanbul ilinin içme-kullanma suyunun 1/3’ünü karşılayan … Baraj Gölü’nün bir kısmının bu ormanların içinde bulunduğu, dava konusu taşınmazların kuzey batısında ve yakınında bulunan … Baraj Gölünü besleyen, Kömürcü Deresi ile Eğreltili Deresinin ve bu dereleri besleyen kollarının, çekişmeli taşınmazların içinden geçtiği, bu … ve dereciklerin yataklarının dahi kişiler adına tescile karar verilen taşınmazlar içinde bulunduğunun memleket haritası ve hali hazır haritalardan açıkça görüldüğü, … ve vadilerden oluşan ve içinde … ve derecikler bulunan, üzeri orman ve fundalıklarla kaplı, bir çok bölümü yüksek eğimli, engebeli, tarıma elverişli olmayan, (bu olgu 1345, 1346, 1347, 1348, 1349 sayılı parseller yönünden 8. Hukuk Dairesinin 21.01.1997 gün ve 1996/6077-1695 sayılı bozma kararına uyularak verilen Kartal Asliye (1) Hukuk Mahkemesinin 28.05.1997 gün ve 1996/227-251 sayılı kesinleşen kararı ile de belirtilmiştir) devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer niteliğinde olan, dava konusu parsellerin … Baraj Gölü’nün su toplama ve koruma havzası olduğu; öncesi bir bütün halinde olan çekişmeli taşınmazların 1957 tarihli memleket haritasında % 90’nının orman ağaçları fundalıklarla kaplı, % 10’unun orman içi açıklığı niteliğinde bitişik ormanın devamı ve ayrılmaz parçası olup, orman içinde ve bitişiğinde fundalık olmasının doğal olduğu, 1976, 1997 ve 2005 tarihli memleket haritalarında dahi serpili halde geniş yapraklı orman ağaçlarıyla kaplı bulunduğu ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından 1996 tarihinde çekilen … fotoğraflarında dava konusu parsellerin halen büyük bölümlerinin yeşil orman alanında gözüktüğü gibi, orman bilirkişi raporlarında da taşınmazların yer yer % 15-20 ve 25’e varan eğimde ve halen bazı bölümlerinde eylemli olarak meşe, laden, funda gibi orman bitki örtüsü ile kaplı olduğunun bildirildiği, dava konusu taşınmazların bazı bölümlerinin eğiminin düşük ya da orman içi açıklığı niteliğinde olmasının bu yerlerin imar-ihya ve zilyetlikle kazanılacak yerlerden olduğunu göstermeyeceği, bu sebeple, 1956 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında 1942 yılında tahdidi kesinleşen Domuz … ve Mandacı Yatağı Devlet Ormanları ile birlikte, kadastro harici fundalık (orman) olarak bırakılıp kadastro paftasında gösterildiği, dosyadaki tahdit tutanaklarına göre, … Köyünde 1939 yılında yapılarak 1942 yılında kesinleşen orman kadastrosunda Göçbeyli Serisi …, Kocabayır, …, Bağlar Sırtı, Mandacı …, Domuz … Devlet Ormanlarının seri bazında sınırlandırılmasının yapıldığı, 1744 Sayılı Yasanın yürürlüğü sırasında yapılarak 25.06.1981 tarihinde ilan edilen çalışmalarda dava konusu taşınmazlara komşu olmayan sadece Mandacı … Devlet Ormanında 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesine göre çalışma yapılarak, eylemli meşe ormanı niteliğindeki bir bölüm ormanın Mandacı … sınırları içine alındığı ve 1939 yılında sınırlandırılması yapılan Göçbeyli Serisi …, Kocabayır, …, Bağlar Sırtı, Mandacı … ve Domuz … Devlet Ormanlarında ise, aplikasyon ve 2. madde çalışmaları yapıldığı, yine 2896 Sayılı Yasanın yürürlüğü sırasında yapılarak 15.08.1985 tarihinde ilan edilen çalışmalarda ve 3302 ve 3373 Sayılı Yasalar zamanında yapılan ve 27.02.1989 tarihinde ilan edilen çalışmalarda 1939 yılında seri bazda sınırlandırması yapılan Göçbeyli Serisi …, Kocabayır, …, Bağlar Sırtı, Mandacıyatak Devlet Ormanlarında aplikasyon ve 2/B çalışmalarının yapıldığı, dava
tarihine kadar, 4785 Sayılı yasa gözetilerek dava konusu taşınmazların da içinde bulunduğu … Köyünün tamamını kapsayan orman kadastrosunun yapılmadığı, bu durumda, Hukuk Genel Kurulunun 12.05.2004 gün ve 2004/8-242-292 sayılı ilamında da açıklandığı gibi, öncesi orman olan taşınmazlar üzerindeki zilyetliğe Anayasanın 169 ve 3402 Sayılı Yasanın 17/1 ve 18/1. maddeleri gereğince, süresi neye ulaşırsa ulaşsın değer verilemeyeceği, Türkiye genelinde 1981 yılında … ve zilyetler tarafından tüm araziler için Vergi Beyannamesi verildiği halde, davacılar ya da önce zilyet olduğu iddia edilen kişiler tarafından verilmiş bir vergi kaydı ya da beyannamesinin ibraz edilmemiş olması, çekişmeli parsellere 1981 yılında dahi zilyet edilmediğini ve kullanılmadığını gösterdiği, 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasa ve 05.11.2003 gün 4999 Sayılı Yasayla değişik 6831 Sayılı Yasanın 7. maddesi, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 16/D, 17/1 ve 30/2. maddeleri göz önünde bulundurulduğunda dava konusu taşınmazların öncesinin orman olduklarının kabulünün zorunlu olduğu ve zilyetliğe konu edilecek yerlerden olmadığı gibi, dosyadaki somut ve maddi delillere göre, dava tarihi olan 1992 yılına kadar zilyetlik süresinin de dolmadığı göz önünde bulundurularak, dava konusu tüm parsellerin orman nitelikleriyle Hazine adına tescillerine karar verilmesi “ gereğine değinilmiştir.Mahkemece bozma kararına uyularak katılan davacı … yönetiminin davasının kabulü ile dava konusu 1337, 1338, 1339, 1340, 1341, 1342, 1343, 1344, 1345, 1346, 1347, 1348, 1449, 1350, 1351, 1352, 1353 ve 1354 parsel sayılı taşınmazların orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescillerine karar verilmiş , hüküm davacılardan … ve arkadaşları vekili, … ve arkadaşları vekili, … , …, … ve … ile katılan … tarafından temyiz edilmiştir. … ve … vekilinin duruşmalı temyiz istemi gider yönünden reddedilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Dava konusu taşınmazların bulunduğu … İlçesi … Köyünde, tapulama çalışmaları 1956 yılında yapılmış, dava konusu tüm taşınmazlar o tarihte kimse tarafından kullanılmayan fundalık yer olması nedeniyle tespit ve tescil dışı bırakılmıştır.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede ilk orman tahdidi 3116 Sayılı Yasaya göre yapılmış ve 24.10.1942 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir. Daha sonra, 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamaları yapılarak 25.06.1981 tarihinde ilan edilmiş, itirazlar üzerine yapılan inceleme sonucunda verilen kararlar ise 08.07.1982 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir. 2896 Sayılı Yasaya göre, 15.08.1985 tarihinde ilan edilen 2/B madde uygulaması ve 3302 Sayılı Yasaya göre yapılan ve 27.02.1989 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 2/B uygulaması bulunmaktadır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine 04.03.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.