YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/565
KARAR NO : 2023/2584
KARAR TARİHİ : 26.04.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma
HÜKÜMLER : Beraat
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sandıklı Cumhuriyet Başsavcılığının, 2013/210 Esas sayılı iddianamesi ile sanıklar hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca cezalandırılmaları istemiyle dava açılmıştır.
2. Sandıklı Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.01.2016 tarihli, 2013/122 Esas, 2016/7 Karar sayılı kararı ile sanıkların kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatlerine karar verilmiştir.
3. İlgili kararın, katılan vekili tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 2020/3415 Esas, 2022/18077 Karar sayılı kararı ile “Müşteki …’nın yokluğunda verilen kararın, usulüne uygun tebliğ edilmediği” gerekçesi ile tevdii karar verilmiştir.
4. Tevdii kararı üzerine eksiklik giderilerek dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın üst yazısı ile dairemize incelenmek üzere yeniden tevzi edilmiştir
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Mağdurlar Vekilinin Temyiz Sebepleri
Atılı suçu işlediği sabit olan sanıklar hakkında beraat kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay; sanık …’ın arkadaşları olan diğer sanıklarla birlikte gelerek, boşanmış olduğu eşi katılan …’ye, çocukları olan diğer katılanları pikniğe götüreceğini söylemek suretiyle arabaya binmelerini sağladığı ve akabinde katılanları Kütahya’ya götürmeye çalıştığı iddiasına ilişkindir.
2. Mağdur çocukların velayetlerinin, 12.06.2012 kesinleşme tarihli mahkeme kararı ile anneye verildiğine dair nüfus kayıtları dosyada mevcuttur
3. Olayın görgü tanığı Ü.Y. mahkemede alınan beyanında “Sandıklı merkezde yol kenarında bulunan Shell petrolde çalıştığını, saat:23:40 sıralarında istasyona gelen bir araç içerisinden inen bayanın market kısmına gelerek “Beni kaçırıyorlar, bu benim eski eşim, polisi arayın” diye bağırarak yardım istediğini, bunun üzerine polisi aradıklarını” beyan etmiştir.
4. Katılan mağdurlar beyanlarında “Olay tarihinde babalarının pikniğe gideceklerini söylediğini, daha sonra babasının arkadaşları Erhan ve Halil’in araba kiralayıp geldiklerini, arabaya bindiklerini, yolda giderken babasının Kütahya’ya gittiklerini söyleyince annesinin bağırmaya başladığını, inmelerine izin vermediklerini, anneleri tuvaletinin geldiğini söyleyince benzinlikte durduklarını, annelerinin araçtan inince bağırarak yardım istediğini” belirtmişlerdir
5. Sanıklar savunmalarında “Katılanların araca rızaları ile bindiklerini, zorla götürme olayı olmadığını” beyan ederek suçlamaları kabul etmemişlerdir
IV. GEREKÇE
A. Katılan Mağdurlar Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden
5271 sayılı Kanunun 225 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen düzenlemeye göre, hükmün ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verilebileceği; 29.05.2013 tarihli iddianame anlatımında sanıkların katılan … ve yaşı küçük diğer katılan mağdurların araçtan inmesine izin vermeyerek üzerlerine atılı bulunan birden fazla kişi ile birlikte hürriyeti tahdit suçunu işlediklerinin belirtildiği dikkate alınarak yapılan incelemde;
Katılan …’nin, sanık …’ın eski eşi olduğu, müşterek çocukların velayetinin de anne …’de olduğu, olay tarihinde sanık …’ın, …’ye çocukları ile piknik yapmak istediğini söylediği, katılan …’nin bu teklifi kabul etmesi üzerine hep birlikte diğer sanıkların da bulunduğu 42 CUP 38 plakalı araca bindikleri, katılan …’nin yolda başka bir yere gittiklerini farketmesi üzerine araçtan inmek istediğini söylediği ancak sanıkların izin vermediği, aracı Denizli Burdur Afyon istikametine doğru götürdükleri, yolculuk esnasında şöfor değiştirmek için araç durduğunda katılan …’nin kaçmaya çalıştığı ancak başarılı olamadığı, daha sonra lavabo ihtiyacı olduğunu söyleyerek sanıklardan durmalarını istediği, aracın Sandıklı da bulunan Ünallar Shell petrol istasyonunda durduğu ve
…’nin markete koşarak çalışanlardan yardım istediği, bunun üzerine sanıklar … ve …’ın araca binerek olay yerini terk ettikleri iddialarına dayanan olayda;
1. Sanıklar her ne kadar suçlamaları kabul etmemiş iseler de; katılanların aşamalarda değişmeyen istikrarlı ve birbirleri ile uyumlu olan iddiaları ve tanık anlatımları dikkate alındığında, sanık …’ın ve arkadaşları olan diğer sanıkların aynı fikir ve eylem birliği içerisinde hareket etmek suretiyle araç kiralayarak katılanların yanlarına geldikleri ve katılan …’yi pikniğe gideceklerini söyleyerek kandırmak suretiyle araca binmesini sağladıktan sonra rızaları olmaksızın götürdükleri, bu şekilde sanıkların katılan …’ye karşı birden fazla kişi birlikte, cebir, tehdit veya hile ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işledikleri sabit olmakla birlikte, bu hükme yönelik temyiz başvurusu bulunmadığından, sanıkların …’ye yönelik eylemleri inceleme dışı bırakılmıştır.
2. Yukarıda detaylı olarak açıklandığı üzere sanıkların eylemleri sabit görülmekle birlikte , Sanık …’ın yaşı küçük mağdurların babası olup velayet yetkisinin elinden alınmış olması nedeni ile, eyleminin 5237 sayılı kanunun 234 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında düzenlenen suçu oluşturacağı, anılan bu suç özgü suç niteliğinde olup ancak özel faillik niteliğini taşıyan kimselerce işlenebileceği, “Bağlılık kuralı” başlığı altında yer alan 5237 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrasında maddesinde “Özgü suçlarda, ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail olabilir. Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur.” şeklindeki düzenleme gereği de, diğer sanıkların eyleminin, sanık …’ın eylemine yardım etme niteliğinde olduğu ve bu hali ile de atılı suçun yasa maddesinde öngörülen cezanın türü ve üst sınırı itibariyle 5237 sayılı Kanunun 66 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirlenen 8 yıllık olağan dava zamanaşımının, zamanaşımını kesen son işlem olan sanıkların savunmasının alındığı 16.09.2013 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmıştır.
B. Diğer Yönlerden
Sanık …’in Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 27.02.2023 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Kanun’un 64 üncü maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülüp düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.
V. KARAR
A. Sanıklar … ve … Hakkında Verilen Beraat Kararları Yönünden;
Gerekçe bölümünde A-2 bendinde açıklanan nedenlerle Sandıklı Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.01.2016 tarihli, 2013/122 Esas, 2016/7 Karar sayılı kararına yönelik yaşı küçük katılan mağdurlar vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden, hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
B. Sanık … Hakkında Verilen Beraat Kararı Yönünden;
Gerekçe bölümünde B bendinde açıklanan nedenle Sandıklı Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.01.2016 tarihli, 2013/122 Esas, 2016/7 Karar sayılı kararına yönelik yaşı küçük katılan mağdurlar vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen uygıun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.04.2023 tarihinde karar verildi.