YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4687
KARAR NO : 2023/505
KARAR TARİHİ : 24.01.2023
MAHKEMESİ : Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
HÜKÜM : Esastan ret
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 24.01.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat … ile davalı vekili Avukat … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında araç alım-satımına ilişkin değişik tarihlerde yapılmış 5 ayrı anlaşma bulunduğunu, ilk ticari ilişkinin 04.05.2011 tarihinde müvekkili tarafından davalıya gönderilen elektronik posta ile kurulduğunu, bundan sonra gerçekleşen satış sözleşmelerinin pazarlık aşamaları da dahil olmak üzere elektronik posta yazışmaları ile sağlandığını, 22.05.2014 tarihli e-posta yazışması ile 2522 adet aracın alım-satımı hususunda davalıya teklif yapıldığını, teklifin 30.000.000,00 euro satış bedeli karşılığında 23.05.2014 tarihinde davalı tarafça kabul edildiğini, ancak taraflar arasındaki bu sözleşmeye rağmen davalının araçları haklı ve geçerli bir sebep ileri sürmeksizin devir ve teslim etmeyerek kendi kusuru ile sözleşmeyi yerine getirmediğini ileri sürerek şimdilik 10.000,00 euronun davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile Nissan marka araçların marka sahibi ve üreticisi olan Nissan Motor CO Ltd.’nin grup şirketi olan Nissan Internatıonal SA. arasında distribütörlük sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile müvekkilinin Türkiye sınırları içinde Nissan marka araçları ithal, dağıtma ve bazı modeller için servis hizmeti verme hakkını aldığını, tanınan yetkinin yalnızca Türkiye sınırları içinde kullanılabileceğini, bu nedenle davacıya yapılmış bir satım bulunmadığını, müvekkilinin daha önceki 4 işlemde davacı ile sözleşme müzakerelerini yürüttüğünü, sözleşmenin esaslı unsurları belirlendikten sonra YKG ve YMZ şirketleri ile satım ilişkisi kurularak bu şirketlere proforma fatura düzenlendiğini, bu iki şirketin davacıya önce proforma fatura göndererek icapta bulunduğunu, davacının satım bedelini ödemesi ile icabın kabul edildiğini, böylelikle satım sözleşmesinin davacı ile dava dışı YKG ve YMZ firmaları arasında kurulup satım bedeli üzerinden davacıya bu firmalar tarafından fatura düzenlendiğini, satış bedeli ödendikten sonra bu firmaların davalıdan aldıkları araçları davacıya gönderdiklerini, gümrük işlemlerinin de bu firmalar tarafından tamamlandığını, dava konusunu teşkil eden işlemde araç sayısının ve ticari hacmin diğer işlemlere göre çok yüksek olmasından ötürü davacı firma ile YKG ve YMZ firmaları yanısıra başka bir firma ile de satış ilişkisinin hayata geçirilemediğini, bu konuda davacıya proforma fatura gönderilerek icapta bulunulmadığı gibi davacının da satım bedelini ödemediğini, dolayısıyla daha önce yapılan 4 adet satım ilişkisinden farklı olarak sözleşmenin kurulduğundan söz edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında dava konusu işlemden önce 4 kez ticari ilişki geliştiği, dava konusu işlemde de davalının davacı ile e-postalar aracılığıyla yazışma yapıp görüşmeleri sürdürdüğü, davacıyı satışın yapılacağına inandırdığı ve fakat sonrasındaki işlemlerin gerçekleşmediği, satım sözleşmesinin kurulmadığı, bu durumun davalının culpa in contrahendo sorumluluğunu doğuracağı, davacının talep ettiği zarar kalemlerinden ilkinin satım sözleşmesinin ifa edilmemesi nedeniyle uğranılan kâr kaybı olduğu, bir diğerinin araçların emsal rayiç değerleri ile sözleşmede kararlaştırılan değer arasındaki fiyat farkı olduğu, son olarak davacının sair zarar adı altında bu davanın açılması için yapılan masraflar, alacağın tahsili için yapılan masraflar, seyahat giderleri, avukatlık hizmeti gibi giderleri talep ettiği, anılan taleplerin davalının culpa in contrahendo sorumluluğunu içinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında satım sözleşmesinin kurulduğunu, taraflar arasındaki sözleşmeye Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın (Viyana Sözleşmesi-CİSG) uygulanması gerektiğini, anılan sözleşmenin 74 üncü ve 76 ncı maddeleri gereğince müvekkilinin hem mahrum kaldığı kâr kaybını, hem de sözleşmede kararlaştırılan fiyat ile cari fiyat arasındaki farkı talep edebileceğini, Viyana Satım Sözleşmesi’nin, Türk Borçlar Kanunu’na paralel olarak öneri ve kabul beyanları da dahil olmak üzere satım sözleşmesinin kurulması için her hangi bir şekil şartı öngörmediğini, talep edilen tazminatların müspet zararlar olduğu ve talep edilemeyeceği yönündeki Mahkeme gerekçesinin sözleşme hükümlerine aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesi kararın eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde davacı vekilinin istinaf nedenlerinin ayrıntılı olarak karşılandığı, usule ve kanuna aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediği gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları dile getirerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.