YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5386
KARAR NO : 2023/49
KARAR TARİHİ : 09.01.2023
MAHKEMESİ :… Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
HÜKÜM : Esastan ret
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında ”İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi, LPG Bayilik Sözleşmesi ve her ikisini kapsayan Bayilik Sözleşmesi” imzalandığını, sözleşmenin süresinin beş yıl olup sürenin 28.03.2016 tarihinde bittiğini, müvekkili şirketin 18.02.2016 tarihinde davalı şirkete ihtarname gönderdiğini, sözleşmenin feshinden sonra hesap mutabakatı için icra dosyasına dayanak faturaların tanzim edilerek davalı tarafa tebliğ edildiğini fakat davalı tarafın faturaları iade ettiğini, davacı tarafından başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkili şirketin sözleşme uyarınca üzerine düşen edimleri eksiksiz yerine getirdiğini, davacının müvekkili ile imzalamış olduğu sözleşmenin 7-1 maddesi uyarınca, toptan alımlardan ayrık olmak üzere, müvekkil şirket tarafından belirlenen ticari koşullar (standart vade) ile tüm sözleşme süresi boyunca toplamda 18.966 m³ akaryakıt almayı taahhüt etmişse de bu taahhüdüne aykırı davranmak sureti ile toplamda 5.361 m³ eksik alım gerçekleştirdiğini, bu 5.361 m³ miktarındaki eksik alımına istinaden de davacının davalı şirkete 160.820,00 USD cezai şart borcu doğduğunu, işbu cezai şart borcunun ödenmesi 29.03.2016 tarihinde ihtarname ile davacıdan talep olunmuşsa da bahse konu tutarın ödenmediğini, taraflar arasındaki sözleşmelerin sürelerinin dolması ve taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin sona ermesi ertesinde, taraflar arasındaki sözleşmeler ve bayilik ilişkisi kapsamında müvekkilin davacı nezdinde sair alacakları da doğduğunu ve bu alacakların da henüz ödenmediğini, davacının dava dilekçesinde takibe konu ettiği alacağının 34.896,17 TL’lik kısmının, davacının bayi olarak faaliyet göstermekte olduğu ve müvekkil lehine intifa hakkı tesis ettiği gayrimenkul üzerinde yer alan intifanın süresinin dolmasına binaen intifanın fek edilmesi nedeniyle ödenmesi gereken harçların yarısının ödendiği talebine dayanmış olduğunu, davacının dava dilekçesinde konu ettiği diğer iddialar ile faturaların da haklı bir nedene dayanmadığını, bu sebeple bu iddia ve faturaların da taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında bayilik sözleşmesinin 28.03.2011 tarihinde imza edildiği, 5 yıl süreli olduğu, süre sona ermeden davacı tarafça usulüne uygun şekilde sözleşmenin feshedildiği, davalı tarafça feshin gereklerinin yerine getirilmediği, buna istinaden davacı tarafça faturalar tanzim edilerek icra takibi yapıldığı, davalı tarafın takibe itiraz ettiği, alınan bilirkişi raporu ve tarafların ticari defterlerinin incelenmesi sonucu davalı tarafın davacı tarafa mutabık kalınan 211.004,88 TL borçlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının itirazının iptali ile takibin 211.004,00 TL üzerinden devamına, asıl alacak 211.004,00 TL’nin %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının alacağını dayandırdığı faturaların 34.896,17 TL’lik kısmının, davacının bayi olarak faaliyet göstermekte olduğu ve müvekkili lehine intifa hakkı tesis ettiği gayrimenkul üzerinde yer alan intifanın süresinin dolmasına binaen intifanın fek edilmesi nedeniyle ödemiş olduğu harçların yarısı olduğunu, sözleşmenin 8 inci maddesinin 2 nci bendine göre harçların yarısının davalı tarafından ödeneceğine dair bir hüküm bulunmadığını, takip konusu diğer faturaların da gerçek bir alacağa dayanmadığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmeler kapsamında, intifanın fek edilmesi nedeniyle ortaya çıkan harç giderlerine müvekkili şirketin değil davacı şirketin katlanması gerektiğini, davacı şirketin sözleşmeye aykırı davranışları neticesinde müvekkili şirketin davacı şirketten cezai şart alacağı olduğu hususunun sabit olduğunu, bu sebeple asıl alacağın likit olmayıp uyuşmazlık konusu olduğunu, müvekkili şirketin defterlerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 193 üncü maddesi uyarınca münhasır delil niteliğinde olduğunu, işbu delil sözleşmesi karşısında bilirkişi raporu tanzim olunurken davacı şirketin defterlerinin incelenmesinin ve raporda bu defterlere dayalı olarak terditli olarak ortaya konulan görüşün hükme esas alınmış olmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, menfi tespit davası ile huzurdaki dava bağlantılı olduğundan menfi tespit davasında tesis edilecek hükmün beklenilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında bayilik sözleşmesi ile ticari ilişki bulunduğu ve süre sonunda feshedildiğinin ihtilafsız olduğu, davacının davalıdan 9 adet faturaya dayalı olarak dava tarihinde 211.004,00 TL alacaklı olduğu iddiasıyla bu tutar yönünden davalının takibe vaki itirazının iptalini talep ettiği, her ne kadar taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesinin 22 nci maddesinde davalı şirket ticari defter ve kayıtlarının münhasır delil olarak kararlaştırıldığına dair hüküm var ise de diğer tarafın ispat hakkını ortadan kaldıran veya önemli ölçüde güçleştiren delil sözleşmesinin, 6100 sayılı Kanun’un 193 üncü maddesine göre geçerli kabul edilemeyeceği, bu nedenle taraf ticari defterlerinin karşılıklı incelenmesinin 6100 sayılı Kanun’un 222 inci maddesine uygun olduğu, taraflar arasında, davacının alım taahhüdünü ihlal ettiği gerekçesiyle İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/756 E. sayılı dosyasında görülmekte olan davanın konusu ve sebebinin farklı olduğu gözetildiğinde işbu davanın sonucunun bekletici mesele yapılmaksızın karar verilmesinde yasaya aykırılık görülmediği, davacının dava konusu alacak tutarının kendi ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının kendisi aleyhine değerlendirilecek olan ticari defter ve kayıtlarında 20.04.2016 tarihi itibarıyla davacıya 221.873,62 TL borçlu olduğunun kayıtlı olduğunun bilirkişi rapor içeriğindeki tespitlerle anlaşıldığı, davalı yanca alacağın 34.896,17 TL’lik kısmının intifa hakkı tesis edilen taşınmazın üzerindeki intifanın kaldırılması için ödenen harçların yarısının davalı sorumluluğunda olmasına dayandırıldığı; ancak sözleşmenin 20 nci maddesi hükmü uyarınca müvekkilinin bu masraftan sorumlu olmayacağını ileri sürdüğü, bilirkişi raporundaki değerlendirme de gözetildiğinde, taraflar arasındaki sözleşmenin 8.2 maddesinin davacının dayandığı 20 inci maddesindeki düzenlemeye göre özel nitelikte düzenlenmiş madde olup intifa tesisi ve terkinine ilişkin tapu masraflarının yarısının davalı tarafından ödenmesinin kararlaştırıldığı sonucuna ulaşıldığı, davacının alacağı faturaya dayalı olup likit alacak niteliğinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, fatura alacağı nedeniyle başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınmadığı anlaşılan 14.413,68 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.