Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/16286 E. 2009/604 K. 22.01.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/16286
KARAR NO : 2009/604
KARAR TARİHİ : 22.01.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Çekişmeli Bornova İlçesi, … Köyü Kazancıdere Mevkiindeki 7560 m2 yüzölçümlü 18 sayılı parsel yörede 1976 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında … ve … Özgenalp ile … Öncüler adına “içinde kargir işyeri ve idare binası olan zeytinlik” vasfında tapuya kaydedilmiş satış yoluyla davalılar … ve … Konyalı’ya geçmiştir. Davacı … Yönetimi taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığını ileri sürerek davalılar adına olan tapunun iptali ile orman niteliğinde Hazine adına tescili, davalıların el atmasının önlenmesi, üzerindeki yapıların kal’i ve tapu kaydının beyanlar hanesinde bulunan “üzerindeki … ağaçlarından 6 adedi … Köy Tüzel Kişiliğine aittir” şeklindeki şerhin silinmesini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne; davalılar … ve … Konyalı adlarına olan tapunun iptali ile orman niteliğinde Hazine adına tesciline, tapunun beyanlar hanesinde Köy Tüzel Kişiliği lehine olan şerhin iptaline, davalıların haksız el atmasının önlenmesine, taşınmaz üzerindeki yapıların kal’ine karar verilmiş, bu karar davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalan taşınmaza ait tapunun iptali ve orman niteliğinde Hazine adına tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu … Köyünde dava tarihinden önce 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1994 yılında yapılıp 21.04.1994 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır. Bornova merkezinde ise 1948 yılında orman kadastrosu yapılarak kesinleşmiş, daha önce orman kadastrosu hiç yapılmayan Nalkesen Köyünün Bornova merkezine mahalle olarak bağlanmasından sonra Bornova’da 1987 yılında evvelce sınırlaması yapılmış ormanlarda aplikasyon ile henüz sınırlaması yapılmamış ormanlarda orman kadastrosu ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulamaları yapılmış; bu çalışma da 25/07/1988 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli taşınmazı da ilgilendiren orman sınır hattının belirlenmesinde güçlü delil oluşturan İzmir 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.11.2003 gün ve 2003/1053-1559 sayılı kararının eki olan dosya ile hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporuna göre, çekişmeli taşınmazın … ve … Köyü

-2-
2008/16286-2009/604

hudutnamesine göre, … Köyü sınırları içinde kaldığı, … Köyünde 1948 yılında yapılan orman kadastrosunun … Köyünde ilan edilmediği için çekişmeli taşınmaz yönünden kesinleşeceğinin düşünülemeyeceği, … Köyünün Bornova İlçesi sınırlarına alınmasından sonra, … ve … Köyü arasında idari sınır olan Kazanderesi esas alınarak yapılan ve 25.08.1988 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosunda, çekişmeli taşınmaz ve komşu taşınmazların eylemli biçimde meşe ve kızılçam ağaçlarıyla kaplı olduğu belirtilerek … Devlet Ormanı olarak sınırlandırıldığı, 1988 yılında yapılan sınırlandırma işleminin ikinci orman kadastrosu olmayıp, ilk defa yapılan orman sınırlandırması olduğunun kabulü gerekeceği, orman kadastrosunun yapılıp kesinleştiği 25.02.1989 tarihinden davanın açıldığı 24.10.2003 tarihine kadar 6831 Sayılı Yasanı 11. maddesinde yazılı 10 yıllık hak düşürücü sürenin çoktan geçtiği ve davalı tapu sahiplerinin mülkiyet hakkının sona erdiği, bir an için aksi düşünülse ve çekişmeli taşınmazın … Köyü idari sınırları içinde kaldığı kabul edilse bile, 1948 yılında … Köyünde bu köyde bulunan …, Kozyaka, Beşkavak ve Eşedüzü Devlet Ormanlarının kadastrosunun o tarihte yürürlükte bulunan yasa ve yönetmelik hükümlerine göre seri bazında yapıldığı ve köyün bütününü kapsamadığı; bu nedenle, çekişmeli taşınmaza ilişkin daha önce yapılıp kesinleşen bir orman kadastrosunun varlığından söz edilemeyeceği gibi 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddesindeki anlamda ikinci kadastrodan da söz etmeye olanak bulunmadığı, bu durumda 1987 yılında geniş çevresiyle birlikte, meşe ve kızılçam ağaçlarıyla kaplı bulunan taşınmazın öncesi itibarıyla orman olması ve özel mülkiyete konu olamayacak yerlerden olduğu göz önünde bulundurulmadan kadastro ekiplerince zilyetliğe dayanılarak önceki maliklere tapu verildiği, eylemli orman olduğu ve özel mülkiyete konu olamayacak yerlerden olduğu açıkça belli olan taşınmazın davalılar tarafından bu durum bilinerek kötü niyetle satın alındığı, dava dosyası içinde inşaatçı bilirkişi raporuna ekli bulunan ve arazinin son durumunu gösteren fotoğraflardan da görüldüğü gibi, birinci derecede doğal sit alanı ve orman arazisi tahrip edilerek Türkiye’nin üçüncü büyük ili olan İzmir’in hemen yanında bulunan yerde taşınmaz üzerinde taş ve kireç ocağı işletmesi yapılarak … ve doğa katliamı yapılarak büyük kişisel kazanç sağladığı, Anayasa Mahkemesinin 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 45. maddesinin iptali konusunda verdiği 01.06.1988 gün 1987/31-13 ve 14.03.1989 gün 1988/35-13 ve 13.06.1989 gün 1989/7-25 sayılı kararlarında ve bir çok ilgili Yargıtay Daire Kararları ve H.G.K. kararlarında açıklandığı gibi, kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalan tapu kayıtlarının orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten itibaren tapu maliklerinin mülkiyet hakkının sona erdiği ve kaydın yasal değerini yitireceği, kesinleşen orman sınırı içinde kalan yerlerin niteliği ister tapulu tarla olsun, ister makilik olsun, isterse orman içi boşluk, çayırlık olsun, o taşınmaz, 1961 Anayasasının 131/2 ve 1982 Anayasasının 169/2. Maddesindeki “Devlet Ormanları zamanaşımı ile mülk edinilemez” hükmü gereği ve orman mülkiyet hukuku ve orman ceza hukuku yönünden orman sayılan yer olduğundan, böyle bir yere el atıp zilyet olan kişinin eyleminin orman yasasının ceza hükümlerine göre suç oluşturacağı, kişilerin yasalar karşısında suç olan eylemleri kendi yararlarına hukuki bir sonuç doğuramayacağı, kesinleşen orman kadastrosu bulunan yerlerde ceza hakiminin, kesinleşen orman kadastrosunun, 3116 Sayılı Yasanın 13 veya 6831 Sayılı Yasanın 11/4. maddesinin emredici hükmü gereğince tapuya tescil edilip edilmediğine bakmadan [Medeni Yasanın 715 (E.641) Maddesi hükmüne göre “…yararı kamuya ait mallar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır…. yararı kamuya ait … yerler, kimsenin mülkiyetinde değildir ve hiç bir şekilde özel mülkiyete konu olamaz” ve yine 999 (E.912) Maddesi gereğince “Özel mülkiyete tabi olmayan ve kamunun yararlanmasına ayrılan taşınmazlar, bunlara ilişkin tescili gerekli bir ayni hakkın kurulması söz konusu olmadıkça kütüğe kaydolunmaz” kesinleşen orman kadastrosu sınırı içinde kalan taşınmaz parçası hukuken kamu malı orman sayılan yer olduğu ve tapu kütüğüne tescil edilmemiş olması taşınmazın hukuken orman olma niteliğini ortadan kaldırmayacağı, (Yargıtay 1.H.D. 11/9/1989 gün ve 1989/8162-9365) öncesi itibarıyla orman olan ve yapılan orman tahdidinde herhangi bir nedenle orman tahdit sınırı dışında gösterilen yerin zilyetlikle veya tapu ile kazanılmasının mümkün olmadığı, özde kamu malı olan
-3-

2008/16286-2009/604

taşınmazın özel mülk olarak tescil edilmesinin sahibine mülkiyet … kazandırmayacağı, H.G.K.’nun 21.02.1990 gün ve 1989/1-700-101 ve 18.10.1989 gün ve 1-419/528 sayılı kararlarında kabul edildiği gibi, bu tür taşınmazlarda M.Y.’nın 1023 (931) maddesinde yazılı tapuya güven ilkesinin uygulanmayacağı, öncesi orman olan yerden yolsuz olarak ve kadastro ekiplerince hatalı olarak oluşturulan tapu kaydının iptaline ve Orman Yönetiminin davasının kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına, davalı tapu maliklerinin uğradıkları zararlarını bu yeri kendilerine satan önceki tapu maliklerinden koşulları varsa sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre alma olanağı bulunduğuna göre, davalı tarafın yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 22.01.2009 günü oybirliği ile karar verildi.