YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1987
KARAR NO : 2021/2273
KARAR TARİHİ : 02.06.2021
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : … Anadolu 16. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki ilk derece mahkemesinde görülen tasarrufun iptali davasında verilen davanın reddine ilişkin hüküm hakkında davacı vekili Av. …’nın başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelenmesi sonucunda; istinaf isteminin reddine, ilişkin kararın, süresi içinde davacı vekili Av. … tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, davalı borçlu … Makine San ve Tic. AŞ’den alacaklı olduğunu, davalı borçlu aleyhine icra takibi yapıldığını, takibin kesinleştiğini, adına kayıtlı herhangi bir mal varlığına rastlanılmadığını, adına kayıtlı gayrımenkulün mal kaçırma kastı ile davalı …’a devredildiğinin tespit edildiğini beyan ederek, davalılar arasındaki tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalı … vekili, müvekkilinin davalı … Makine San ve Tic AŞ’ye greyfurt ve nar suyu sattığını, buna karşılık çek aldığını, davalı … Makine San ve Tic. AŞ’nin dolandırıcı olduğuna dair aldığı duyumlar sebebi ile davalı borçlunun yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, borca karşılık dava konusu gayrimenkulün davalı müvekkiline devredildiğini, mal kaçırma kastı bulunmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davanın reddine karar verilmiş verilen karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, … 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/398-2016/390 sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle HMK 353/1-b,1 maddesi gereğince, davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
1-İlk derece mahkemesince verilen karara yönelik olarak davacı tarafça yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. Maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi, HMK’nın 396/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için,davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
Somut olayda, davacının davalı borçlu … Makine San ve Tic. A.Ş.’den alacaklı olduğu, davalı borçlu aleyhine … 9. İcra Müdürlüğü’nün 2014/13136 sayılı dosyası ile takip yapıldığı, takibin kesinleştiği, 19.06.2014 tarihli haciz tutanağının İİK 105 kapsamında geçici aciz vesikası hükmünde olduğu anlaşılmıştır.
İİK’nun 279. maddesinin 1.fıkrasında, 2.fıkrada 4 bent halinde sayılan tasarrufların borcunu ödemeyen bir borçlu tarafından hacizden veya mal bulunmaması sebebiyle acizden yahut iflasın açılmasından evvelki bir sene içinde yapılması halinde batıl olacağı düzenlenmiştir. Bu tasarruflardan birisi de para veya mutad ödeme vasıtalarından gayri bir suretle yapılan ödemelerdir (m.279/2-2).
Eldeki davada, davalı üçüncü kişi Öznur, dava konusu gayrimenkulü, davalı borçludan alacağına karşılık aldığını beyan ettiğine, haciz ile tasarruf arasında da 1 yıldan daha kısa bir süre bulunduğuna (haciz 19.06.2014 tarihinde, iptali istenen tasarruf ise 03.04.2014 tarihinde yapıldığına) göre, dava konusu devrin İİK 279/2-2 maddesi kapsamında batıl olduğu anlaşılmaktadır. Ancak, dava koşullarından olan alacağın doğum tarihinin tasarruf tarihinden önce olmasına ilişkin koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Her ne kadar alacağın dayanağını teşkil eden 01.05.2014 ve 25.04.2014 keşide tarihli çeklerin dava konusu tasarruf tarihinden sonra düzenlenmiş olduğu görülmekte ise de, uygulamada ileri tarihli çek düzenlenmesi yaygın olduğundan, kambiyo senetlerinin düzenlenmesinin müstenidi olan temel ilişkiden kaynaklı davacı alacağının doğum tarihinin davacı defterleri incelenerek belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK’nun 371/1-a maddesi gereğince, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına; HMK’nın 373/1 maddesi uyarınca, dosyanın İlk Derece mahkemesine ve kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 02.06.2021 gününde oybirliği ile karar verildi.