Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/5569 E. 2009/8612 K. 26.05.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5569
KARAR NO : 2009/8612
KARAR TARİHİ : 26.05.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki TAPU İPTALİ VE TESCİL davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 05/12/2008 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 26/05/2009 günü için yapılan tebligat üzerine,duruşmalı temyiz eden davalı … vekili avukat … geldi,karşı taraftan HAZİNE vekili avukat … geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı.
K A R A R
.
Davacı Hazine, dava konusu … Köyü, … Mevkii 131 parsel sayılı taşınmazın kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırı içinde iken, sonradan yapılan arazi kadastrosunda kişi adına tespit edildiğini,daha sonra, 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile orman sınırı dışına çıkarıldığını, tapu kaydına “6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca hazine adına orman sınırı dışına çıkartılan sahada kalmaktadır” şerhi konulduğunu, öncesi orman olan bir yerin sonradan zilyetlik veya tapu kaydı ile kazanılamayacağını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile hazine adına tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 131 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile … bilirkişisi …’ın 16/05/2008 tarihli raporunda (A) ile gösterilen 7340,26 m2 yüzölçümündeki bölümünün aynı vasıfta davacı Hazine adına aynı ada son parsel numarası vermek suretiyle tesciline, tapu kaydının beyanlar hanesine 6831 Sayılı kanunun 2/B maddesi gereğince orman dışına çıkarılan saha olduğunun belirtilmesine, (B) ile gösterilen 459,74 m2 yüzölçümündeki bölümün aynı ada aynı parsel numarası verilmek suretiyle aynı vasıfla davalı adına tecsiline, karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından, temyiz edilmiştir
Dava tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce3116 Sayılı Yasaya göre yapılıp 27/01/1950 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 04/09/1995 tarihinde ilan edilerek dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Arazi kadastrosu sırasında dava konusu … Köyü, … Mevkii 131 Parsel sayılı taşınmaz, 5/6/1954 Tarih 26 sayılı tapu kaydı nedeniyle 1981 yılında … … adına tespit edildiği, Orman Yönetiminin kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırı içinde kaldığı iddiasıyla açtığı davada yapılan yargılama sonucunda … 2. Kadastro Mahkemesinin 1982/293-1987/35 Sayılı karar ile, tespit tarihinden önce Orman Yönetimi tarafından tespite dayanak olan tapu kaydının kesinleşen orman sınırı içinde kaldığını ileri sürerek açtığı tapu iptali ve tescili davasının, davaya konu yerin kesinleşen orman sınırı dışında kaldığının saptandığı nedeniyle … Asliye Hukuk Mahkemesinin 1966/868-1968/550 sayılı kararıyla davanın reddine karar verilerek kesinleştiği, anılan kararın çekişmeli taşınmazın orman sınırı dışında olduğu hakkında kesin hüküm olduğu gerekçesiyle davanın reddedilerek 131 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tescil edildiği ve Yargıtay 16. Hukuk Dairesince onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.
-2-
2009/5569-8612

Maddi anlamda kesin hükmü düzenleyen H.Y.U.Y nın 237. maddesi “kesin hüküm ancak konusunu oluşturan husus hakkında geçerlidir. Kesin hüküm vardır denilebilmesi için iki tarafın ve dava konusunun ve dayanılan sebebin aynı olması gerekir” şeklindedir. Madde metninden de anlaşılacağı gibi kesin hükmün varlığından söz edebilmek için davanın taraflarının, konusunun ve dava sebeplerinin aynı olması gerekir.
Bu koşullardan birincisi davanın konusu, dava ile elde edilmek istenen sonuçtur. Taşınmaza ilişkin davalarda dava konusu, taşınmazın kendisidir. Ancak, aynı taşınmaza ilişkin değişik hakların dava konusu edilmesi halinde taşınmaz aynı olmasına rağmen dava konusunun aynı olduğundan söz edilemez. Örneğin: Davanın tarafları ve taşınmaz aynı olmasına rağmen, mülkiyete ilişkin dava reddedildikten sonra aynı taşınmaz hakkında irtifak … dava edilebilir.
Kesin hüküm koşullarından ikincisi dava sebebidir ki; bilimsel görüşler ile yerleşik yargısal kararlar da, dava sebebi davanın dayandırıldığı vakıalar olduğu kabul edilmektedir. Dava sebebi, hukuki sebepten ayrıdır. Mahkeme yargılama sırasında dava sebebi ile bağlı olup, başka sebepleri inceleme konusu yapamaz. Örneğin: Gerçek kişi adına tapulu taşınmazın mera olduğu iddiasıyla tapusunun iptali ile mera olarak sınırlandırılması istemiyle Hazinenin açtığı davada, taşınmaz hakkında orman araştırması yapılmayıp, sadece mera niteliği araştırılarak sonuçta taşınmazın mera olmaması nedeniyle dava reddedilirse, bundan sonra aynı taşınmazın kesinleşmiş orman sınırları içinde kaldığı ya da orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla açılacak davada, dava sebebi aynı olmadığı için kesin hükmün varlığından söz edilemez.
Kesin hükmün koşullarından üçüncüsü, davanın taraflarının aynı olmasıdır. Tarafların aynı olmasından kasıt, her iki davada da sıfatlarının aynı olması, başka deyişle her iki davada davacı ya da davalı sıfatıyla hareket etmeleri değildir. Kesin hükümle ilgili kararda, davalı sıfatında olan kişi, ikinci davada davacı sıfatıyla yer alması halinde taraflar aynıdır. Kesin hüküm, taraflarının külli haleflerini de aynı şekilde bağlar.
Benzer nitelikteki 1. Hukuk Dairesinin 10.04.2002 gün ve 2002/3848-4512 ve 27.12.1990 gün 14371-15373 sayılı kararlarında, aynen şu görüşlere yer verilmiştir. “Kadastro Mahkemesinin kesinleşen ilamının içeriğinden itirazın orman olgusuna dayandırılmadığı, o davada Orman İdaresi taraf olmadığı ormana ilişkin olarak araştırma ve değerlendirme yapılmadığından anılan ilamın orman olgusu yönünden kesinleşmiş bir hüküm olduğu kabul edilemez”. bu iki davada Hazinenin dayandığı hukuki vakıalar (sebep) değişik olduğundan H.Y.U.Y.’nın 237. maddesi anlamında kesin hükümden söz edilemez. H.G.K.’nın 04.03.1992 gün 1992/14-610-15, 23.02.2005 gün 2005/21-66-93 ve 17.11.2008 gün 2008/11-743-737 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Diğer taraftan; H.G.K.’nun 11.12.1996 gün ve 1996/13-678-868 sayılı ve bu konudaki daha birçok kararında belirtildiği gibi H.Y.U.Y.’nın 76. Maddesi gereğince, dava dilekçesinde sıralanan olayların hukuki açıdan nitelendirilmesi ve uygulanacak yasal kuralların aranıp bulunması görevi doğrudan mahkemeye aittir.
Davacı Hazinenin dava sebebi, çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırı içinde iken 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasıyla hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan yerlerden olması nedeniyle özel mülkiyete konu olamayacak yerlerden olduğu yolundadır.
İncelenen dosya kapsamına ve çekişmeli 131 Parsel sayılı taşınmazın … bilirkişisi Leyla …’ın 16/05/2008 tarihli raporunda (A) ile gösterilen 7340,26 m2 yüzölçümündeki bölümünün uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada kesinleşmiş orman kadastro sınırları içindeyken, kesinleşen 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan alanda kalan yerlerden olduğu saptanmış ise de, Orman Yönetiminin, öncesi itibariyle 131 parsel sayılı taşınmazın, kadastro tespit dayanağı olan 5/6/1954 Tarih 26 sayılı tapu sahibine husumet yönelterek kesinleşen orman sınırı içinde kaldığı iddiasıyla açtığı tapu iptal ve tescil davasının reddine ilişkin, … Asliye Hukuk Mahkemesinin 1966/868-1968/550 sayılı kesinleşen kararının ve bu kararın kesin hüküm olduğu gerekçe

-3-
2009/5569-8612

gösterilerek Orman yönetiminin, çekişmeli 131 Parsel sayılı taşınmazın tespit malikine husumet yönelterek açtığı kadastro tespitine itiraz davası sonucunda, davanın reddi ile dava konusu parselin tespit gibi tesciline dair verilen … 2. Kadastro Mahkemesinin 1982/293-1987/35 Sayılı kararının, Hukuk Yargılama usul Yasasının 237. madde anlamında taraflarını bağlayan kesin hüküm olduğu nedeniyle, mahkemece anılan kesin hükümlerle kesinleşen orman kadastrosu sınırı dışında kaldığı saptanan taşınmaz hakkında 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması yapılmasının söz konusu olamayacağı gözetilmeksizin yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 625.00.-YTL vekalet ücretinin davacı HAZİNE’den alınarak davalı …’a verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 26/05/2009 günü oybirliğiyle karar verildi.