Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2022/2304 E. 2023/1882 K. 25.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2304
KARAR NO : 2023/1882
KARAR TARİHİ : 25.04.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı erkek vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı erkek vekili dava ve cevaba cevap dilekçelerinde özetle; tarafların 2018 yılında evlendiklerini ve 2016 tarihinde kesinleşen kararla boşandıklarını, davalının tasfiyeye konu mal varlığını, taraflar arasındaki boşanma kararı kesinleşmeden kız kardeşi olan Nazmiye’ye devrettiğini, tasfiyeye konu taşınmazın evlilik birliği içerisinde, tarafların ortak katkıları ile satın alındığını, davalı adına tapuda tescil edildiğini ve edinilmiş mal olduğunu, davacının dava konusu taşınmaz üzerinde katılma alacağı ve değer artış payı alacağı olduğunu, cevap dilekçesinde dayanılan vakaların gerçeği yansıtmadığını, davacı erkeğin mal rejiminden doğan haklarından feragat etmediğini, iddia ederek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun(6100 sayılı Kanun) 107 inci maddesi gereği yapılacak yargılama neticesinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL değer artış payı ve katılma alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava edilmiştir.

II. CEVAP
Davalı kadın vekili cevap ve ikinci cevap dilekçelerinde özetle; dava dilekçesinde dayanılan vakaların gerçeği yansıtmadığını, davalı kadının evlilik birliği içerisinde fiziksel şiddete maruz kaldığını, davacı erkeğin sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini, bu sebeple tarafların anlaşmalı olarak boşandıklarını, taraflarca imza altına alınan anlaşmalı boşanma protokolünde taraflar arasında paylaşılması gereken taşınır ve taşınmaz mal varlığının bulunmadığının yazılı olduğunu, davalı kadının bu şartla davacı erkekten tazminat talep etmediğini, davacı erkeğin mal rejiminden doğan haklarından feragat ettiğini, tasfiyeye konu taşınmazın anlaşmalı boşanma talebinin kabul edilmesi sebebiyle davalı kadına verildiğini, iş bu davanın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, boşanma dava dosyasının bu dava dosyası açısından kesin delil niteliğinde olduğunu, hakkın kötüye kullanılmasının hukuk düzeni tarafından korunmayacağını iddia ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların 1998 yılında evlendiği, 2015 yılında açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün kesinleşmesiyle boşandıkları, taraflar arasındaki mal rejiminin boşanma davasının açıldığı tarih itibariyle sona erdiği, 2010 yılında satış hukuki sebebiyle davalı kadın adına tapuda tescil edilen tasfiyeye konu taşınmazın boşanma dava tarihinden yaklaşık on beş gün önce 07.10.2015 tarihinde davalı kadının kardeşi olan Nazmiye’ye tapuda satış suretiyle devredildiği bu durumda yapılan devrin davacı erkeğin katılma alacağını azaltma kastıyla yapıldığının kabulü gerektiği, yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporu uyarınca taşınmazın güncel değerinin 341.000,00 TL olarak belirtildiği, bu bedel üzerinden davacı erkeğin yarı oranında katılma alacağının bulunduğu, her ne kadar cevap dilekçesinde, tarafların anlaşmalı olarak boşandığı, davacı erkeğin anlaşma ile katılma alacağından feragat ettiği, davalı kadının da bu irade beyanına güvenerek anlaşmalı boşanmayı kabul ettiği belirtilmişse de protokol ve Mahkeme kararında taşınır ve taşınmazların ismen adet, sayı, ada, parsel numarası belirtilerek açıkça ve net biçimde yer almadığı, mal rejiminin tasfiyesine yönelik olarak ve duraksamaya yer verilmeyecek şekilde düzenlenmediği belirtilerek davalı kadının savunmasına itibar edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne ve 170.500,00 TL alacağın karar tarihi olan 17.12.2019 tarihinden itibaren başlayacak yasal faizi ile birlikte davalı kadından alınarak davacı erkeğe verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kadın vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların anlaşmalı olarak boşandıkları, anlaşmalı boşanma protokolünde ve Mahkeme huzurunda verdikleri beyanlarda mal rejiminden kaynaklanan alacak talepleri olmadığını beyan ettikleri, bu beyanlarına hükmede geçirildiği ve kararın bu hali ile kesinleştiği, davacı erkeğin mal rejiminden kaynaklanan alacaklarından feragat ettiği, İlk Derece Mahkemesi karar gerekçesinin hatalı olduğu, boşanma dava dosyasının bu dava dosyası açısından kesin delil olduğu, bu hususa hesap bilirkişisi tarafından da değinildiği, davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek hükmün tamamı yönünden istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların 26.04.1998 tarihinde evlendiği, 19.10.2015 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 05.01.2016 tarihinde kesinleşmesiyle boşandıkları, 4721 sayılı Kanunu’nun 225 inci maddesi gereği mal rejiminin boşanma davasının açıldığı tarih itibariyle sona erdiği, tarafların … 7. Aile Mahkemesinin 05.01.2016 tarihinde kesinleşen kararıyla boşanma konusunda anlaştıkları, taraflar arasında düzenlenen 19.10.2015 tarihli protokolün D bendinde “davalı ve davacının paylaşılması gereken menkul-gayrımenkul malları yoktur” şeklinde hüküm olduğu, keza tarafların 08.12.2015 tarihli celsede de “karşılıklı olarak ziynet, çeyiz eşyası, maddî manevî tazminat, tedbir yoksulluk nafakası, mahkeme masrafı, katkı payı ve mal rejiminden doğan taleplerimiz yoktur” şeklinde beyanda bulundukları, bu beyanların kendilerini bağlayacağı, tek taraflı bu beyanlardan dönülemeyeceği, tarafların boşanmalarına ilişkin kararda “karşılıklı olarak ziynet, çeyiz eşyası, maddî manevî tazminat, tedbir yoksulluk nafakası, mahkeme masrafı, katkı payı ve mal rejiminden doğan talepleri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde belirtildiği, 4721 sayılı Kanunu’nun 2 inci maddesi ve 6100 sayılı Kanunu’nun 29 uncu maddesi hükümleri gereği davacı erkeğin imzalı beyanının mal rejiminden kaynaklanan haklardan feragat anlamına gelecek şekilde yorumlanmaması gerektiği şeklindeki iddiasının açıkça hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle davalı kadın vekilinin istinaf itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı erkek vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı erkek vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesinin kabul kararının hatalı olduğu, doğmamış haktan feragat edilemeyeceği, mal rejiminin tasfiyesinin, boşanma kararının kesinleşmesi ile hüküm doğuracağı, davacı erkeğin beyanının feragat niteliğinde olmadığı ancak feragat olarak nitelendirilecek olsa dahi protokolün boşanma kararının kesinleşmeden imzalanması nedeniyle yine feragatın hüküm ifade etmeyeceği, zira protokol içeriğinin de açık ve kesin olmadığı, davalı kadının boşanma kararı kesinleşmeden mal kaçırma maksadıyla hareket ettiği, davacı erkeğin mal rejiminden doğan haklarından feragat etmediği, davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek hükmün tamamı yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, anlaşmalı boşanma davasındaki beyanı ve protokol hükmünün mal rejiminden feragat niteliğinde olup olmadığı, Mahkeme içi ikrar, dürüstlük kuralı, hakkın kötüye kullanılması noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanunu’nun 190 ıncı maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri; 4721 sayılı Kanunu’nun 2 nci maddesi, 6 ncı maddesi, 202 nci maadesi, 219 uncu maddesi, 222 nci maddesi, 225 inci maddesinin ikinci fıkrası, 235 inci maddesinin birinci fıkrası.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olupdavacı erkek vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.