Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/390 E. 2023/447 K. 23.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/390
KARAR NO : 2023/447
KARAR TARİHİ : 23.01.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
HÜKÜM : Ret

Taraflar arasındaki menfi tespit-istirdat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin daha önceden davalı bankadan krediler kullandığını, söz konusu kredilerin müvekkili tarafından düzenli şekilde ödemesinin yapıldığını, ancak müvekkili tarafından talep edilmemesine rağmen talep edilmiş gibi gösterilerek, davalı bankaca 10.500,00 TL ve 16.572,09 TL ana para tutarlı krediler kullandırıldığını, söz konusu işlemler sonrası banka çalışanı tarafından zimmetine geçirildiğini ileri sürerek, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine ve ödenen miktarın istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile dava dışı banka personeli arasındaki kişisel ilişki sebebiyle söz konusu kredilerin davacı tarafından çekildiğini, davanın zamanaşımına uğradığını ayrıca kullandırım onay formunda ve dekontta davacının imzasının bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemec, 10.02.2015 tarih, 2014/475 E. ve 2015/72 K. sayılı kararıyla davacının borçlu olmadığı kredileri icraya düşmek korkusuyla ödediği, dolayısıyla davalı bankanın ödenen miktarlar nispetinde davacı aleyhine sebepsiz zenginleştiği, davalı banka zamanaşımı def’inde bulunduğundan davacının dilekçesinin ekindeki ödeme planı dikkate alınarak zamanaşımına uğramamış taksitlerin tarihleri ile miktarlarının belirlendiği, bu kapsamda dava tarihinden geriye doğru iki yıl içerisinde ödenen kredi taksitlerinin davacıya iadesi gerektiği; ancak ödeme tarihinin üzerinden iki yıldan fazla zaman geçen taksitler açısından ise davacının talebinin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı
Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 12.04.2014 tarihli ve 2016/3438 E., 2016/6506 K. sayılı ilamı ile Mahkemece, davacı ile davalı arasındaki kredi sözleşmeleri getirtilip, davacının bankaya kredi sözleşmesi uyarınca borçlu olup olmadığı ve yapılan ödemelerin miktarının belirlenmesi için konusunda uzman bankacı bir bilirkişiden yerinde inceleme yaptırılarak rapor alındıktan sonra, sonucuna göre karar verilmesi gerekti ve davalı bankadan harç alınmamasının isabetsiz olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/391 E. sayılı dosyasında sanık banka personeli …’ın delil yetersizliği nedeniyle beraatine karar verildiği, gerekçeli kararın ve 10.02.2017 tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinde dava konusu kredi sözleşmesinde ve kredi talep formunda bulunan müşteri imzasının, mudinin eli ürünü olduğu ayrıca itiraz konusu kredilerin kullandırım/ödeme dekontlarındaki imzanın da mudiye ait olduğu, bu nedenle kredinin açılması ve paralar çekilmesi sürecinin müşterinin bilgisi dahilinde gerçekleşitiği, bu haliyle … imzalı belgelerde imzaların sıhhatine ilişkin değerlendirmenin Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/391 E. sayılı dosyasında değerlendirildiği ve imzaların davacıya ait olduğunun tespit edildiği, davacı tarafından kullanılan kredilerin usulune uygun olarak çekildiği, işlemin sıhhatinde Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında belirlenen şekilde bir usulsüzlüğün bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosyada tüm bilgi ve belgeler ışığında bilirkişi incelemesi yaptırıldığını, yaptırılan inceleme sonucu davacı lehine sunulan rapora rağmen yargılama sonunda davanın reddine karar verildiğini, davalı banka ile müvekkili arasında tek bir genel ticari kredi sözleşmesi bulunduğunu, bilirkişi raporunda 15.000,00 TL tutarındaki kredinin kullandırım dekontunda davacının imzasına benzeyen imzanın bulunduğu, kredinin aktarıldığı hesaptan çekilmesine ilişkin 27.10.2010 tarihli ödeme dekontunda davacının imzası bulunmadığından söz konusu krediden sorumlu olmadığı ve söz konusu kredi nedeni ile davacı tarafından davalı bankaya yapılan 20.475,93 TL ödemenin davacıya iadesinin gerektiğinin bildirildiğini, 5.000,00 TL tutarlı krediye ilişkin 15.06.2010 tarihli ödeme dekontu ile 5.500,00 TL tutarlı krediye ilişkin 07.02.2011 tarihli ödeme dekontunda yer alan imzaların davacıya ait olmadığının tespiti halinde davacının söz konusu kredilerden sorumlu olmayacağı ve söz konusu krediler nedeniyle davacı tarafından davalı bankaya yapılan 14.560,49 TL ödemenin davacıya iadesinin gerektiği görüşünün bildirildiğini, imza incelemesi talep edildiğini; ancak dekont asıllarının Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/391 E. sayılı dosyasında olduğunun bildirildiğini, Mahkemece ceza dosyasındaki 10.02.2017 tarihli bilirkişi raporuna atıfta bulunarak imza incelemesi yapılmadan karar verdiğini, Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında bulunan sözü edilen içinde grafoloji uzmanı bilirkişinin bulunduğu heyet raporunu kabul etmemekle birlikte, bu rapordaki imza incelemesi sonucu kabul edilse bile 15.000,00 TL bedelli krediye ilişkin F00240 nolu ödeme dekontuyla ilgili olarak ödemeye ilişkin imzalı bir dekont sunulmadığını, ilgili bankaca ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu tarafından istinaf başvurusu yapılmadığından Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen beraat kararınında denetimden geçmeden kesinleştiğini, ceza hakiminin kararının hukuk hakimini bağlamayacağını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, dava konusu kredilerin davacı tarafından kullanmadığı, buna rağmen davalıya ödeme yapmak zorunda kaldığından boçlu olmadığının tespiti ile yapılan ödemelerin istirdatına ilişkin olup dava konusu kredilerin davacı tarafından çekilip çekilmediği hususları uyuşmazlık konusudur.

2. İlgili Hukuk
1086 sayılı Hukuk Usulu Muhakemeleri Kanunu’nun 427nci ve devamı maddeleri.

3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

23.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.