Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2021/25300 E. 2023/10186 K. 26.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/25300
KARAR NO : 2023/10186
KARAR TARİHİ : 26.04.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığı Genel Soruşturma Bürosunun 2016/71726 soruşturma numaralı iddianamesi ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (5237 sayılı Kanun) 149/1-h, 53, 58. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmıştır.

2. … 19. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.05.2018 tarihli ve 2016/285 Esas, 2018/243 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 149/1-a, 53/1,58/6.maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, tekerrrür hükümlerinin uygulanmasına,hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3. … Bölge Adliye Mahkemesi 6.Ceza Dairesinin 30.10.2018 tarihli, 2018/2455 Esas, 2018/2480 Karar sayılı kararı ile”
“…CMK’nın 191/3-a maddesi gereğince duruşmaya sanığın kimliğinin tespiti ile başlanmasını amir olduğu, sanığın T.C. kimlik numarasının en temel kimlik bilgilerinden biri olduğu ve duruşmada dahi kimlik bilgileri arasında tesbit edilmesinin gerektiği, ilk derece mahkemesince kovuşturma evresinde zikrolunan amir düzenleme gözetilip, sanığın kimliği; T.C. kimlik numarası sorulmadan tesbit edilmesi hukuki eksiklik ise de, T.C. kimlik numarasının gerekçeli kararda açık kimlik bilgileri arasında belirtilmiş olması nedeniyle iş bu hukuka aykırılığın esasa müessir niteliğinin ortadan kalmış olması gözetilerek bu husus,
TCK’nın 63/1. maddesinin “[1] Hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsî hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün hâller nedeniyle geçirilmiş süreler, hükmolunan hapis cezasından indirilir. Adlî para cezasına hükmedilmesi durumunda, bir gün yüz Türk Lirası sayılmak üzere, bu cezadan indirim yapılır.” şeklindeki amir hükmü gereğince soruşturma ve kovuşturma evresinde hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsî hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün hâller nedeniyle geçirilmiş sürelerin mahsubuna karar vermek gerekir iken, ilk derece mahkemesince gözaltında geçirilen süreler için bu konuda hüküm tesis edilmemiş olması hukuka aykırı ise de, zikrolunan hukuka aykırılık infaz aşamasında resen gözetilecek olması gözetilerek, eleştirilmekle yetinilmiştir.”nedeniyle eleştirerek, sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri,
1. Sanığın yağma suçunu işlediğinin sabit olmadığına, 5237 sayılı Kanun’un 142/2-b hükmünün uygulanması gerektiğine, yağma suçundan beraat kararı verilmesi gerektiğine,
2. Suçun teşebbüs derecesinde kaldığına,
3. Sanığın alkollü olması nedeniyle davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalmış olması hususunun da sanık lehine ceza indiriminde dikkate alınması gerektiğine,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Katılan ve sanığın birlikte alkol aldıkları olay günü, sanığın polis memuru olan katılanın tabancasını almaya kalkıştığı katılanın alkolün etkisi ile sanığa karşı koymaya çalıştığı ancak; sanığın katılanın direncini hemen kırdığı bu sayede silahı kolaylıkla üzerinden çekip aldığı, sonrasında silahı katılana doğrultarak gömleğinin düğmelerini çözmek ve ceplerini yoklamak suretiyle hayat ve vücut bütünlüğüne yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle katılanın üzerindeki cep telefonu ile 570,00 TL parasını alarak olay yerinden uzaklaşmak istediği, mağdur …’nin “polisin silahını geri ver” demesinin üzerine …’yi de başından yaralayarak kaçtığı, ilk derece mahkemesi tarafından maddi vakıa olarak kabul edilmiştir.

2. Katılanın aşamalarda özde değişmeyen beyanlarda bulunduğu anlaşılmıştır.

3. Sanığın üzerine atılı suçlamaları kabul etmeyerek mahkemedeki savunmasında;”…Ben onu gasp etmedim. Sonra şahıs silahını çıkardı, çimene koydu. Silah hoşuma gitti, silahı çaktırmadan aldım belime koydum. El çabukluğu ile aldım.Ben bu polisin silahını aldım ancak parasını almamıştım. İddia edilen 600,00 TL para benim paramdır… “şeklinde kaçamaklı inkar içeren savunmalarda bulunduğu belirlenmiştir.

4. Mağdur R.K.’un ve tanık A.Y.Y.’ın aşamalarda katılanın beyanını destekleyen beyanlarda bulunduğu anlaşılmıştır.

5. Mağdur …’nın beyanları dava dosyasında mevcuttur.

6. Kolluğun düzenlediği 18.11.2014 tarihli olay yakalama ve teşhis tutanağı dava dosyasında mevcuttur.

7. Sanığın adli sicil kaydı dava dosyasına eklenmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
1. Suç Vasfında Hataya Düşüldüğüne,Yağma Suçundan Beraat Kararı Verilmesine İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden,
Zilyedin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla olduğu yerden alınması hırsızlık suçunu oluşturur.
Yağma suçu, hırsızlığın zor kullanılmak suretiyle gerçekleştirilme halidir.
Yağma, başkasının zilyetliğindeki taşınabilir bir malı, zilyedin rızası olmaksızın faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınmasıdır.
Cebir veya tehdit, ”yaşam hakkı, vücut dokunulmazlığı, cinsel dokunulmazlık ve malvarlığı hakkı” şeklindeki hukuki değerlere yönelik olmalıdır.
Yağma icrai kuvvetle işlenebilen bir suç tipidir. Kullanılan cebir ve tehditin kişinin malı teslim etmeye veya alınmasına ses çıkarmamaya elverişli olmalıdır.
Cebir-şiddet, mağduru, men ederek ve zorlayarak, failin istediği davranışa sokacak fiillerdir.
Anılan açıklamalar ışığında somut olayımıza gelince;
Sanık hakkında iftirada bulunması için aralarında herhangi bir neden ve husumet tespit edilemeyen katılanın olayın hemen sonrası sıcağı sıcağına alınan beyanı, mağdur R.K.’un ve tanık A.Y.Y.’ın beyanları, mağdur S.R.’nın beyanları, sanığın savunması ile olay ve olgular bölümünde gösterilen diğer deliller karşısında; katılanın alkolün etkisi ile sanığa karşı koymaya çalıştığı ancak; sanığın katılanın direncini hemen kırdığı bu sayede silahı kolaylıkla üzerinden çekip aldığı, sonrasında silah elinde iken katılanın üstünü arayarak parasını, cep telefonunu alarak olay yerinden uzaklaşmak istediği, mağdur R.K.’un “polisin silahını geri ver” demesinin üzerine mağdur R.K.’u başından yaralayarak kaçtığının sabit olduğu anlaşılmakla sanığın eyleminin yağma suçunu oluşturduğunu kabul eden ilk derece mahkemesinin suç vasfının tayininde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Teşebbüs Hükümlerinin Uygulanması Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden,
Yargıtay uygulamalarında da dayanılan “sahip olma teorisi” nin savunduğu gibi Mağdurun hakimiyet alanından çıkıp failin veya üçüncü kişilerin hakimiyet alanına girmesi ile eylem tamamlanır. Diğer bir deyişle mağdurun hakimiyet alanın bittiği yerde failin veya üçüncü kişilerin hakimiyet alanı başlayacağından mağdurun hakimiyet alanından çıktığı anda hırsızlık fiili tamamlanmış olacaktır. Sanık eşyayı aldıktan sonra müdahale imkanı olacak şekilde kesintisiz, sıcak takip sonucu yakalanmış ise eylem teşebbüs aşamasında kalacak yoksa tamamlanmış olacaktır. Bu yakalama mesafesinin eşyanın alındığı yere olan uzaklığının çok da önemi yoktur. Olayımızda sanık katılanın yanından ayrıldıktan sonra her hangi bir kesintisiz, sıcak takip olmaksızın çıkmış, güvenlik güçlerinin silahlı bir kişinin olduğunu ihbar almaları üzerine yolda yakalanmış olduğundan, katılandan alınan malın katılanın hakimiyet alanından çıkarıldıktan sonra, sanığın yakalandığı anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3. Sanığın Alkollü Olması Nedeniyle Ceza İndirimi Uygulanması Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden,
5237 sayılı Kanun’un 34/2. maddesi” İradi olarak alınan alkol veya uyuşturucu madde etkisinde suç işleyen kişi hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.” dikkate alındığında sanık lehine 5237 sayılı Kanun’un 34/1. maddesinin uygulanma koşulları oluşmadığından,
hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

4. Sanığın katılana yönelik nitelikli yağma eyleminde; 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (h) bendini de ihlal ettiğinden birden fazla nitelikli halin ihlali teşdit sebebi olarak değerlendirilerek alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 30.10.2018 tarihli, 2018/2455 Esas, 2018/2480 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Yasa’nın 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Gerekçe bölümünün 4 numaralı bendinde açıklanan eleştiri dışında hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 19.Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

26.04.2023 tarihinde karar verildi.