YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/12412
KARAR NO : 2023/1193
KARAR TARİHİ : 02.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2013/532 E., 2015/241 K.
KARAR : Davanın kısmen kabul, kısmen reddine
Taraflar arasında görülen tapuda taşınmaz tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili ile davalılardan Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı … ve arkadaşları vekili asıl ve birleşen dosyada dava dilekçelerinde; imar ihya, miras ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik hukuksal nedenine dayanarak, mevkii ve sınırları dava dilekçelerinde gösterilen iki parça taşınmazın vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiş; yargılama sırasında asıl davada dava konusu edilen taşınmazla ilgili kadastro tutanağı düzenlenmesi nedeniyle Kadastro Mahkemesine görevsizlik kararı verilmiş, birleşen dava ise tefrik edilerek eldeki 2013/532 Esas sayılı dosya numarasını almış ve yargılamaya bu dosya üzerinden devam edilmiştir.
II. CEVAP
1. Davalılardan Hazine vekili, taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki dere yatağı ve orman sayılan yerlerden olduğunu açıklayarak davanın reddini savunmuş; ayrıca taşınmazların Hazine adına tescilini talep etmiştir.
2. Davalılardan … temsilcisi cevap dilekçesinde, taşınmazların zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
3. Davalılardan Orman İdaresi vekili cevap dilekçesinde, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup zilyetlikle kazanmaya elverişli olmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 28.11.2006 tarihli ve 2003/523 Esas, 2006/608 Karar sayılı kararı ile, zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (8). Hukuk Dairesinin 25.9.2007 tarihli ve 2007/3006 Esas, 2007/5132 Karar sayılı kararıyla araştırma ve incelemenin eksik olduğu gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın bir kısmına ilişkin olarak, zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle, açılan davanın kısmen kabul kısmen reddine, … ili … ilçesi Tekirova Köyünde bulunan ve harita mühendisi … fen bilirkişisi … ve orman yüksek mühendisi . .. tarafından hazırlanan 09.12.2014 tarihli bilirkişi kurulu raporunda A harfi ile krokisinde işaretli 4.386,69 m2 büyüklüğündeki tescil harici alanın davacılar adına eşit paylarla tarla vasfıyla tapuya tesciline, davacıların fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalılardan Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; mahkemece ret kararı verilen alanın da kabul kararı verilen alan ile aynı özellikte olduğunu ve tarım alanı olarak kullanıldığını, ret edilen kısmın da kabulüne karar verilmesi ve davada kabul edilen kısım ile ilgili kendilerine harç yükletilmemesi gerektiğini açıklayarak kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalılardan Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava devam ederken dava konusu taşınmazın bir kısmı ile ilgili olarak Hazine adına tutanak düzenlendiğini ve satış işlemi yapıldığını, bu kısmın miktarının 3.455,51 m2 olup, tescili talep edilen 6,784 m2 yerden bu kısım düşüldüğünde kalan miktarın 3.328,49 m2 iken 4.386,69 m2 lik alanın tesciline karar verildiğini, taşınmazın imar ihya edilmediğini, orman vasfında olduğunu, Hazinenin tescil talebi konusunda bir karar verilmediğini açıklayarak kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz bölümünün orman sayılan yerlerden olup olmadığı sonucuna göre davacılar lehine imar ihya ve eklemeli zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 14, 17 ve Ek 4 üncü maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesi, 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6360 sayılı Kanun) 1 inci maddesi, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi,
3. Değerlendirme
a. Davacılar Vekilinin Temyiz İtirazlarının İncelenmesi:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına, davanın tescil davası olması sebebiyle yasal hasım durumundaki davalılar aleyhine harç ve yargılama gideri yükletilemeyeceğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
b. Davalılardan Hazine Vekilinin Temyiz İtirazlarının İncelenmesi:
1. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, imar-ihya ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal sebeplerine dayalı olarak 4721 sayılı Kanun’un 713/1, 3402 sayılı Kanun’un 14 ve 17 nci maddeleri gereğince açılan tescil isteğine ilişkindir.
2. Hüküm tarihinden önce yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun’un 1 inci maddesi uyarınca büyükşehir belediyesi sınırları tüm ilin idari sınırları olacak şekilde genişletilmiş olduğu halde, İlk Derece Mahkemesince … Büyükşehir Belediye Başkanlığı davaya dahil edilmeden ve taraf koşulu sağlanmaksızın işin esası hakkında karar verilmesi doğru olmamıştır.
3. Diğer taraftan her ne kadar İlk Derece Mahkemesince, 09.12.2014 tarihli bilirkişi kurulu raporunda A harfi ile işaretli 4.386,69 m2 büyüklüğündeki tescil harici alanın davacılar adına eşit paylarla tarla vasfıyla tapuya tesciline karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir.
4. Şöyle ki; çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede ilk orman tahdidi 1941 yılında yapılıp kesinleşmiş; 1744 sayılı Kanunla değişik 6831 sayılı Kanun’un 2 nci madde uygulaması 1975 yılında yapılıp, ekip çalışmaları 30.09.1976 tarihinde, itirazların incelenmesine ilişkin komisyon çalışmaları da 15.06.1982 tarihinde ilan edilmiş; 3302 sayılı Kanunla değişik 6831 sayılı Kanun’un 2/B madde uygulaması 1989 yılında yapılıp, 02.04.1990 tarihinde ilân edilerek dava tarihinden önce kesinleşmiştir.
5. Aynı yerde genel arazi kadastrosu ise 1972 yılında yapılıp, 08.03.1972 ila 07.04.1972 tarihlerinde yapılan askı ilanı sonunda kesinleşmiştir.
6. Ayrıca, 3402 sayılı Kanun’un Ek 4 üncü maddesi uyarınca aplikasyon ve teknik hataların düzeltilmesi işlemi de yapılmıştır.
7. 1941 yılında yapılan orman tahdidinde, dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda 2133 ile başlayıp 2136 ya giden orman sınır noktalarının tarifinde sol taraf şahıs arazileri, sağ taraf ise devlet ormanı olarak tarif edilmiş; davacı tarafından ise dava konusu yerin orman sınır noktaları ile şahıs arazileri arasında kalan tescil harici alan olduğu iddia edilmiştir.
8. İlk Derece Mahkemesince yöreye ait 1941 yılına yakın ve en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı getirtilmemiş, bu belgelerde dava konusu alanın ne şekilde nitelendirildiği belirlenmemiş, tutanaklarda belirtilen orman sınır noktalarının denetimi yapılmamıştır.
9. Aynı şekilde, 2010 yılında yapıldığı belirtilen 3402 sayılı Kanun’un Ek 4 üncü maddesi uyarınca aplikasyon ve teknik hataların düzeltilmesi işlemine ilişkin kayıt ve belgeler de dosyaya celbedilmemiştir.
10. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1941 yılında yapılan orman tahdidine, 1975 yılında yapılan 1744 sayılı Kanunla değişik 6831 sayılı Kanun’un 2 nci madde uygulamasına, 1989 yılında yapılan 3302 sayılı Kanunla değişik 6831 sayılı Kanun’un 2/B madde uygulamasına, 1972 yılında yapılan genel arazi kadastrosuna ve 2010 yılında 3402 sayılı Kanun’un Ek 4 üncü maddesi uyarınca yapılan aplikasyon ve teknik hataların düzeltilmesi işlemine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları, taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği ve tüm kayıt ve belgelerin, yöreye ait 1941 yılına yakın en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planının dosyaya getirtilerek, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi, üç ziraat mühendisi bilirkişi ve bir fen elemanı ile yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
11. Keşifte orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli, tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli, çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilmeli, keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli, 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar ile yörede yapılan ve az yukarıda değinilen işlemler karşısındaki durumu saptanmalı, zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli, toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli, keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli, yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli, taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli, stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun’un 17/2 nci maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.
12. Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı, dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı, yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı, ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun’un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun’un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
13. Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, davalılardan Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A. Davacılar Vekilinin Temyiz İtirazları Yönünden;
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının (V.C.3.a) no.lu bentte yazılı nedenlerle REDDİNE,
B. Davalılardan Hazine Vekilinin Temyiz İtirazları Yönünden;
Davalılardan Hazine vekilinin temyiz itirazlarının (V.C.3.b) no.lu bentte yazılı nedenlerle kabulüyle; İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,02.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.