YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9595
KARAR NO : 2023/2115
KARAR TARİHİ : 28.03.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki takibin iptali istemli şikayetten dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin kabulü ile takibin iptaline karar verilmiştir.
Kararın alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle şikayetin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı borçlu ile alacaklı taraflarca temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Şikayetçi borçlu vekili dava dilekçesinde: 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunun geçici 16. maddesi uyarınca dayanak ilamın kesinleşmeden takibe konulamayacağını, aynı kanunun geçici 6. maddesinin 7. fıkrası uyarınca maktu vekalet ücretinin talep edilebileceğini, nisbi vekalet ücretine ilişkin işlemin ve ilamdaki haklar için ayrı ayrı takip başlatılmasının hukuka aykırı olduğunu iddia ederek takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Alacaklı vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, taraflar arasında icra dosyası yönünden anlaşma sağlandığını, protokol imzalandığını, ilamda taraflara hükmedilen alacakların farklı olduğunu, ayrı ayrı takibe konulmasının yasaya aykırı olmadığını, icra vekalet ücretinin nispi hesaplanması gerektiğini iddia etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takibe dayanak … 1.İdare Mahkemesinin 2020/184 E -2021/254 K sayılı ilamının henüz kesinleşmediği, dayanak ilam ve hükme esas alınan bilirkişi raporu incelendiğinde dayanak ilama konu … İli, … İlçesi, … Mahallesi, 3883 Ada 1parsel sayılı taşınmazın 1956 yılı onaylı 1/5000 ölçekli … Planında sanayi alanı ve yol olarak planlanarak kamusal kullanıma ayrıldığı görülmekle ,dosyadaki bilgi ve belgelere göre taşınmaza 1983 yılı öncesinde al atıldığı anlaşılmakla takip hukuku açısında ilamın kesinleşmesine gerek olmadığının anlaşıldığı, icra vekalet ücretinin maktu olması gerektiği iddiasının incelenmesinde de takip dosyasında nispi vekalet ücreti hesaplandığına dair herhangi bir bilgi veya belge bulunmadığından ve sunulan protokolde icra vekalet ücretinin maktu hesaplanacağı taraflarca kabul edildiğinden vekalet ücretinin maktu hesaplanması gerektiğine yönelik şikayetin kabul edilmediğini, alacaklı tarafından dayanak ilamda alacaklılar lehine hükmedilen kamulaştırmasız el atma bedelleri ve yargılama gideri ile ilam vekalet ücreti ve işlemiş faizler yönünden ayrı ayrı olmak üzere altı ayrı takibin başlatıldığını, ilamdaki haklar için ayrı ayrı takip başlatılmasının sebepsiz zenginleşmeye neden olacağı, hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğurduğunu, ilamın bir bütün olmasına rağmen yasal ve geçerli bir neden olmaksızın ayrı takip başlatmak suretiyle yasalarda belirtilen dürüstlük kuralına uymayarak borçlunun zarara uğramasına neden olduğu gerekçesiyle alacaklının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle şikayetin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Alacaklı vekili istinaf dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, takip dayanağı ilamda taşınmazın davacıların hissesine düşen bedellerinin dava açma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte her bir davacı yönünden bilirkişi raporunda belirtilen sorumluluk miktarlarında davacılara ödenmesine karar verildiği, ilamda hükmedilen asıl alacak yönünden ayrı ayrı takip yapılmasını engelleyen yasa hükmü bulunmadığını iddia ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takibe dayanak ilamda davacılar hakkında ayrı ayrı hüküm kurulmuş olup davanın tarafları arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığından alacaklılar adına ayrı ayrı takip başlatılmasında bir usulsüzlük bulunmadığı, dayanak ilama göre taşınmaza hukuki el atma tarihi 1956 tarihi olup kamulaştırmasız el atma tarihinin 1983 yılından öncesine ait olduğunun anlaşıldığı, bu durumda olayda 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunun geçici 16. maddesinin uygulama yeri bulunmadığı, bu nedenle ilamın takibe konulması için kesinleşmesi gerekmediği, aynı Kanunun geçici 6. maddesinin 7. fıkrası uyarınca el koymaya ilişkin kamulaştırmasız el atma bedellerine ilişkin dava ve takiplerde mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekalet ücretlerinin maktu olarak hesaplanması gerektiği, alacaklı vekilince taraflar arasında protokol düzenlendiği, davanın konusunun kalmadığı ileri sürülmüş ise de her davanın açıldığı tarihteki koşullara ve hukuki duruma göre hükme bağlanması gerektiği gerekçesiyle alacaklının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, şikayetin kısmen kabulü ile takip dosyasında icra vekalet ücretinin maktu olarak hesaplanmasına, sair şikayetlerin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı ile borçlu temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Borçlu vekili temyiz dilekçesinde: ilamın kesinleşmeden takibe konulamayacağını, takipte maktu vekalet ücreti hesaplanması gerektiğini, ilamdaki haklar için ayrı ayrı takip başlatılmasının hukuka aykırı olduğunu iddia ederek Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulmasını talep etmiştir.
Alacaklı vekili temyiz dilekçesinde; icra vekalet ücretinin maktu yada nispi hesaplanması yönünde dosyaya talepte bulunmadıklarını, icra dosyasında nispi vekalet ücreti hesaplandığına dair herhangi bir bilgi yada belge de bulunmadığını, icra dosya hesabının çıkarılması işleminin icra müdürlüğünün görev ve yetkisi dahilinde olduğunu, alacaklı tarafın sebebiyet vermemesi nedeni ile davanın kısmen kabulü ile davacı/borçlu lehine de vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bununla birlikte, takibe konu ilamın niteliği ve takip tarihindeki yasal mevzuat dahilinde icra vekalet ücretinin nispi hesaplanması gerektiğini iddia ederek Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, takibin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2942 sayılı Kanunun geçici 6/7 ve 16. maddeleri, 2004 sayılı İİK’nın 16/2.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraflarca temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Taraflarca temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 179,90’ar TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenlerden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.