YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/15112
KARAR NO : 2021/10072
KARAR TARİHİ : 09.12.2021
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün temyizen tetkiki davacılar vekili ile davalı vekili tarafından talep edilmiş, davalı vekilince de duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 02/11/2021 Salı günü davalı şirket vekili Av. … geldi. Davacılar adına gelen olmadı. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı vekili dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, davacıların murisi ile davalı arasında hayat sigorta poliçesinin düzenlendiğini, murisin poliçe vade tarihi içinde vefat ettiğini açıklayıp poliçe teminat bedeli olan 495.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların murisinin poliçe tanzimi sırasında beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığını, ölüm ile beyan edilmeyen hastalık arasında illiyet bağı bulunduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, beyan edilmeyen hastalık ile ölüm arasında illiyet bağı bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, anılan karara karşı davacılar vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak, davanın kısmen kabulü ile 247.500,00 TL’nin tahsiline karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve HMK 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş ve verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiş olmasına göre davalı vekilinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacılar vekilinin diğer temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede;
2-Dava, hayat sigorta sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davacıların murisi ile davalı arasında 30/05/2014 başlangıç ve 30/05/2015 bitiş tarihli hayat sigorta poliçesi düzenlendiği, murisin 04/11/2014 tarihinde akut miyokard enfarktüsü sonucu hayatını kaybettiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Davacılar tarafından, murisin vefatı üzerine davalıya tazminat talebi ile başvuru yapıldığı, davalı tarafça, davacıların tazminat başvurusunun, sigortalının 2009 yılından itibaren şeker hastalığı olduğu, vefatın bu hastalıkla doğrudan ilişkisi olan kalp krizi sonucu olduğu ve poliçenin düzenlenmesi esnasında hastalığını beyan etmediği gerekçesi ile reddedildiği görülmüştür.
Davacıların murisi ile davalı arasında düzenlenen hayat sigortası başvuru formunun ve bilgilendirme formunun muris tarafından imzalı olduğu, başvuru formunda, murise; kalp krizi, şeker hastalığı, ülser vs. hastalıklarının bulunup bulunmadığına ilişkin yöneltilen soruya “hayır” şeklinde cevap verildiği anlaşılmaktadır.
Davacıların tazminat başvurusu üzerine yapılan yargılamada aralarında kardiyoloji ve dahiliye uzmanının da bulunduğu bilirkişi kurulu raporunda; murisin hastanede akut kalp krizi ve kardiyak arest ile yapılan müdahaleye cevap vermeyerek exitus kabul edildiği, sağlık kayıtlarından 2012 yılından beri diyabetes mellitus şeker hastalığı olduğu, diyabetus mellitusun kalp hastalığı için önemli bir risk faktörü olduğu, hastalığı ile ölümü arasında bağlantı olduğu belirtilmiştir.
Yerel mahkemece, beyan edilmeyen hastalık ile ölüm arasında illiyet bağı bulunduğundan davanın reddine karar verilmiş, anılan karara karşı davacılar vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine bölge adliye mahkemesince; davacıların murisinin poliçenin düzenlenme tarihinden önce şeker hastalığı tanısı ve tedavisi gördüğü ancak ölüm nedeninin kalp krizi olduğu, alınan Adli Tıp raporuna göre şeker hastalığının ölüme neden olan kalp krizine etkisi ve katkısının olduğu ancak bu hastalığın oluşumunda başka faktörler de olduğundan şeker hastalığı ile ölüm nedeni arasında doğrudan illiyet bağı kurulamayacağı, gerek davalı sigortanın bilgilendirme yükümlülüğü konusundaki zaafiyeti ve bu nedenle olumsuz sonuç doğmasındaki kısmen de olsa etkisi gerekse müteveffanın kendisine sorulan sorularla ilgili imza attığı metni detaylı incelememesi ve kasten olduğu ispatlanamayan hatalı beyan ve imzasından doğan sorumluluğunun TTK 1439/2. maddesi uyarınca durumun açıklıkla bilinmesi halinde sigortacı tarafından iki katı oranında prim alınması söz konusu olabileceği, bu olanak ortadan kalkmakla ancak tazminattan o oranda indirim yapılmasının mümkün olması nedeniyle, poliçede belirlenen 495.000,00 TL tazminatın, 1/2 olarak hesaplanan 247.500,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile istinaf başvurusunun kabulü ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Her ne kadar bölge adliye mahkemesince yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetli ise de, tazminattan yapılan indirim oranı dosya kapsamına göre fazladır. Poliçenin tanzim tarihi itibari ile muris tarafından kendisine açıkça sorulmasına rağmen şeker hastası olduğunun beyan edilmemesi doğru beyan yükümlülüğüne aykırılık teşkil etse de, bilirkişilerce şeker hastalığının doğrudan ve en etkili şekilde ölüm üzerinde etkili olduğunun tespit edilememiş olduğu, muriste kalp krizinin gerçekleşmesinde başka bir çok faktörün etkili olduğunun belirtildiği gözetildiğinde tazminattan %50 oranında indirim yapılması somut olaya uygun olmayıp daha az oranda indirim yapılarak karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacılar vekilinin sair temyiz istemlerinin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenler ile davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine, Dairemiz karar örneğinin ise İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, duruşmada vekille temsil olunmayan davacılar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, aşağıda dökümü yazılı 12.679,73 TL kalan harcın temyiz eden davalıdan alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 09/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.